Ege Haberleri

    Mrs.Gourme: Goya'yı yer misiniz?

    Hürriyet Haber
    27.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    GÜNEŞ parlıyor ama ısıtmıyor. Soğuk iliklerimize işledi. Arkadaşım, ‘‘Gel içimizi ısıtacak bir yere gidelim'' dedi. Reyhan Pastanesi'nin karşı sokağında ahşap bir kapıdan küçük ve sevimli kafeye giriyoruz.

    GİRİŞTE bizi tiyatro program dergileri ve günlük gazeteler karşılıyor. Bir yer beğenip oturuyoruz. Sade ahşap dekorasyon insanın içini ısıtıyor. Duvarlarda sevimli aplikler ve çok hoş resimler var. Apliklerden birinden, Türkmen gelinlerinin taktığı karanfil kolyesi sarkıyor. Kendimi tutamayıp gidip kokluyorum. Bu koku sanki beni eski bir dostla buluşturuyor.

    NİYETİMİZ ısınmak ya, oturur oturmaz mönüye bakmadan çorba soruyoruz. Günün çorbası mercimek. Siparişimizi veriyoruz. Az sonra sempatik garsonumuz servislerimizi getiriyor. Dikkatimi, tabağın altına serilen kağıt çekiyor. Masamız birden şiirlerle süsleniyor ve o anda arkadaşımın ‘‘içimizi ısıtmak'' derken ne demek istediğini anlıyorum. ‘‘Düşümde aşk ile karşılaştım./ İnsanı arıyordu./Uyandım, insanla karşılaştım./Aşkı arıyordu.'' Altta bir tane daha; hani Aziz Nesin'in ‘‘Ya zamanından çok erken gelirim/ Dünyaya geldiğim gibi/Ya zamanından çok geç/Seni bu yaşta sevdiğim gibi'' dizeleriyle başlayan ‘‘Bağışla'' adlı şiiri var ya o. Şiirleri okumaya dalmışken çorbalarımız geliyor. Kıvamlı, mercimek lezzetini alabileceğiniz harika bir çorba. Yanında kıtır ekmek. Oysa, şiirler içimizi çoktan ısıttı bile.

    SONRA mönüye bakıyoruz. Güzel bir şaşkınlık daha. Goya, Aziz Nesin, Ayşe Kulin, Milan Kundera gibi isimler. Salatalar, etler, ızgaralar ünlü şairlerin, ressamların ve yazarların isimlerini taşıyor. Bir Goya istiyorum. Arkadaşım Milan Kundera'yı tercih ediyor. Benim salatam, onun şinitzeli adlarına layık bir sunumla geliyor. Keyfini çıkara çıkara yiyoruz. Sohbet ister istemez, şiire, sanata kayıyor. Her güzel şey gibi sonunda yemeklerimiz de bitiyor. Sıcak çikolata ve kahveyle süreyi biraz daha uzatıyoruz. Sonunda hesabı istemek zorunda kalıyoruz. Sürekli gülümseyen garsonumuz masaya Mina Urgan'ın ‘‘Bir Dinazorun Gezileri''ni bırakıyor. Şaşkın şaşkın bir kitaba, bir garsona bakarken, içindeki hesap pusulasını farkediyorum. Hesabın böyle getirilmesi beni anlatamıyacağım kadar mutlu ediyor. İçimi bir coşku dolduruyor. Son günlerin ‘‘best seller''inin içinden 6,5 milyon liralık hesabımı gösteren kağıdı alıyorum. Sonra hafiflemiş, zenginleşmiş, sanki değişmiş gibi CafeBiz'den ayrılıyoruz. Soğuğa çıktığımda beynimde, ‘‘Gerçek değer: Gelmesi boşluk dolduran değil, gitmesi boşluk yaratandır'' sözleri yankılanıyor. CafeBiz gibi gerçek değerleri yaşatmanın güzeli sevenlerin görevi olduğunu düşünüyorum.

    Telefon: 421 03 02

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı