"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin  Abla

Minik Badem’in öyküsü

Kızım, çocuğu olduğundan beri eve bir hayvan almak istiyordu. Kendisi gibi küçük kızının da bir hayvanla büyümesini, hayvan sevgisini küçük yaşta kazanmasını planlıyordu.

Küçük torunum Yasemin oldukça yaramaz ve özellikle 2000 yılından sonra doğan çocuklarda görüldüğü gibi çok zeki, zeki olmasının getirdiği birtakım özel davranışlara sahip, çok özgür ruhlu, yönetilmesi zor bir çocuk. İşte bu nedenle kızım, köpekten çok bir kedi almasının daha doğru olacağını düşündü. Bir süreden beri etrafı bahçeyle çevrili bir giriş katında oturduğum ve dayanamayıp bahçedeki tüm kedilere bakmaya çalıştığım için, balkonuma küçük bir yavru kedi de dadanmıştı. Çok sıcakkanlı, sevecen, mırıl mırıl bir kediydi...

Bende zaten bir kedi ve bir köpek olduğu için, kızım bu kediyi sahiplenmek istedi. Yalvarmayla karışık binbir rica, minnet ve tabii bir de Yasemin’in tutturması sonucu, damadım adını Badem koydukları minik yavruyu eve almaya razı oldu. Kısa zamanda da onu çok sevdi.

Bizim küçük Badem meğer hamileymiş

Badem bir yuvaya sahip olmuştu. Tarih 28 Aralık’tı ve havalar giderek soğuyordu. Badem evine ve ailesine kısa sürede alıştı. Hiç sorun çıkarmayan, son derece uyumlu, torunum Yasemin’in tüm mıncıklarına boyun eğen, asla tepki göstermeyen, sıcacık bir kedicikti. Günler gelip geçerken, Badem tombullaşmaya başladı. Kızım "Anne bu hayvanın karnı büyüyor" dedikçe... "Ah yavrucak öyle aç kalmış ki, şişmanlıyordur" diyorum. Badem henüz 7 aylık, kimin aklına gelir hamile olacağı, o henüz minik bir kız...

Aklımız başımıza geldiğinde ise artık olan olmuştu. Badem hamileydi ve hepimiz ne yapacağımızı şaşırmıştık. Meğerse biz aldığımızda Badem’cik çoktan hamileymiş. Bu durumda kendimi de suçlu hissediyordum kızıma ve damadıma karşı, ne de olsa onlara bu kediyi ben vermiştim. Ve o karda kışta, Badem doğum yaptı. Sıcacık battaniyesinin içinde, karşısında telaştan koşuşturan bizleri şaşırtmak istercesine, hiç yardım almadan, 4 sağlıklı bebek doğurdu. Oysa veterinerimiz, "Bu kadar küçük doğum yapamayabilir, sezaryen gerekebilir" demişti.

İşte şans bu olsa gerek... Ya Bademi evlat edinmeseydik ya o sokaklarda, yağan karın altında doğum yapsaydı. Badem bebeklerini arka arkaya dünyaya getirdiğinde tarih 15 Şubat’tı ve her yer karla kaplıydı. Bebeklerin hepsi sağlıklı ve çok güzeldi. Zaman geçtikçe pek de akıllı ve cin gibi olduklarını gösterdiler. Kısa zamanda, önce korkup, ürkseler de özel kumlarına tuvaletlerini yapmayı öğrendiler.

Baharın yavaş yavaş gelmesiyle bizimkiler de iyice canlandılar... Önceleri yan yan, yengeç gibi giderlerken, artık dengelerini bulup, rahat rahat yürüyebiliyorlardı. En güzeli de alt alta üst üste oyun oynamalarını izlemekti... Hani "Gam dağıtır" derler ya. Gerçekten onları izlerken sıkıntılarını unutuveriyor insan. Hele mama yemeye başladıkları gün, kahkahadan neredeyse bayılıyorduk. Önlerine ayrı ayrı kaplara koyduğumuz ciğerli mamayı kokladıktan sonra hepsinin tüyleri dehşete düşmüş gibi dimdik havaya kalktı. Meğer mamaya bayılmışlar, bunun reaksiyonuymuş bu halleri...

Kısacası birlikte çok mutluyduk, keyifliydik ama sonunda ayrılma zamanı geldi. İnternette ilanlar yayınladıktan sonra, bebeklerimizin üçünü, çok cici iki aileye verdik. Hemen de onlarla dost olduk. Genellikle bu böyle olur, hayvanseverler kendi aralarında çabucak uyum sağlar ve kaynaşırlar.

Şimdi elimizde son bir bebek kaldı. Erkek bir siyah-beyaz tekir ve çok tatlı... Annesine çok bağlı olduğu için onu hemen vermeye gönlümüz razı olmamıştı ama artık onun da evden ayrılma vakti geldi.

www.minikpati.com sitesinde ücretsiz hayvan sahiplendirmek için fedakarca uğraşan Sevgili Hacer Kaya bu son bebeğimizin resimlerini sitesine koyduğunda, bir bey aramış. Kendisi Badem’in son yavrusunu çocuğu için almak istediğini söylemiş ama mutlaka cins bir kedi arıyormuş. Bu insanlardaki cins hayvan merakı gerçekten çok ilginç. Gerçekten anlayamıyorum. Ülkemizdeki cins kedilerden geriye ne kaldı? Ankara kedisi, Van kedisi, eskisi gibi mi? Öyle karıştı ki cinsleri... Oysa bir sokak köpeği ya da kedisini sahiplendiğiniz zaman bir can kurtarmış oluyorsunuz. Bundan büyük mutluluk olabilir mi? Şimdi sözü sevgili Hacer’e bırakıyorum:

Hayvan sahiplenmek istiyorsanız

"Biliyorsunuz bizim insanımızda hep bir cins hayvan beslemeliyim merakı vardır. Bizim www.minikpati.com sitemiz, sadece yardıma gereksinimi olan sahipsiz sokak hayvanları için çalışan bir web sitesi. Bizlerin hiçbir ticari kaygısı yok, sitedeki tüm ilanlarımız ücretsiz ve bu konuda tamamen gönüllü olarak hizmet veriyoruz.

Çocuğunuz uzun zamandır sizden kendisine arkadaş olabilecek bir hayvan istiyor. Hafta sonu geldi ve cumartesi günü onunla birlikte bir köpek almaya yola çıkıyorsunuz. Çocuğunuza değerli bir şey almak istiyorsunuz, parası da sizin için önemli değil. Ayrıca çocuğunuzun yanına çizgi filmlerde gördüğü, güzel ve cins köpeklerin yakışacağını düşünüyorsunuz. Bu yüzden birkaç ünlü petshopun adresini yanınıza aldınız ve yola koyuldunuz.

Oysa çocuğunuz sizden marka bir kol saati ya da kıyafet istemiyor. Satın almaya gittiğiniz şey bir oyuncak değil, canlı. Tıpkı odasını paylaşacağı yeni bir kardeş gibi. Nedendir bilinmez insanlar para verdikleri şeylerin daha değerli olduğuna inanırlar. Böyle bir durumda hepimiz seçme hakkımızı az bulunan, değerli olup, daha gösterişli olandan yana kullanırız. Aslında onlarda var olduğunu sandığımız değerler, bizim yanılsamamız. Işıklı bir vitrindeki süslenmiş köpek ile barınaklarda sürü içine sıkışmış kirli köpekler arasındaki en önemli fark aslında bizim düşüncelerimiz. Elbette sevdiğimiz hayvanı almalıyız ama daha da önemlisi aldığımız hayvanı sevmesini öğrenmeliyiz.

Bir de hayvan sahiplenirken yapılan en önemli hatalardan birisi de haline acıyarak bir hayvanı sahiplenmektir. Acıma duygusu, kısa sürede yerini, sorumlulukların unutulmasına ya da "zaten eski hali daha kötüydü, ben hiç değilse bir süre baktım" gibi bahanelere bırakabilir. Acıdığınız hayvanlara yardım edin, ancak sevip, sorumluluğunu taşımayı gözünüze kestiremiyorsanız onları sahiplenmeyin. Barınaktan da, petshoptan da, sokaktan da alsanız bir hayvanı terk etmek gerçekten insanlığa yakışmayan, acımasız bir davranıştır. Bunu unutmayın ve bu kadar merhametsiz olmamaya çalışın..."

Hacer Kaya- Editör www.minikpati.com
X