Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mod'ankara

İŞ güç koşturmaca, kış çok uzun, yaz çok sıcak derken bir ramazan daha geldi çattı…

Ne güzel sofralara lezzet, bereket de geliyor. Gerçi günler çok uzun, hava çok sıcak. Oruç tutmak bu sıcakta pek de kolay olmayacak. Benim çocukluğumdaki yaz ramazanlarının birinde annemleri razı ederek tuttuğum oruçta dilim damağım kurumuştu iftar saatine yakın. Onun için bolca su içmeli iftarda ve sonrasında. Ben siz bu satırları okurken New York’ta olacağım. Oğlanların yaz okulu için orada bir ev kiraladık. Kuzenim Filiz ile kızı da geliyor, çoluk çocuk hep birlikte bir süre New York’tayız. Öte yandan eş dost bir araya gelip keyifle yapılacak iftarları kaçıracağıma da yanıyorum doğrusu.

Bizim mutfağımız çok zengin

Nasıl zevkle hazırlanır şimdi o sofralar… O kadar zengin ki mutfağımız, sayısız seçenek içinden karar veremez insan. Dünyada bir çok yer gördüm mesleğim icabı. Her gittiğim yerde de mutfakları detaylı inceledim. Ama hiçbir yerde bizim mutfağımızın lezzetini zenginliğini göremedim. Çoğu kez de konuşulur bu Türk mutfağının yeterince tanınmadığı, bir türlü marka olamadığı konusu. Sevgili İzzet Çapa da konuk olduğu bir TV programında bu konuyu gündeme getirmiş.
Gurmelerimize de sormuşlar Türk mutfağının neden marka olamadığını, hepsi de çok güzel yanıtlamış.

Devlet tarafından tanıtılmıyor

Turistlere her şey dahil tatil köylerinde sunulan açık büfe yemekler Türk mutfağı sanılıyor. Diğer dünya mutfaklarının aksine Türk mutfağı devlet tarafından tanıtılmıyor, eğitimi verilmiyor. Tariflerimiz tarih içinde kaybolmuş, tam anlamıyla korunmamış, yaşatılmamış. Mutfak, gerçekten bir yaşam tarzı, bir kültürün en önemli belirleyici noktasıdır. Bir ülkenin mutfağının tanınması için öncelikle tüm kültürünün, tarihinin, duruşunun tanınması gerekir. Tamamen özdeşleşmiştir çünkü mutfak o ülkenin yaşam tarzıyla.

Kültür ve mutfak birlikteliği

İtalyan mutfağı deyince insanın aklına pizza ve makarna gelir. Kocaman aileler, cana yakın sohbetler, büyük masa başında geçirilen keyifli saatlerde yenir pizzalar. İtalyanların bir imajı vardır tüm dünyada, şıktırlar tarz sahibidirler ve de çok sıcakkanlıdırlar. Mutfakları da bunu yansıtır. Bolca hamur işleri, eğlenceli yemekler… Fransız mutfağının insana ilk çağrıştırdığı asilliktir. Kıpkırmızı az pişmiş etin, tereyağının, sert kabuklu beyaz baget ekmeğinin zarif ve güzel Fransız kadınları tarafından tüketildiğine inanamaz insan. Küçücük bir Fransız kasabasının meydanındaki üç masalı restoranda bile bembeyaz kolalı masa örtülerinde sessizce, yavaş yavaş, saatlerce yenir yemekler. Yemeğe eşlik eden müzikten servis yapan garsona kadar her noktada bir ahenk ve zarafet vardır.

Özensiz sunumlar yapıyoruz

Bize gelince, mutfağımızı tatil köylerindeki kişiliksiz açık büfe menülerle tanıtıyoruz gelen turistlere. Bir önceki günden kalma salamlar hemen İtalyan salatası yapılır, patatesler hemen mayoneze bulanır her şey birbiri içine katılır ve metrelerce uzun sözde “çok zengin” bir büfe hazırlanıyor. Ya da Avrupa’nın çeşitli yerlerinde döner satan dükkanlara bakın. Özünden kopmuş, sadece para kazanmaya yönelik özensiz sunumlarla dolu. Hoş zaten dönerimizi de Yunanlılara kaptırdık. Dolmamız da gitti elden. Buradaki süpermarketlerde bizim yoğurdumuzu “Greek Yoghurt” diye satıyorlar. Bir iki tanesi hariç Türk Mutfağı diye ortaya çıkan restoranlar çok özensiz. Niye mutfağımızı marka yapamadığımız ortada. Bu işi sahiplenen ve gerçekten yapmak isteyen insanlar gerçek anlamıyla ortaya koyacaklar lezzeti, sunumu, misafirperverliği. Devlet de destek olacak. Bu işe emek ve para harcanacak. O zaman olacak işte mutfağımız evrensel bir marka.

Gençlerimiz tanıtacak

Bizler de daha çok çalışacağız. “GELECEĞİM PARLAK, KARİYERİM MUTFAK” tırı Anadolu’da gastronomiye ilgi duyan gençlere mutfağı sevdirmeye devam edecek Eylül’den itibaren. Duymayan, bilmeyen gençlerimize bu dünyayı tanıtmaya devam edeceğiz. Sektöre daha eğitimli, ilgili, istekli gençler kazandıracağız. O gençler de New York’a, Paris ‘e, Londra’ya gidip mutfağımızı doğru tanıtacaklar, anlatacaklar. Masalardaki vazolarda taptaze lalelerin olduğu restoranlarda “İmam Bayıldı”yı incecik porselen tabaklarda servis edecekler… Bereketli hayırlı nice güzel Ramazanlara…

X