Gündem Haberleri

    Mimar Sinan’ın mantığını çözdü

    Hürriyet Haber
    24.02.2006 - 10:46 | Son Güncelleme:

    Yaklaşık iki yıldır Mimar Sinan’ın eserlerini inceleyerek mantığını çözen mühendis Vahit Okumuş, bugünkü mimaride birçok bilginin yanlış olduğunu, eski eserleri onarırken de çok yanlışlar yapıldığını söylüyor.

    Anıtlar Kurulu ve Rolöve Müdürlüğü’nden yetkililerin ricası ile Mimar Sinan'ı ile incelemeye başladığını anlatarak, “Ben var olanı, yani Sinan’ın dehası ile ortaya koyduğu eserleri inceledim. Çünkü Sinan var olmayanı yapmış. Dolayısıyla onun mantığını yakalayacağım, çünkü onun mantığı doğru.” diye yola çıktıktan sonra elde ettiği veriler karşısında Sinan’a hayran kalmış. Ve tespitlerini “Sinan N/P=0/0” isimli bir kitapta toplamış.

    Bugünkü teknik ve mühendislik bilgisi ile dünyada ne ikinci bir Ayasofya’yı ne de Süleymaniye’yi yapabilecek mimar, mühendisin bulunduğunu iddia eden Vahit Okumuş, Sinan’ın bize “Doğayı kendi mantığınıza sıkıştırmayın. Doğanın mantığını bulun!” dediğini anlatıyor. Kitabı devletin, özellikle de Kültür Bakanlığı’nın basmasını bekleyen Okumuş, bu sayede, “Ayasofya’nın Osmanlı camilerini etkilediği” iddiasının bilimsel bir çalışma ile çürütüleceğini dile getiriyor.

    -Nasıl tanıdınız Sinan’ı?
    - Bugünkü statik sistem, bulduğu matematik çözüm yöntemine, yapacağı eserin bu sistemle çalışmasını ister. Sinan ise tasarladığı eserin çalışma mantığını bulur ve ona çözümler getirir. Bu, Sinan’ın temel buluşudur. Eski eserlerle uğraşırken şöyle bir şey gördüm. Sinan, bir yere bir taş koymuşsa bunun bir nedeni, niçini vardı. Çok ilginçti. Diyorsun ki Sinan bunu niye yapmış, niçin yapmış? İlk defa bu nokta beni çekmeye başladı.

    -Buradan yakalandınız Sinan’a.
    - Evet. Dünyada üç tane büyük laboratuvar vardır. Birisi tarih, yani zaman, diğeri dünyanın da içinde olduğu âlem. Üçüncüsü ise insan. Kendinizi tanımıyor ve laboratuvar olarak kullanamıyorsanız bilim yapamazsınız. İşte burada Sinan’ın eserlerinde tarihi, laboratuvar olarak kullanmak gerektiğini sezdim. “Bir eser, strüktürü, yani taşıyıcı sistemi onarım görmeden 500 yıldır sağlam duruyorsa bu eserin yapılış mantığı mutlak doğrudur.” dedim. Mesela Süleymaniye 500 yıldır ayakta ve hiç bozulmuyor. Bu, tesadüf olamazdı. Sinan’ın buna benzer bir sürü eseri duruyor. Öyleyse bunun mantığı doğru, benim bilgilerim yanlış mı diyerek işe başladım.

    -Sonuçtan sebebe gittiniz...

    350 ESERE İMZA ATTI

    Doğum tarihi tam bilinmemekle birlikte 1490 tarihinde dünyaya gelen Mimar Sinan 1588'de vefat ettiğinde Osmanlı'nın mimarbaşılık görevini ifa etmekteydi.

    Mimar Sinan’ın mantığını çözdü

    Osmanlı'nın en güçlü döneminde yaşayan Sinan, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde görev yapmış ve geride 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret ve 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam ile birlikte 350'yi aşan eser bırakmıştı. Bunların yanında onarımını yaptığı eserler de vardı.

    Eserlerinin başlıcaları şunlardı: Süleymaniye, Selimiye, Şehzade (Mehmed), Rüstem Paşa, Mihrimah Sultan, Zal Mahmut Paşa, Sinan Paşa, Mihrimah Sultan, Sokullu Mehmet Paşa, Valide Sultan Külliyeleri. Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi, Hayrettin Paşa Hamamı (Çinili Hamam), Rüstem Paşa Medresesi, Kırkçeşme Su Yapıları, Haseki Hürrem Sultan (Çifte) Hamamı, Rüstem Paşa Kervansarayı, Büyükçekmece Köprüsü, Sultan Süleyman Kervansarayı, Piyale Paşa Camii, Sultan II. Selim Türbesi. III. Murat Köşkü. Sokullu Mehmet Paşa, Kılıç Ali Paşa ve Şemsi Ahmet Paşa camileri. Bunların bazıları Sinan'ın neredeyse sıfırdan yapar gibi onardığı eserlerdir.


    - Ortada Sinan’ın eserleri vardı. Bana gelip bu çalışmayı yap dediklerinde “Ben Sinan’ın mantığını yakalayacağım.” dedim.

    -Mimar Sinan’ın mantığını yakalayabildiniz mi?
    - Çalışmalara 2003’ün sonlarında başladım. Günlerce eserlerini sadece seyrettim, mantığını yakalamak için. Eserlerinde her şey simetrik, asimetrik hiçbir şey yok. Önce şu soruyu sordum kendime: “Bugünkü bilimin kullandığı metotlarla onun mantığını bulabilir miyim?” Denedim. Bir türlü yanaşamadım. Ama bazı ipuçları yakaladım. Rolövelerden ve eski eser onaranlardan edindiğim bilgileri de kullanarak “Niye bunu böyle yapmış?” diye sorguladım. Bir süre sonra onun gibi düşünmeye başladım. Mesela kubbenin ortası delik olmalı diyorsunuz; çünkü çok önemli bir özellik. Gidip bakıyorsun kubbenin ortası hakikaten delik.

    -Önce düşünüp sonra var mı diye bakıyordunuz?
    - Elbette. Önce düşünce ile buluyor, sonra test ediyordum. Bugünkü mühendislik hâlâ yanlış yapıyor. Yeni yapılan kubbelerde dairenin mesnedi (oturduğu yer) yanlış. Romalılar Ayasofya’da bunu 15 derecede oturtmuş. Sinan ise yarım daire çizer, mesnedi aşağı doğru çizerek 15 hatta 14 derecede oturtur. Bunu yapmazsanız eğilme gerilmesi sıfır olmaz, yani bu sistem çöker. Onun kendi buluşudur. Mühendislik diliyle söyleyeyim. Tanjant alfa sıfır olduğunda N/P ¹ 0 olur. Bu da mesnedin doğru yapılamayacağını gösterir.

    -Biraz açalım, bu ne sağlamış oluyor bize?
    - Burada çekme kuvveti olmaz. Sinan böyle yapmasaydı Süleymaniye yıkılmıştı şimdiye kadar.

    -Zamana daha mı dayanıklı hale gelir?
    - Eğilmeye dayanan cisimler vardır, bir de dayanmayan cisimler... Kemerler veya Horasan harcı ile örülmüş tuğlalar hiçbir zaman eğilmeye çalışmaz. Sadece basınç kuvvetine çalışır. Sinan öyle bir form oluşturuyor ki, sistem sadece basınç kuvvetine çalışıyor. Bunu yapabilmesi için de mesnedi 15 dereceye indiriyor ve kubbenin ortasını deliyor. Buraya bir alem koyuyor. Aslında Sinan’dan önce alem yok. Alemi niye koyuyor? Kubbenin ortasındaki delikten yağmur yağmasın diye koymuyor. Yani kemerin ortasını ilk defa Sinan deler ve kemerin bu kalınlığını belirli bir geometrik hesapla ve kesin doğru ile hesaplar ve yapar. Sinan Ayasofya’yı onardığında bunu yapmış ve kubbeyi delmiş. Sinan onarmasaydı Ayasofya kesin yıkılırdı. İspat da ederim bunu.

    DEPREM OLURSA HERKES SÜLEYMANİYE'YE KOŞACAK

    -Ayasofya’da ne yaptı Sinan?
    - Ayasofya’da, “analemma” denen Romalıların strüktür oluşturmak için buldukları bir sistem vardır. Hoffman tarafından bulunmuştur. Fakat Hoffman bunun, mimari bir oran olduğunu ileri sürmüştür. Analemma, mimari bir oran değil, taşıyıcı sistemin bir değeridir. Ayasofya’da o orana göre taşıyıcı sistemler oluşturulmuş, kubbenin kalınlığı ona göre tayin edilmiş. Bu yanlışı ilk defa Sinan görüyor. Ve onu onarıyor, kubbenin ortasını deliyor. Ayrıca, Ayasofya’da 60 derece ile 45 derece arasında kesit oluştururken, yani düzenleme yaparken tahta koyuyor, içini boş bırakıyor. Kubbenin üstünde ağırlık olmaması gerekir diyor. Ayaklar oluşturuyor, pencereler açıyor. Onları nedensiz, niçinsiz açmıyor. Ama yeni onarımlarda bu tahtaları büyük olasılıkla kaldırıp içini doldurdular. Avizeyi çıkarıp yana koydular. Bu, yanlıştır. Çekme getirir. Strüktür bilmeden bir eski eseri onaramazsınız. Yanlış yaparsınız. Ne kadar yanlış yaptıklarını bilmiyoruz. Şimdi çatlamalar oluyor Ayasofya’da. İşte bu, Sinan’ın yaptıklarını anlamamanın sonuçları. Eğer Sinan’ın metotlarını kullanmazlarsa, bugünkü betonarme ile yapılan binaların hiçbiri depreme dayanmaz.

    -Kubbe kalın olsa ne olur, ince olsa ne olur?
    - Kalın olsa eğme momenti gelir, yani çekmeler oluşur; taşımaz, yıkılır. Bunun minimumda tek doğrusu var. Bu tek doğruyu Sinan bulur ve bulduğu şeyler, bugün her mühendisin öğrenmesi ve okuması gereken şeylerdir. Bugünkü ilim, Sinan’ın bulduğu bu tek doğru formu bulamaz. Onun için Sinan’ın bütün eserleri depremde en son yıkılacak eserlerdir. Yani deprem olduğunda herkes Süleymaniye’ye koşacak dersek, doğrudur.

    -Sinan’ın sizi şaşırtan başka formülleri de var mı?
    - O kadar çok ki. Sinan’ın yatay koyduğu kirişler vardır pencerenin üzerinde. Biz buna söve diyoruz. Bu kirişlerin ortasına parça koymuştur. Burada öngerilmeli beton hesap sistemi vardır. İlk defa Sinan uygulamıştır. Yine istinat duvarlarını da belirli bir hesapla yapmıştır. Topkapı Sarayı’nda 20 metre yüksekliğinde istinat duvarları var ve 500 yıldır duruyor. Ama şimdikiler... Sinan başka bir sabit daha buluyor aslında. Onu bulana kadar çok uğraştım. Fakat bunu hiç açıklamadım. Çünkü ben anlattıktan sonra buna sahip çıkacak bir sürü insan olacak. Ufacık sorular sorma hakkım olsun diye yaptım.

    -Peki Sinan’ın 500 yıl önce bu teknolojiyi kullanmasını neye bağlıyorsunuz?
    - Çok iyi geometri ve trigonometri biliyor. Zannediyorum Sinan’a Süleymaniye’yi yap dediklerinde 7 yıl beklemesinin, kubbeyi çakmamasının nedeni de bu. Süleymaniye’nin kubbesinin matematik hesabını çıkarmaya çalışır. Çünkü bir buluştur o. Öyle bir hesap yapıyor ki, bunu yaptıktan sonra yeni bir tanesini yapması için hesap yapmasına gerek yok. Ben diyor 100 yıllık eser yapmak istemiyorum, 1000 yıl dayanacak eser yapmak istiyorum. İddia ediyorum 1000 yıldan fazla yaşayacak Sinan’ın eserleri. Bugün dünyada, aynı malzemelerle bu işi yapabilecek mühendis, mimar yoktur. Formülünü bilmedikleri için yapamazlar. Betonla yaptıkları da 100 yıldan fazla dayanmaz.

    -Sinan ne tür malzeme kullanıyor eserlerinde?
    - Horasan harcı ve form kullanmıştır. İki çeşit malzeme kullanmamıştır. Yani tuğla kullanmış, tuğla tozundan kireci karıştırarak harç yapmıştır. Taş yapıyorsa, taş tozunu kullanmıştır. Çünkü iki malzemenin zaman içinde çalışımı değişkendir. Bugünkü bilimin Ayasofya, Süleymaniye ve Selimiye’nin strüktüründen haberi yok, zaten bu bilim onu çözemez. Ki bunları böyle kafadan atamazsınız. Çünkü bana yarın çok büyük sorular sorarlar.


     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı