Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Milliyet'te okur sayfası

Serdar TURGUT

Bu köşede birçok kez yazdım.

Amerika ve Avrupa'da birçok gazetede ‘‘ombudsman’’ adı altında bir kurumsal yapılanma vardır.

‘‘Ombudsman’’ gazeteden maaş alır. Orada çalışır ama gazetenin yapısı dışındadır, bağımsızdır.

Onun işi gazeteyi eleştirmek, hem de acımasızca eleştirmektir.

Ombudsman'lar genellikle haftada bir kez yazı yazarlar.

Gerek gazetede kendi gördükleri hataları, yapılan yanlışları yazarlar. Gerek de okuyucudan gelen şikayetleri aktarırlar.

Anlayacağınız bu kurum gazetenin kendi kendisiyle kamuoyu önünde hesaplaşmasını temsil eder.

Bu açıdan da ombudsman'lık son derece önemli bir kurumdur.

Gazetenin kendine çeki düzen vermesi, otokontrolü açısından hayati işlevleri vardır.

*

Türkiye'de bu konuda ilk adımı kimin atacağını doğrusu merak ediyordum.

İlk adım Milliyet'ten geldi, kendilerini kutluyorum.

Gerçi Yavuz Baydar'ın yönetimindeki ‘‘okuyucu köşesi’’ kendisine Batı'daki anlamıyla ombudsman'lık görevini tam olarak yükleyecek mi bakalım göreceğiz.

Çünkü şu anda köşeyi ‘‘Milliyet Okur Sayfası’’ olarak tanıtıyorlar.

Halbuki ombudsman kendi gördüğü yanlışları da özgürce yazan kişidir, sadece okurların fikirlerini derleyip toparlamaz.

Ama yine de eleştirilerin gazete üzerinde korkmadan gösterilmesi alkışlanacak bir adım.

İşin bundan sonra nasıl gelişeceği de Türk basını açısından bir sınav oluşturacak.

Bakalım yeni köşede yazılacak eleştirilere tepkiler hangi düzeyde kalacak?

Genel yayın yönetmeni acaba eleştirilen insanlardan gelen baskıya dayanamayıp, yeni köşeye müdahale edecek mi?

‘‘Bu köşe de kim oluyor, beni nasıl eleştirirler?’’ diye acaba ilk olarak hangi köşe yazarı konuşacak?

Acaba Batı'da olduğu gibi Milliyet gazetesi de ombudsman'ını bağımsız bir kurum olarak künyesine yazma adımını atabilecek mi.

Ve tabii acaba başka hangi gazeteler bu yönde adım atacak? Kurumun yerleşebilmesi açısından bu son soru çok daha önemli gayet tabii.

*

Kanal D'de yayınlanan Çarkıfelek programında sunucu Mehmet Ali Erbil'e, gazetelerin iki hatta üç baskı yaptıkları uzun süre anlatılmadı.

Bu nedenle de hemen her gece örneğin İskenderun'dan arayan kişiye gazetelerin İstanbul baskılarından sorular soruldu.

İskenderun'da taşra baskısı var. Erbil 32'inci sayfayı açın diyor, İskenderun'dan ‘‘32'inci sayfa yok ki’’ cevabı geliyor. Hatta bir keresinde Avrupa'dan arayan bir vatandaşımıza gazetenin birinci sayfasından soru soruldu, Avrupa baskısında farklı manşet olduğundan bir türlü anlaşamadılar.

Suç Mehmet Ali Erbil'de değil gayet tabii. O bunu baştan bilmek zorunda değildi.

Ama bu kadar büyük paralarla hazırlanan bir programda bu uyarıyı neden kimse uzun süre yapmadı anlaşılır gibi değil.

Neyse sonuçta harekete birileri geçti de bu traji-komik tuhaf sorun da çözülebildi.

X