Gündem Haberleri

    Milyon dolarlık bebeğin annesi

    Hürriyet Haber
    15.10.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    O bugün dünyanın önemli kadınlarından biri. Time dergisinin hazırladığı yılın en etkili 100 insanı listesine girdi, Forbes’un seçtiği medyanın en güçlü kadınlarından biri oldu.

    Evinin salonunda, beş kişiyle kurduğu Huffington Post blogunu birkaç yıl içinde 315 milyon dolarlık bir medya devine dönüştüren Arianna Huffington, Digitalage 2011 konferansı için dün İstanbul’daydı.

     

    Ben de Huffington’ın konuşmalar, paneller ve uzun telefon görüşmeleriyle dolu yoğun programı arasında, kendisiyle kısa bir sohbet gerçekleştirme şansı bulabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.

     

    ÇOK MÜTEVAZI

    “Küçücük bir blogu 315 milyon dolarlık bir medya devine dönüştürdü” dedim ama Huffington’da hiç öyle milyon dolarlık insan havası yok. Uzaktan mesafeli ve sert bir insan gibi görünüyor ama aslında gayet mütevazı ve sıcak. Yerinden kalktığında 10 kişinin daha kendisiyle birlikte ayaklanmasından ve herkesin etrafında pervane olmasından rahatsız.

     

    Hatta akşam yemeği masasında yanına oturduğumda, “Halsiz görünüyorsun biraz su içer misin?” diye kendi bardağını uzatacak kadar içten, bana hediye etmek istediği kitabı odasından alsın diye ilgililere anahtarını teslim edecek kadar rahat.

     

    TÜRKİYE’Yİ İYİ BİLİYOR

    Mütevazılığının dışında, Huffington’ın bende bıraktığı ikinci izlenim Türkiye’yi çok iyi biliyor olması. Daha önce defalarca buraya gelmiş. Kızlarından biri, bizzat Fener Rum Patriği Bartolomeos tarafından, İstanbul’da vaftiz edilmiş.

     

    Anladığım kadarıyla, Huffington, Türk medyasını da yakından takip ediyor. Tutuklu gazetecilerin sayısından, ifade özgürlüğüyle ilgili yaşanan sıkıntılara kadar birçok konuda bilgi sahibi. “Hurriyet.com.tr” diyorum, “Sitenizi biliyorum. Çok da başarılı, değil mi?” diyor.

    Milyon dolarlık bebeğin annesi

    KÜRESELİN TEMELİ HUFFINGTON İÇİN YEREL

    Huffington’ın Türkiye’ye duyduğu ilgi ve yakınlığın en önemli sebebi, Yunan asıllı olması. Cümlelerine sık sık, “Bildiğiniz gibi, biz Türkler ve Yunanlar…” diye başlıyor. Konuşmalarında bol bol kültürel referanslar kullanıyor. Dahası bulunduğu yerin kültürünü benimsemenin çok önemli olduğunu düşünüyor ve bu felsefeyi Huffington Post’a da yansıtıyor.

     

    Örneğin, Kanada ve İngiltere’yle başlayan, son olarak Fransa’yla İngilizce dışındaki dillerde devam eden yerel Huffington Post’lar zincirinden bahsediyoruz. Yakın zamanda blogun Avrupa’nın başka ülkelerinin halklarıyla da ana dillerinde buluşacağının müjdesini veren Huffington, “Bizim için oradaki yerli gazetecilerle çalışmak çok önemli. Başarılı olmak için o ülkede kök salmamız gerektiğine inanıyoruz” diyor.

     

    “TÜRKLER KONUŞMAYI SEVİYOR”

    Huffington Post’un kök salmak istediği ülkelerden bir tanesi de Türkiye. Bu ülkeleri seçerken göz önünde bulundurdukları en önemli kriter oralarda internetin gelişim düzeyiymiş.

     

    “Türkiye sosyal medya alanında dünya dördüncüsü. Çevrimiçi faaliyetler konusunda inanılmaz hareketli bir genç nüfusa sahip. Türkiye’de büyük fırsatlar var ve büyümeye de devam ediyor” diyen Huffington için bu aslında çok da şaşılacak bir durum değil. Neden? “Çünkü Yunan kültüründe olduğu gibi Türkiye’de de ilişkiler diyalog üzerine kurulu. Dolayısıyla sosyal medyanın burada başarılı olması sürpriz değil.”

     

    KENDİNDEN YOLA ÇIKIYOR

    Aslına bakılırsa Huffington’ın hem bireysel hem de kurumsal olarak bu kadar başarılı olmasının ardında da, bireysel olanı kamusallaştırması yatıyor. Yani Huffington, bir işe başlarken, kendi deneyimlerini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulunduruyor. Sonra da kendisi gibiler için bir hizmet sunuyor.

     

    Bunun en yeni örneklerinden biri siteye geçtiğimiz günlerde eklenen HuffPost/50 kanalı. “İnternet sektörünün çoğunlukla gençlere yatırım yaptığı bir dünyada, 50 yaşın üzerindekilere hitap edecek bir internet kanalı açmak nereden aklınıza geldi?” diye soruyorum. Cevabı beni şaşırtmıyor:

     

    “Ben 61 yaşındayım. Bugün ABD’de 50 yaşın üzerindeki herkes bazı sorunlar yaşıyor. Çocukları büyüdü, bazıları iş hayatına dönsem mi diye düşünüyor. Emlak fiyatları düşüyor, emekli maaşları düşüyor. Biz de bu insanlara istedikleri içerik ve ifade platformunu sunmak istiyoruz."

     

    HuffPost/50’nin editörü Rita Wilson’ın da kanalın ruhunu tamamen yansıttığını anlatıyor. Örneğin, Wilson, Broadway’de sahneye çıkma hayalini 49 yaşında gerçekleştirmiş.

     

    Huffington'ın kitabı, "Aşkta, İşte ve Hayatta Korkusuz Olmak Üzerine"

    “Yunan kültürü yaşlılara saygı duyar. Amerikan kültüründen çok farklı yani. Rita da benim gibi Yunan asıllı. Onunla birlikte gençlere aşırı vurgu yapmak yerine yaşlanmayı kutluyoruz” diyor Huffington. Özetle, yine kendine ve köklerine inmiş ve yine başarılı olacak gibi görünüyor.

     

    “BAŞARISIZ OLMAKTAN KORKMAYIN”

    Son sorum, meşhur “Çok büyük başlamak zorunda değilsiniz. Mütevazı başlangıçlar da sonunda çok büyük bir şeye dönüşebilir” sözü üzerine. “Nasıl başarabiliriz bunu?” diyorum.

     

    Huffington, “Başarısızlıktan korkmayın. Çoğu zaman bu korku insanlara engel olur. Hatta ben bu konuda bir kitap bile yazdım” diyor.

     

    Huffington Post’u açtığında en yakın arkadaşlarının bile “Kendini küçük düşüreceksin” diye uyarmalarına kulak asmadan, başarısız olmaktan korkmadan ilerlemeye karar vermiş. Ve gerçekten de başarılı olmuş.

     

    “Bir işi seviyorsanız, başarısız olmaktan korkmadan o işi yapın” diyor. Benim bunun üzerine daha fazla sözüm yok. Ne de olsa Huffington bu işin “kitabını yazmış”.

     

    seturan@hurriyet.com.tr

    http://twitter.com/sevinturan

     

    Sevin Turan

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı