Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Mimar-işveren ilişkisi: Mutabakat mı gerilim mi?

    CEM SORGUÇ
    13.10.2017 - 12:01 | Son Güncelleme:

    Salt Galata’da açılan ‘İşveren Sergisi’ Türkiye’nin farklı dönemlerinden yapı örnekleriyle mimar ve işveren arasındaki ilişkiye odaklanıyor. ODTÜ Kampüsü’nden Camlı Köşk’e pek çok örneğin çizim ve fotoğraflarla yer aldığı sergiyi Ulusal Mimarlık Ödülü sahibi mimar Cem Sorguç değerlendirdi.

    Mimarın projesini yaptığı kişi, kurum onun işvereni midir, yoksa müşterisi mi? Her ikisi de bir yerlere ilişkilenebiliyor.
    İşveren: Ücretle işçi çalıştıran.
    Müşteri: İşyerlerinde sunulan hizmetlerden para karşılığında yararlanan kimse.
    Bu tanımlamalar içerisinde şayet söz konusu bir yapı talebiyse, mimarlığın hizmet sektörü olduğunu da ilave edebiliriz. İşi yapan ve işi veren ilişkisidir.
    Salt Galata’da başlayan ‘İşveren Sergisi’ de bu noktadan hareket ederek ‘mimar-işveren’ ilişkisine odaklanıyor. İkisi birbirine yakın üç dönem kesiti altında, konuyu mimar ve işveren mutabakatı ve/veya gerilimi üzerine kuruyor.
    Osmanlı İstanbul’unda iktidar sahibi kadınlarca yaklaşık dört yüz elli yıl boyunca inşa ettirilmiş yani işvereni kadınlar olan ‘kadın bani yapılar’ söz konusu kesitin bir ayağını oluşturuyor. Bir kısmı yok olmuş, diğer kısmı bugüne ulaşmış olan bu yapıların İstanbul içerisindeki konumları, tarihsel bağlantıları, işlevleri verili ve iyi hazırlanmış bir harita ile Ali Saim Ülgen Arşivi’nden derlenen çizim, fotoğraf ve yazışmaların dokümantasyonu eşliğinde sergileniyor.

    1960’ların hemen başında Altuğ ve Behruz Çinici’nin bir mimari yarışma neticesi kazandıkları Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) kampüs projesinin gerek kurum gerekse de zamanının ODTÜ rektörü Kemal Kurdaş ile inişleri çıkışları da olsa, iyi örnek teşkil eden mimar-işveren ilişkisinin sergide yer alması, döneme ve mimar-kurum denklemine dayalı örneklemesi açısından önemli. Bu kısma eşlik eden ODTÜ yerleşkesinin vaziyet planından imalat detaylarına kadar mimari projenin ha gayret külliyen yer alması bir inşa dili olarak mimari çizimin mimar ile işveren arasında yapıdan önce gelişen soyut süreci de önümüze koyuyor. Behruz Çinici’nin 2003 yılında verdiği bir video söyleşinin izlenebiliyor olması da iyi bir tanıklık. Özer Türk’ün Burhaniye Kaymakamlığı’nda Çinicilerin tasarladığı Ar-Tur Sitesi ve Türk’ün Muğla valiliği döneminde Ersen Gürsel, Nihat Güner, Mehmet Çubuk, Öcal Ertüzün ekibinin Datça ve Bodrum Ak-Tur projelendirmeleri, doğru bir kamu motivasyonu ile bir tür kooperatifleşme-mimar ilişkilenmesine; kişisel arşivler, yazışmalar üzerinden özel ve benzersiz bir örnek teşkil ediyor. Bu ilişkinin güncellenmesi ve detaylanması serginin en kıymetli kısımlarından.

    Mimar-işveren ilişkisi: Mutabakat mı gerilim miODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi
    Mimar Seyfi Arkan tarafından Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’ın ikameti için tasarlanan Camlı Köşk (Atadan Evi), 1950’lerden beridir devlet konukevi olarak işlemekte. Atatürk’ün ‘özel mimarı’ olarak tanımlanagelmiş Seyfi Arkan’ın işveren ile ilişkisine Atadan Evi üzerinden yer veriyor ve Türkiye’nin modernleşme sürecine de bu minvalde bir kesit atmış oluyor.
    Denizli Basma ve Boya Sanayi Fabrikası (DEBA), kurucusu Sedat Sivri ile çocukluk arkadaşı mimar Cengiz Bektaş’ın 1970’lerde bir sanayi yapısını nasıl ortak akıl ile ortaya koyduklarının örneği...
    Yahşibey Tasarım Çalışmaları, mimar Nevzat Sayın ve Emre Senan ile ortaya çıkan bir nevi kolektif ve bunun mekânsal üretimi, sürdürülen bir proje süreci. Bir diyaloğa, ahbaplığa dayalı örnekleme. Kimin işveren, kimin müşteri olduğu belli olmayan durumun sergideki temsili.

    Sergi bütünün bir zaman içerisine sıkışmak istememesi, geniş zamana yayılma niyeti olsa da kronolojik dizgisi kopuk hissediliyor. Mimar için işveren demek sermayedar demek. Sermayedar ilişkiler ise dönemler, siyasal yapılar ile ilişkili. Ulaşılabilen arşiv buna cevap verememiş olabilir ama gerek serginin kapsadığı zamanlarda gerek bugünlerde bildiğimiz gergin, belirleyici, olası mimar-işveren ilişkileri dahil edilmemesine rağmen ‘İşveren Sergisi’, işverenin dile dolanan olumsuzluğunu iyi örnekler ile sorgular halde. Sergide kurum-mimar ilişkisini görsek de konu dönüp gene kurumu veya kamuyu temsilen iyi niyetli bir işin paydaşı olarak bir şahısta neticeleniyor. Tabii bir de bunun tersi olan ve mimarla çatışan, iş ortaklığının faydasına hareket etmeyen ilişkiler var. Sergi kapsamında yalnız kalan ve bir dijital pano ile yansıtılan Gökçeada Lise Kampüsü yarışma projesinde karşımıza çıkan ne bir muhatap özne ne de çözüme dair hissedilen bir niyet, tam da bu aksak süreci işaret eder vaziyette.

    ‘İşveren Sergisi’ 26 Kasım’a kadar Salt Galata’da görülebilir.

    Etiketler: SALT Galata
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı