Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mızrak dokununca

YASADIŞI yollarla insanların telefonları dinlenip, bazen de özel hayatları ortalığa dökülünce duymazdan gelen, en azından “yaratandan ötürü” sevdiği insanların bile “Anayasa gereğince korunması gereken kişilik hakları var” demeyen Başbakan da böyle bir saldırının hedefi olunca hükümet lütfen kımıldadı.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in verdiği bilgiye göre, bu konularla ilgili cezalar artırılacakmış.

Biliyorsunuz iki hafta kadar önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hem işadamı Remzi Gür’le, hem de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la yaptığı birer telefon konuşmasının kaydı, Türkiye İşçi Partisi’ne yakın bir yayın organı olan Aydınlık Dergisi’nde yayınlanmıştı.


Bu konuşmaları yayınlayan derginin Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ile Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Ufuk Akkay’ın hemen tutuklandıklarını ve “Ergenekoncu” sepetine konduklarını biliyor musunuz?


Bir yanlış eğer Başbakan’ı rahatsız etmiyorsa, onun sürüp gitmesinde sakınca yok. Ama mızrağın ucu ona dokunursa tedbir alınması gerekir diye bir kural var da biz mi bilmiyoruz?


Örneğin bu gazetenin bağlı olduğu Doğan Yayın Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Soner Gedik’le o tariteki Gelirler İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy arasında, içeriği itibariyle herhangi bir bireyle, herhangi bir kamu görevlisi arasında geçmesi çok normal bir “Bizim konuyla ilgili işlemler sonuçlandı mı?” türü -yasadışı yollardan kayda alınmış- bir konuşma basına yansıdığı zaman Başbakan Tayyip Erdoğan ne yönde duyarlılık gösterdi biliyor musunuz?


Şimdi kendisiyle ilgili kayıt nedeniyle söylediği gibi, “failler”in yani kaydı yapanlarla bu kaydı yayınlayanların cezalandırılmasını değil, Vergi İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy’un “cezalandırılmasını” emretti.


Ve Ulusoy da, kendisine yapılan muameleyi hazmedemediği için, devlet hizmetinden tümüyle çekildi.


Başbakan
hadi orada hislerine mağlup oldu diyelim. Öyle ya konunun içinde, daha önce “hortumcu, rantçı” ilan ettiği ama iddiasını kanıtlayacak bir şey ortaya koyamadığı bir yayın grubu vardı.


Peki “Emekli orgeneral bilmem kimin, arkadaşıyla konuşması” diye yapılan yayınlar, onunla kalmayıp emekli general eşlerinin konuşmalarını tespit edip yedi cihana ilan edenler hakkında Başbakan veya bu iktidarın Adalet Bakanı sıfatını taşımış yetkilileri neden en azından “kötüleyici” bir çift laf etmemişler?

Onları da yok sayın... Yargıçlar, yargıçlar hakkında -bizzat Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in değerlendirmesiyle- “hukuk dışı” işlem yaparak “gizli dinleme” kararı veriyor. Ama dün basına bu konularda açıklama yapan Adalet Bakanı Sadullah Ergin o işlemlerde hiçbir “hukuk dışılık” görmüyor olmalı ki, “şeklen” yasaya uygunluğu savunuyor.


İşte bu zihniyetin bizim -yani yaratan tarafından yaratıldığımız için sevilmeyi bekleyen bireylerin- hukukumuzu koruyacaklarını umalım. İnşallah bu yasadışı uygulamalar için ağır yaptırımlar getirirler de rahat ederiz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI