Gündem Haberleri

GÜNDEM

    'MİT'teki istihbarat darbe değildi'

    Umut ERDEM / ANKARA
    30.05.2017 - 23:14 | Son Güncelleme: 30.05.2017 - 23:14

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun “MİT’ten size ulaşan istihbarat darbe girişimi kuşkusu mu yoksa MİT’e operasyon muydu” sorusuna “MİT’ten gelen istihbaratta darbe söz konusu olmayıp Müsteşar’a operasyonla ilgiliydi” yanıtını verdi. Akar, komisyonun kendisine yolladığı 10 soruya ilgili özetle şu açıklamaları yaptı:

    MİT MÜSTEŞARI’NI DAVET ETTİM
    “15 Temmuz öğleden sonra makam odasında çalışırken, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler gelerek; MİT Müsteşarı’nın kendisini aradığını, bir binbaşının Müsteşarlığa gidip bir takım bilgiler verdiğini anlattığını, daha sonra, MİT Müsteşar Yardımcısı’nın Genelkurmay’a geldiğini, binbaşının ‘O gece bir faaliyet olacağını ve MİT Müsteşarı’nın alınacağını bildirdiğini’ söyledi. Derhal MİT Müsteşarı’nı arayarak Genelkurmay’a davet ettim. MİT Müsteşarı; bir Kara Pilot Binbaşı’nın gelerek ‘Beni dün izinden çağırdılar. Bu sabah birliğime katıldım. Önce tabur komutanımla görüştüm. Sonra birlikte bir albayın yanına gittik. Albay ‘Bu gece bir uçuşumuz olacak ve sonunda da Hakan Fidan’ı alacağız dedi’ sözlerini aktardı. İhbar edilen olayın daha büyük bir planın parçası olabileceği mütalaa edildi. Saat 18.30’da Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi’ne (SKKHM) ‘havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da izin verilmemesi’ direktifini verdim.

    CUMHURBAŞKANI’NI BİLGİLENDİRME
    MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanı’nı bilgilendirmek istediğini söyledi. Müteakiben Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanı’na derhal; Kurmay Başkanı İhsan Uyar Paşa ile gerekiyorsa olay yerinde tutuklama veya gözaltı yapılması için Adli Müşavir ve Merkez Komutanlığı’ndan personel de alarak Kara Havacılık Komutanlığı’na gitmesini, şüphe uyandırmadan başka bir gerekçe göstererek hangarlarda uçakların ve helikopterlerin durumuna bakmasını, gelen istihbaratın doğruluğunu tetkik etmesini ve gerekli gördüğü her tedbiri almasını emrettim. Bu ihbar en başından itibaren çok ciddi bir şekilde ele alınmış ve gerekli tedbirlerin tereddütsüz icra edilmesi sağlanmıştır. Bu tedbirlerden dolayıdır ki, hainler paniğe kapılarak, geç saatlerde yapmayı (saat 03.00) planladıkları işi öne almak suretiyle erkenden ifşa olmuşlar ve böylelikle darbe girişiminin akamete uğramasındaki önemli bir faktör gerçekleşmiştir.

    DAHA BÜYÜK BİR PLANLAMA ŞÜPHESİ
    MİT’ten gelen istihbaratta darbe söz konusu olmayıp MİT Müsteşarı’na karşı yapılacağı iddia edilen bir operasyon ile ilgiliydi. Ancak son zamanlarda adam kaçırma, suikast gibi duyumlar alınmaktaydı. Bu duyumlarla ihbar konusu olay birlikte değerlendirildiğinde daha büyük bir planlama olabileceği şüphesiyle yukarıda belirtilen tedbirler alınmıştır.

    15 Temmuz 2016 günü, verilen emir ile o an havada bulunan uçak ve helikopterler (33 uçak ve helikopter) gecikmeksizin meydanlarına indirilmiştir. Saat 18.30’da SKKHM’ye verdiğim emir 19.06’da ilgili harekât merkezlerine ve bizzat İstanbul’da bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’a da ulaşmış ve 19.26 itibariyle işlemler tamamlanmıştır. Direktifin, Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı’na zamanında iletilmesi konusunda tereddüt bulunmamaktadır.

    AĞZI KÖR BİR KOMANDO BIÇAĞIYLA...
    Odamda çalışmakta iken zorla alıkonuldum... Plastik kelepçe özellikle sol bileğimi aşırı sıktı ve yaraladı. Tahminen Mehmet Dişli’nin onayıyla ağzı kör bir komando bıçağı ile kelepçeyi kesmeye çalıştılar. Darbe girişiminin başladığı saatten itibaren hiçbir pazarlık söz konusu olmadı. Hatta emir subayımın alnıma silah dayadığı anda dahi inandıklarımı telkin ettim. Sayın Cumhurbaşkanımızın Atatürk Havalimanı’nda toplanan kalabalığa canlı yayında yapmış oldukları hitabın, darbeci hainlerin bütün ümitlerini yok ettiğini değerlendiriyorum.

    BENİ BAŞBAKAN İLE GÖRÜŞTÜRDÜLER
    Darbecilere sabah 08.00 civarında ‘Kendilerinin battığını, bir erkeklik yapıp bu rezaleti durdurmalarını...’ ifade ettim. Başarılı olamayacaklarını anlayan darbeciler, cep telefonu vasıtasıyla beni Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Sayın Başbakanımıza hiçbir pazarlık söz konusu olmadan, savcı, polis ve inzibata teslim olacaklarını kabul ettiklerini söyledim. Üssün bombalanmaya başlamasıyla birlikte darbeciler beni serbest bırakmaya mecbur kalmışlar ve bir helikopterle Başbakanlığa götürmüşlerdir.”

    MEHMET DİŞLİ'YE 'SEN DE KAL' DEDİM
    (Komisyonun sorusundaki ‘Akıncı Üssü’nden helikopterle Çankaya Köşkü’ne geldiğinizde yanınızda darbeci General Mehmet Dişli’nin de bulunduğu görülmektedir. Dişli, ifadesinde ‘Ben başından itibaren Sayın Genelkurmay Başkanı’nın yanındaydım. Bu işin tarafı değil mağduruyum. Sonuna kadar beraber krizi yönettik’ diyor’ ifadesine ilişkin)

    MİTteki istihbarat darbe değildi

    Bir cep telefonu getirip beni Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Daha sonra bir araçla helikopter pistine gittik. İşaret ettikleri bir helikopteri çalıştırdılar. Fakat içlerinden birisi “üsten kalkan helikopterlere ateş edilebileceğini” söyleyince, “Genelkurmay Başkanı’nın içerisinde olduğunun belirtilmesi gerekir” gibi bir şey söylendi. Hatta helikoptere binerken, Mehmet Dişli’ye “Sen de kal” dediğim halde, bu hususu belirterek “ben telefon ile irtibat kuracağım” dedi. Helikopter hareket ederken telefon ile bu durumu bir yerlere iletti. Helikopter havadayken de bir yerler ile irtibat halindeydi. Helikopterin Çankaya Köşkü’nde Başbakanlığa inmesinden sonra Başbakanlık Müsteşarı tarafından karşılandım. Müsteşar Bey ile başbaşa iken, bana peşimden gelenin kim olduğunu sordu, cevaben; Mehmet Dişli olduğunu söyledim ve yaşadığım olayları kısaca özetleyerek onun da gözaltına alınmasının uygun olacağını değerlendirdim. Zaten bilahare gözaltı işlemi yapıldığını öğrendim.

    FETÖ TABİİ Kİ FARK EDİLMİŞTİR
    FETÖ/PDY’nin tarafımızdan fark edilmemesi söz konusu değildir. Tabii ki fark edilmiş ve hatta en üst seviyede risk olarak tanımlanmıştır. Devletin tüm kurumlarına sızarak, işi bir darbe ile seçilmiş hükümeti devirmeye, TSK’yı ve Türkiye’yi kontrol altına alma noktasına getirmeye cüret etmesi pek çok kimsenin beklemediği bir durumdu. Ancak, yakın geçmişteki gelişmelerin (7 Şubat, MİT TIR’ları ve 17-25 Aralık vb.) böyle bir hainliğin varlığının somut bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamasıyla birlikte, tedbirlerimiz tereddütsüz olarak alınmış, TSK’daki hainleri temizleme gayretleri en üst seviyeye çıkarılmıştır. YAŞ’ta değerlendirmeye girecek bütün general/amiraller, tüm kurmay ve sınıftan albaylar, hassas kaynak ve iltisak araştırması kapsamında MİT’e ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne sorularak devletin ilgili makamlarından elde ettiğimiz bilgilerle kapsamlı, titiz çalışmalar yapılmıştır.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı