Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mızrak çuvala girmiyor

Oktay EKŞİ

Yanlışta ısrar etmek kimsenin işine yaramıyor:

Ekranlara, ‘‘Seçimde siyasi propaganda niteliğinde yayın yapılamaz’’ yasağını koyan Yüksek Seçim Kurulu adına Başkan Tufan Algan'ın dün yaptığı gibi.

Sayın Başkan, kendi kararlarındaki yanlışı görmezden gelmiş. Radyo ve televizyon kanallarını ‘‘kapatılırız’’ korkusuna düşüren kararın tüm faturasını Radyo Televizyon Üst Kurulu'na (RTÜK'e) çıkartmış.

Oysa bir kere daha tekrar ediyoruz: Yüksek Seçim Kurulu'nun kararı yanlış. Çünkü Yüksek Kurul, mevcut yasa hükmünü -aşağıda bir kere daha anlatacağımız gibi- tersinden okumuş.

Olay kısaca şu:

RTÜK yasasının bir hükmü, oy verme gününe bir hafta kala (11 Nisan 199'dan itibaren) ‘‘haber, röportaj gibi programlar veya reklamlar yoluyla yapılan (propaganda amaçlı) yayınları’’ yasaklıyordu.

Yüksek Seçim Kurulu, hiç ilgisi yokken bu yasağı bu defa seçimin başlangıç tarihinden yani 4 Ocak 1999'dan itibaren başlattı. Yani bu yönde karar verdi. Ama o kararı RTÜK uygulamaya kalkınca da kıyamet koptu.

O nedenle yasağı da, sansürü de koyan Yüksek Seçim Kurulu'dur, başkası değil.

Bir noktayı vurgulayalım da söze sonra devam edelim:

Bu durumda Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Kutlu Savaş'a düşen, derhal Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ile temas kurup, yapılan yanlışın dal budak salmadan düzeltilmesini sağlamaktı. Eğer temas aramadıysa Kutlu Savaş ayıp etmiş.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Tufan Algan, yukarıda ortaya koymaya çalıştığımız gerçeğe rağmen dün, başında bulunduğu kurulu savunurken, ilginç laflar da etmiş. Örneğin, ‘‘Hükümet icraatının haber niteliğinde gündeme gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Burada medyanın haberi veriş tarzı önemlidir. Haber bir yönlendirme süretiyle veriliyorsa, belli bir propaganda amacına yönelik haber veriliyorsa bu yanlıştır’’ demiş. Ardından da ‘‘yalan haber, hakaret, iftira, kamuoyunun yanlış yönlendirilmesinin yasaklar kapsamına girdiğini ve cezai müeyyide uygulanması gerektiğini’’ söylemiş. Ve en önemlisi Algan, ‘‘RTÜK'ün bu kişiler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunması gerektiğini’’ de ileri sürmüş.

Biz doğrusu Sayın Algan'ın var gibi gösterdiği bu yasakları nereden çıkardığını ve RTÜK'e ‘‘Savcılığa ihbarda bulunma’’ görevini hangi yetkiyle verdiğini anlayamadık. Çünkü ilgili yasada buna ilişkin hüküm bulamadık.

Sayın Algan kendi kararlarının ‘‘yasakçı’’ değil, ‘‘düzenleyici’’ olduğunu söylüyor ve ‘‘siyasi partilerle adaylar arasında fırsat eşitliği sağlamayı’’ amaçladığını vurguluyor.

Sayın Algan ve Yüksek Seçim Kurulu asıl, radyo ve televizyonlardaki ‘‘paralı propaganda’’ yayınlarının eşitliği bozduğunu ve asıl büyük rezaletin orada yaşandığını görmüyor mu?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI