"Yaşar Sökmensüer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yaşar Sökmensüer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yaşar Sökmensüer

Mizahın izahı ders olmalı

DÜN mizahtan alay etmeyi, hatta “ötekileştirme”yi anlayan bir geleneğimiz olduğundan söz etmiştim.

Gözlük takana, anında “dörtgöz” etiketini yapıştırmak gibi...
Hani belki çocuklukta olur da böyle şeyler, koca koca adamların/yazarların birbirine liboş filan adını takıp, satırarasından kahkaha yuvarlaması hala kara mizahıdır bu ülkenin.

* * *

“Taklit” de çoğu kez mizahımızın en kestirme alay pandomimidir, her devirde. Gücünü de etnisiteye dayalı, gerektiğinde küçültücü “şive taklidi” ile pekiştirir.
Ve atılan kahkahalar, “grup dili” olur, aynı cümleyi kurar:
“Sen bizden değilsin...”
 “Taklitlerinden sakınınız” sloganını, “Alaycı taklitten sakınınız”a dönüştürmenin zamanı gelmiş de, geçmektedir.
Çünkü bir çoğu, hurda “mizah” anlayışına sırtını dayayan “ötekileştirme”, aşağılama vesileleridir.
Ve çocuklar evde, mahallade, okulda bu “müfredat”tan geçerek büyür.
Yapması da kolaydır, “gelenek”e, dünya görüşüne yaslanıp hoşgörülmesi de...
Bir spor gazetesinin AMK adıyla çıkması, bu elverişli zemine ayak basıp tiraj arayışıdır özünde.
Cinsiyete, cinsel tercihe, etnik kökene, dine, azınlığa-çoğunluğa, her “farklı”ya karşı ayrı ayrı üretilmiş “zengin” bir “mizah”, atasözü, deyim, argo dağarcığı vardır bu memleketin.
Onun için (de) çoğu kez yoksuldur, komedi filmlerimiz.

* * *

Homofobik, zenofobik espriler, etnisiteye, mizojiniye dayalı aşağılayıcı fıkralar bir kuşağın “mizah maarifi”dir, çünkü.
Stereo tip yaratmanın en yaygın, en bereketli, en kolay yolu da bu patikalardan geçer.
Basit bir espriyle genelleştirilen yargı, bir çok insanın kafasına “fotoğraf” olarak yerleşir.
Gülümsettiği için de, zehirini kısa sürede elevermez.

* * *

Üstelik esprilere, fıkralara konu olan “stereo tip”i değiştirerek, lazsa yerine kürt, kadınsa yerine eşcinsel koymak, espriyi dönüştürerek yeniden üretmek de geniş bir “kullanışlılık” sağlar.
Tersinden baktığımızda da, mizaha karşı özürlüyüz vesselam.
Bir başbakanın, politikacıların hemen her türlü mizahı kendine hakaret addedip yargıya koşturması, karikatürü tam donanımlı bir tehdit olarak algılaması da, madalyonun öbür yüzüdür.
Ki, bu da toplumsal hoşgörü eşiğini bir inceleme konusu olarak koyar önümüze...

* * *

Mizahın ne olmadığını anlamak da, ne olduğunu anlamak da yaman iş hala bu ülkede.
Mizahın izahı, ders olarak mı okutulmalı?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI