"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Mısır’da İslami kıyam mı var?

DÜN sosyal paylaşım siteleri, İslami duyarlılıktakilerin küçük çapta örgütlenmesine sahne oldu.

Siteler “Hadi mücahitler! El birliğiyle Mısır’daki kıyama destek verelim” başlıklı mesajlarla doldu taştı.
Çağrılar sonucu:
Ankara’dakiler Mısır Büyükelçiliği’ne, İstanbul’dakiler de Mısır Konsolosluğu’na yürüdüler.
“Defol mübarek”, “Zulme karşı omuz omza”, “Yaşasın Mısır direnişimiz” sloganları attılar.
Sanki gerçekten de “İslami bir şahlanış” söz konusuymuş gibi...
* * *
Oysa işin aslı şu:
Mısır’da “Müslüman Kardeşler” örgütü sahada değil.
Göstericilerin elinde Seyyid Kutub, Hasan El Benna posterleri yok.
Ünlü İslam fıkıhçısı Kardavi’nin “Mübarek bıraksın” çağrısı dışında İslamcılar sessiz.
Uluslararası bir şahsiyet olan “laik” Baradey, ayaklanmanın liderliğini üstlenmiş durumda.
ABD yönetimi de Mübarek’ten umutsuz. Washington, Mübarek sonrasının planlarını yapıyor.
Mısır’ı elden kaçırmamaya çalışan ABD, statükonun devam etmeyeceğini fark ettiği için, “ılımlılaştırılmış” Müslüman Kardeşler ile Baradey’in ortaklığında bir yönetime şimdiden sıcak bakıyor.
Sözün özü:
Ortada İslami kesimin sandığı gibi bir “Firavun gidiyor/Musa geliyor” durumu yok.
Boşa şahlanılmasa iyi olur.

Yumruk gibi bir film

“Biutiful”, çok etkileyici bir film. Barcelona’da geçiyor.
Ama durun bir dakika!
Barcelona’yı duyunca gevşemeyin hemen.
Bu film bildiğiniz mavi tonlu, romantik Barcelona filmlerinden değil.
Yeni tanışan çiftler, yanılıp da “El ele tutuşup izleriz, ne güzel” falan diye gitmesin sinemaya...
Çünkü filmde Barcelona’nın arka sokakları anlatılıyor.
Acı gerçekleri yüzlere çarparak.
Karında bir yumruk etkisi bırakarak... Mideleri bulandıracak kadar hakiki sahnelerle...
Film için sadece “Barcelona’nın arka sokaklarını anlatıyor” da diyemeyiz.
Çünkü orada durmuyor.
Bir tür bugünün sosyalizmini yapıyor. Derinliği hiç kaybetmeden... Propagandaya zerre kadar yüz vermeden...

Lider mukallitliği

HAYATIMDA tanıdığım en janti adamlardan biridir İçişleri Bakanı Beşir Atalay.
Ağzından kötü bir söz çıkmaz.
En sinirlendiği anlarda bile sükûnetini korumasını bilir.
Nezaketi elden bırakmaz, zarafeti üst düzeydedir.
Fakat...
Dün bir de ne göreyim?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’a verdiği cevapta “terbiyesiz” demiş, “cahil” demiş.
Saydırmış yani...
Umut Oran’ın Başbakan Tayyip Erdoğan hakkında söylediği “haremağası” sözüne bozulmuş.
“Cahil” ve “terbiyesiz” yakıştırması o yüzden.
* * *
Keşke Demirelcileri “nüktedan” yapan, Erbakancıları “genizden gelen sesle konuşturan”, Ecevitçileri “zarif” olmaya iten lider mukallitliği bu denli geçer akçe olmasaydı da...
Beşir Atalay Hoca’mız zarafetini bozmasaydı.

Türk edebiyatında en kötü 10 şey

-  BİR: İhsan Oktay Anar’ın hakkının istikrarlı bir şekilde yenmesi.
-  İKİ: İsmet Özel’in sadece şair olarak kalmamayı tercih etmesi...
-  ÜÇ: Tanpınar’ın günlüklerinin yarattığı hayal kırıklığı...
-  DÖRT: Murathan Mungan’ın bir türlü beklenen çıkışı yapamaması.
-  BEŞ: Önüne gelenin Nâzım Hikmet ile Necip Fazıl’ın isimlerini yan yana getirerek yaptığı hoşgörü vurgusu...
-  ALTI: Büyük yazarların büyük romanlarının “televizyon dizisi” adı altında heder edilmesi...
-  YEDİ: Türkiye’nin son dönemde “büyük şair” çıkaramaması...
-  SEKİZ: Bir dangalağın mahkeme kapısında “Orhan Pamuk akıllı olsun” diye çemkirmesi...
-  DOKUZ: Fethi Naci’nin koltuğunun boş kalması...
-  ON: Yeraltının bunca geliştiği bir memlekette “yeraltı edebiyatı”nın güdük kalması.

Magazinden öğrendiklerim

-  Gevezeliğin sempatiyi öldüren bir şey olduğu DEFNE JOY’dan öğrendim.
-  Fit olmak dışında her şeye kayıtsız kalarak yaşamanın mutluluk verici bir şey olabileceğini EBRU ŞALLI TAN’dan öğrendim.
-  Politikadan hiç çakmayan kişilerin ağır politik yorumlar yapmasının nasıl da gülünç kaçacağını SEDA SAYAN’dan öğrendim.
-  Vaktiyle iyi filmler çekmiş bir yönetmenin, ne kadar zorlarsa zorlasın bir türlü iyi film çekemeyebileceğini SİNAN ÇETİN’den öğrendim.
-  Ne kadar yenilgiye uğramış olunursa olunsun politika hevesinin asla yok olmayacağını İBRAHİM TATLISES’ten öğrendim.
-  Hayatta her daim radikal değişiklikler yapılabileceğini DEMET AKALIN’dan öğrendim.

Büyükerşen: Naz yapmıyorum

DÜN bu köşede “Yılmaz Büyükerşen hangi partiye geçeceğine neden bir türlü karar veremiyor? Neden CHP’ye geçmiyor? Nedir bu naz?” diye sormuştum.
Yılmaz Büyükerşen aradı.
“Ben naz falan yapmıyorum. CHP’ye geçeceğim” dedi.
Ve ardından da ekledi:
“Ben Eskişehir’de yüzde 52 oy aldım. Her kesimden seçmen bana oy verdi. Onların kanaatlerini, görüşlerini almadan, neden CHP’ye geçeceğimi onlara anlatmadan bunu yapmak istemiyorum. Bu benim seçmenime duyduğum saygı ve sevginin gereğidir”.
Kamuoyuna duyurulur.

Neyi neye tercih ederim

-  İKSV’nin üst katındaki X Restoran’dan görülen Haliç manzarasını, Boğaz manzarasına...
-  Sinemayı tiyatroya...
-  Ahşap kulübede şömine önünde yapılacak bir kar tatilini, tesisli, pistli kayak merkezlerinde yapılacak tatile...
-  Romanı şiire...
-  Behzat Ç.’yi Polat Alemdar’a...
-  Beşar Esad’ı Hüsnü Mübarek’e...
-  Soğuğu sıcağa...
-  Nükteyi ciddiyete...
-  Köpekleri kedilere...

X