Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Montrachet gezegeninden dünyaya dönüş

Drake Beach bir cennet parçası. Koruma altındaki Point Reyes Sahili’nde doğanın bonkör davrandığı bir köşe. Kumsal güneye baktığından Pasifik’in yırtıcılığı yerini makul dalgalara bırakıyor. Taze, yerel malzemelerle leziz tabaklar sunan bir kafe var. Okyanusa nazır masalara kurulduk, hafif acılı, bol domatesli balık çorbalarımız geldiğinde Domaine Cordier’den Mâcon Terroir de Charnay açtırdık.

Bir düzine Montrachet benzeri gerçek dünyadan kopuk bir tadım ayaklarımı yerden kestiğinde, gündelik şaraplara dönebilmekte zorlanıyorum. Teselliyi şarabın günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu hatırlatan, ayakları yere basan ortamlarda buluyorum. Geçen pazar asmada kalan son üzümleri bayram ettiren, yazın son sıcak çırpınışlarından fazlasıyla nasibini alan bir gündü. Şehir içlerini, bağları 40 dereceyi aşan bir sıcak kaplarken soluğu serin bir kumsalda aldık.
El üstünde tuttuğum gurme yaşam dergilerinden Saveur’un bu ayki sayısında ünlü İtalyan opera bestecisi Giuseppe Verdi ile ilgili ilginç bir yazı var. Klasik müzik dehasının yanı sıra Verdi gerçek bir gastronom olarak da yaşamış aynı zamanda. Peynirlerin kralı Parmigiano-Reggiano ve Proscuitto gibi hazineleri ile meşhur Parma’dan lokantacı bir ailenin oğlu olan Verdi için eşi “bir de onu bestelediği enfes risotto alla
Milanese ile tanısalardı” yazmış bir mektubunda.
RAVELLO’DAKİ O TERAS
Leningrad’a 1862 yılında düzenlenen turnesinde trenin bir vagonunu tamamen peynir, jambon, Bordeaux kırmızıları ve Şampanya ile dolduran Verdi şahane bestelerinde hayatın bu tür inceliklerinden ilham almış olsa gerek. Onun insan gibi yaşamayı bildiğine bir de Amalfi sahilinde şahit olmuştum. Ravello köyünün en güzel bahçelerinden birine sahip Villa Rufulo’yu ziyaret ettiğinde nice operayı bestelediği nefes kesen Akdeniz manzaralı teras aklımdan hiç çıkmıyor. İşte kumsal yolunda bunlar geçiyordu aklımdan.
Drake Beach bir cennet parçası. Koruma altındaki Point Reyes Sahili’nde doğanın bonkör davrandığı bir köşe. Kumsal güneye baktığından Pasifik’in yırtıcılığı yerini makul dalgalara bırakıyor. Ulaşımı son derece kolay, ziyaretçi merkezinde ufak bir müzenin yanı sıra taze, yerel malzemelerle leziz tabaklar sunan bir de kafe var. Okyanusa nazır masalarda kendi şarabınızı kafenin kadehleriyle yudumlayabiliyorsunuz.
Hafif acılı, bol domatesli balık çorbalarımız geldiğinde açtığımız Domaine Cordier’den Mâcon Terroir de Charnay’in bir hafta öncesinden damağımdaki izi bir türlü gitmeyen Montrachet’lerle bir çift ortak yönü bile var. Montrachet’de Mâcon’da Burgonya’nın asıl beyazı Chardonnay üzümünden. Biri en aristokratik yorumu, diğeri halka inen cinsten. Biri başlı başına bir öğün zenginliğinde, diğeri kimseye ne bir zararı ne de bir faydası dokunmadan acılı çorbaya entegre olup susuzluk giderenlerden.
TAKO VE QUESADILLA
Ardından siyah morina balıklı tacolar ve füme somonlu quesadilla geldi. Kaliforniya sahillerinde olup da Meksika mutfağı etkisinden uzak durmak zor haliyle. Yumuşacık mısır tortillası ile bol domates soslu iri balık parçalarını buluşturan tacolar nefisti. Quesadilla için ise aynı şeyi söyleyemem. Erimiş peynir kapari çiçeğinin keskin tuzunu ve ince kıyım kırmızı soğanın acısını dengelemekte zorlandığından Mâcon yangın söndürücü misali imdada yetişip hızlıca bitiverdi.
Kolej arkadaşlarım ve çoluk çocuklu aileleri aramıza katıldıkça iki şişeyle daha devam ettik öğleden sonra. Az kuzeyden Rus Nehri Vadisi şaraphanelerinden Fanucchi, kaybolmuş bir beyaz Fransız üzümü Trousseau Gris ile bölgede adını duyurmakta. Kökeni Alsas sanılan bu sıradışı türe kolay kolay dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmıyor. Rieslingi anımsatan aromatik özellikleri ve az biraz çıtır gazlılığıyla kendine özgü bu beyazı İspanya’dan Borsao’nun Garnacha Rosado’su izledi.
Küçük çocuklar deniz suyuyla dolu şişme havuzlarıyla yetinirken biz büyük çocuklar, üç kırkına merdiven dayamış işadamı, buz kesen sularda saatlerce dalgalarla boğuştuk. Onca şaraptan sonra hırçın deniz ilaç gibi geldi. Gerçek dostlarla dünyevi bir günü kapatırken damağım Montrachet gezegeninden çoktan dönmüştü.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI