Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mor ve Ötesi ağlak yapmıyor Büyük Düşler kuruyor

Gerçi tahminim odur ki Mor ve Ötesi, bu albümde de ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabilme durumunu yaşayacaktır.

Kimileri tarafından, şarkı sözleri birçok alt metin barındırdığı için ne dediği anlaşılmaz, üstelik gösteriş adına politize, ukalá mı ukalá bir "entel"ler topluluğu; daha küçük kitlelerce tanındıkları günlerden kalma fanlarının bir kısmına göre ise áleme uymuş, popülaritenin dalağını yarmış bir "lale buketi" olarak anılacaktır. Umarım bu durum onları zaman içinde yıldırmaz ve Mor ve Ötesi, tutturdukları müstesna yoldan caymaz. Sağlıklarına duacı bir dinleyici olarak, dileğim budur.

Allah biliyor ya, Mor ve Ötesi’nin beşinci albümü Büyük Düşler’i bir tür endişeyle bekliyordum. Sebep málûm: Mor ve Ötesi başından beri takibinde olduğumuz bir grup. Gerek albümlerini, gerek başka sanatçılarla birlikte yer aldıkları projeler için yaptıkları şarkıları, takdirle izliyoruz.

Üçüncü albümleri Gül Kendine’de iyiden iyiye aşka gelmiştik. Dünya Yalan Söylüyor’da ise ellerimizi havaya kaldırıp pes ettik.

Dünya Yalan Söylüyor’u, çıktığı günden bugüne dek, iki yılı aşkın zamandır, düzenli, gayet de sık aralıklarla dinliyorum. Dimağımda bıraktığı tadından en ufak bir şey kaybetmiş değil.

Böylesi albümler sayılıdır. Kimi şarkılarını hiç bıkmadan bir ömür dinleyeceğiniz albümler vardır ama baştan sona, hiçbir şarkısını atlamadan dinlemekten yorulmayacağınız, o derece seveceğiniz bir albümle karşılaşma ihtimaliniz azdır.

Dünya Yalan Söylüyor, benim için o albümlerden biridir. Ve yine málûmu ilam olacak ama böyle albümlerden sonraki albümler huzura, ekseri hayalkırıklığı olarak gelir.

Öyle ya, adamlar artık olmuştur. Daldan düşme vakti gelmiştir...

İstisnalar kaideyi bozmaz ya; keşke bozsa; önümüz arkamız sağımız solumuz, Mor ve Ötesi gibi gruplarla dolsa diye şöyle bir keşkeledikten de sonra, henüz edinmemiş olanlara duyuralım. Büyük Düşler, bu mánáda kesinlikle müstesna bir albüm...

Başından sonuna kadar, bir an önce tekrar başa sarma telaşıyla dinlenen bir güzellik.

Ayıp Olmaz Mı’yı dinlerken bir an önce Küçük Sevgilim’e ya da Çocuklar ve Hayvanlar’a ulaşmayı diliyor, onlara geldiğinizde tekrar Kördüğüm’e ya da Kış Geliyor’a dönmek için sabırsızlanıyorsunuz. Ben öyle bir şarkı oburu kafası kopmuş aç tavuk modeli takılıyorum en azından.

ZOMBİYE DÖNMÜŞ ŞİRKET İNSANLARI

Harun Tekin, Kerem Kabadayı, Burak Güven ve Kerem Özyeğen’den oluşan Mor ve Ötesi, Büyük Düşler’in çıkış şarkısı ve ilk klip parçası olarak Şirket’te karar kılmış. Kimileri, bu şarkının tercih edilmesine akıl erdiremese de 13 senelik meslek hayatını bir plaza faresi olarak tüketmiş şahsım için, takdir edersiniz ki gayet isabetli bir seçim...

Gürcan Kelek’in yönetmenliğinde, görüntü yönetmenliği Gökhan Atılmış üstlendiği hálde, İstanbul’daki büyük bir alışveriş merkezinde çekilmiş klipte, zombiye dönmüş "şirket insanları"nı izliyoruz. Makineleşmiş bir tempoda oraya buraya koşuşturuyorlar diyeceğim ama ona da ne kadar koşuşturmak denilebilir tartışılır tabii...

Bültende de belirtildiği üzre, 70-80’li yılların düşük bütçeli korku filmlerinden esinlenilmiş... Klipte "albümün kapak ve kitapçık tasarımında da gördüğümüz, şarkıyla aynı ismi taşıyan, altı kollu, kimi eldivenli, kimi ojeli ellerinde aynı anda muhtelif silahlar, dolar banknotları, telsiz ve çanta taşıyan, cinsiyeti belirsiz yaratığın" da dahil olduğu 25 kişilik bir oyuncu kadrosu rol alıyor.

Bu arada, bu satırların yazarı, o 25 kişilik kadroda yer alan kişilerden biriyle aynı binada çalışıyor (Hayır, yaratık olan değil Allah’tan; altı üstü zombi kadrosundan!!!) ve bir yandan kıkırdayıp bir yandan mánásızca ürpermekten kendini alamıyor.

Bizim zavallı zombiler, bir şirketin şuursuz dişlileri olarak dönenirken, Mor ve Ötesi, bir yandan enstrümanlarını konuşturup bir yandan şarkısını söylüyor:

"Adını bile soramam / Maksadımı aşamam / Şiddetin meşru háline / Bakıp ağlayamam / Ne kadar güzel / Ne kadar sıcak / Ne kadar yakın / O kadar uzak / Şirket mirket anlamam / Anlasam da anlamam / Bana saldırıyorsa / Gözünün yaşına bakamam / Adaleti sarmış / Kumandalı bir cinnet / Vahşeti gördüm, korkmadım / Hasar yok içimde / Maske takmadan üstüme gelmek zor muydu? / Adı olmayanların sesi de yok mu?"

YÜREKLERİNE SAĞLIK ÖTESİ YOK

Alper Bahçekapılı’nın kaleme aldığı, kapak olan Rolling Stone makalesinde Kerem Kabadayı, bazılarına neden "yapmacık" geldiklerini şöyle açıklıyor:

"Türkiye’de özellikle bizim kuşağımızdaki insanların politik olanın tanımıyla ilgili büyük bir cehalet içerisinde olduğunu düşünüyorum. Gündelik hayattaki, insan vücudundaki politikayı görmezden gelmiş bir şekilde yetişiyor kuşaklar. Bunun aksi yönünde bir bilinçlenme ve topladığın birikimi insanlarla paylaşma çabası en iyi ihtimalle ’Bunlar da böyle kendi aralarında konuşuyorlar işte; bir şeyler parçalıyorlar’la karşılık buluyor. En kötü ihtimalle ise ’Mor ve Ötesi ukalá’ deniyor. Çünkü oradan yine Türkiye’deki baskın kültüre bağlanıyor hikáye. Türkiye’de bir şeyleri birazcık bilip paylaşan insanlar, 1980 sonrasındaki zaman diliminde ’entel’ olarak etiketlenip aşağılanıyor. Düzgün yaşamak aşağılanıyor. Kendine odaklı bilinç göklere çıkarılıyor. Biz bunu paylaşamayan dört insanız ve biraz da bu yüzden bir grubumuz var."

Yine Bahçekapılı’nın makaleyi bağlarken dediği gibi, Mor ve Ötesi elemanları, ilgili, dikkatli ve farkında oldukları olaylardan rahatsızlar. Ve Büyük Düşler’ini hayata geçirme yolunda rahatsızlıklarını da oturup ağlamak yerine, müzik yaparak dile getiriyorlar.

Beyinlerine, yüreklerine sağlık. Ötesi yok.
X