Milliyet ve Vatan’da devir teslim töreni

Hürriyet Haber
04.05.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

32 yıldır Doğan Yayın Holding bünyesinde bulunan Milliyet, dün yeni bir döneme girdi. Milliyet meşalesini Demirören-Karacan ortaklığına devreden Aydın Doğan “Gazeteci arkadaşlarıma hakkımı helal ediyorum. Siz de hakkınızı helal edin” dedi.

Değerli Milliyet ve Vatan ailesi mensupları, sevgili arkadaşlarım, dostlarım...

Hanzade’ye göre 32, bana göre 33 yıldır Milliyet gazetesinin sahipliğini yapıyorum. Milliyet’i aldığım dönem, Türkiye’nin zor bir dönemiydi. Her gün sokaklarda çatışmalar çıkıyor, 20-25 kişi öldürülüyordu. Can ve mal güvenliği kalmamıştı. Bazı işadamları servetlerini yurt dışına çıkarmanın çarelerini arıyordu. Ben Türkiye inancımı o şartlarda dahi korudum. Eski bir okuru olarak Milliyet gazetesine yatırım yapmakta tereddüt etmedim. Burada kendisini rahmetle anmak istiyorum. Ercüment Bey de bana gazetenin satışında anlayış ve kolaylık gösterdi. Gazeteciliği öğrenmeme yardımcı oldu. Gazetenin künyesinde ismimin yazılması satın almadan bir buçuk yıl sonra oldu. O devirde Babıali’nin tarihi ile ilgili ne kadar kitap varsa bulup okudum. Milliyet’i aldığım dönemde gazete sahipleri Erol Simavi, Haldun Simavi, Nadir Nadi hep babadan gazeteciydiler. Rahmetli Kemal Ilıcak da esnaf muhabirliğinden geldiğini söylerdi. Demem o ki, o dönemde dışarıdan gazete sahibi olunamayacağına dair bir anlayış vardı. Bütün bu seçkin gazete sahipleri ile rekabetim de dostluklarım da oldu. Ama rekabeti, hep tezgahta, yani gazete satışında yaptık. Aralarında hayatta olanları iyilikle, vefat edenleri rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlarım,

Geçtiğimiz 32 yılda çok büyük badireler atlattık. 80’li yıllarda devrin sıkıyönetim komutanlığı, rahmetli Metin Toker’in yazısı nedeniyle Milliyet’i süresiz kapattı. Zor bela 14 gün sonra açılmasını sağladık. 90’lı yıllarda Nuruosmaniye’deki binamız mafya tarafından basıldı. Arkadaşlarımız dövüldü, cam çerçeve kırıldı. 95 seçimleri gecesi hepimiz içerideyken gazetemiz kurşunlarla tarandı. Mehmet Ali Birand’ın Öcalan röportajı sebebiyle Milliyet toplatıldı. Banker Kastelli krizi çıktı. Gazetecilerin maaşını nasıl öderimin derdine düştüm. Gazete sahipliğinde en büyük sorumluluğu hep çalışanların hakkını zamanında ödemek olarak gördüm.

Rahmetli Metin Toker’in deyimiyle bizden olmayan bizimkiler- ne derse desin hep başımı dik tuttum. Medyadaki işimi diğer işlerimle hiç karıştırmadım. Hiçbir siyasi iktidardan ayrıcalık, imtiyaz, özel kolaylık beklemedim ve görmedim. Bunun aksi iddialar haksız bir yakıştırmadır.

Değerli arkadaşlarım,

Yaklaşık iki yıl önce Doğan Yayın Grubu olarak yeniden yapılanma kararına vardık ve bir süreç başlattık.  Bu süreci hepiniz yakından izlediniz.  Bu süreç bizi bugünkü devir törenine getirdi. Bundan sonra Milliyet gazetesinin ve Vatan gazetesinin benim dönemimden daha da ileri gideceğine,  güçlenerek devam edeceğine, daha etkin gazeteler olacağına inancımı da devam ettiriyorum ve devam ettirmek istiyorum. İnşallah da öyle olur, çok büyük başarılar elde ederler.

Ben aldığımda gazetenin meyhane baskısı 10-12 sayfa, şehir baskısı 14 sayfadan ibaretti. Teknolojinin bütün imkanlarını gazeteye getirdik. Baskısı, logosu, sayfa düzeni ile gazeteyi yeniledik. Milliyet Türkiye’yi etkileyen büyük bir kurum haline geldi. Ben Milliyet’in bu güçlü konumunu daha da ileri götüreceğine, başarılarını devam ettireceğine inanıyorum. Basın tarihimizde önemli bir yeri olan Vatan gazetesi ise, bugünkü yapısı ile kısa bir süre içinde varlığını kabul ettirdi ve basında kendine ayrı bir kişilik ve kulvar oluşturdu. Şimdi bu başarısını daha da güçlendireceğine inanıyorum. Erdoğan Demirören’i 50 yıldır tanıyorum. Hatta 60’lı yıllarda işyerlerimiz yanyana idi. Yakın dostum ve arkadaşım. Ayrıca bir dönemde bildiğiniz gibi Milliyet gazetesinin hissedarlığını da yaptı.

Sevgili Ali ise Milliyet’in kurucusu Ali Naci Karacan’ın torunu. Milliyet’in kurucusu Ali Naci Karacan’dan sonra Ercüment Karacan bu gazetenin kimliğinin oturması için büyük gayret sarfetti. Bunu sadece kadirşinaslık olarak değil, takdirle ifade ediyorum. İçimdeki bu güvene rağmen buradan ayrılmak zor. Dile kolay, 32 yıl geçmiş.

Ben bu sektörü yaşayarak öğrendim. Gazetecileri burada tanıdım. Kâğıttan dizgiye, dağıtımdan satışa, reklamdan habere, manşetten köşe yazısına ne varsa hepsinin inceliklerini, dengesini, zorluklarını burada yaşadım. Gazeteci erbabının sevimliliğini, zorluğunu, kaprisini, büyük egosunu ve müthiş özverisini burada tanıdım. Hayat boyu beraber olacağım çok değerli gazeteci arkadaşlarım, dostlarım oldu. Bazı arkadaşlarla ister istemez yollarımız ayrıldı. Bütün bunlar hayatın bir parçası. Ama bir tek şey var ki olmaması gerekir. Ahde vefaya saygısızlık. Benimle birlikte iken bizim üzerimize toz kondurmayan, komşu dükkâna gidince üstümüze leke bulaştırmamalı.
Şuna kesinlikle inanıyorum ki, adam gibi yapılırsa gazetecilik dünyanın en şerefli mesleklerinden biri. Bunun kıymetinin bilinmesi, üstüne titrenmesi lazım.

Milliyet ve Vatan aileleri olarak ister uzun ister kısa olsun bir hayatı birlikte yaşadık. Beraber sevindik. Beraber üzüldük. Kimilerini üzdük, kimilerini darılttık. Ama bilerek ve isteyerek kimseye haksızlık yapmadık. Derdimiz kişilerle değil konulara oldu. Demokrasi çıtamızın yükselmesi. Ülkemizin gelişmesi yolunda fikir ürettik. Halkımızı aydınlattık. Kimseye baskı yapmadık, baskılara karşı direndik.
Biraz sonra bu kapıdan çıkıp, artık sade bir Milliyet ve Vatan okuru olarak kalmadan önce hepinizle helalleşmek istiyorum. Burada olan ve olmayan Milliyet ve Vatan’ın tüm çalışanlarına emekleri ve dostlukları için teşekkür ediyorum. Ben hepinize hakkımı helal ediyorum. Dilerim ki sizler de bana helallik verirsiniz.

Sağ olun, var olun. Hoşça kalın sevgili arkadaşlarım.

1950’den bugüne sadece iki marka kaldı

“1950 yılında yayın hayatına başlayıp bugün hâlâ Türk basınına damgasını vuran sadece 2 marka vardır; Milliyet ve Hürriyet. Bu iki marka da Doğan Grubu’nun idaresinde bu başarıları elde ettiler. Biz bundan 32 yıl önce ilkeleri olan bir gazeteyi devraldık. Ona modern işletmeciliğin, modern teknolojilerin, çağdaş gazeteciliğin en yüksek performans ölçülerini ekledik. Milliyet güvenilir bir gazeteydi. Biz onu daha da güvenilir bir gazete haline getirdik. Rakipleri karşısındaki teknolojik eksikliğini rakipleri karşısındaki teknolojik üstünlüğüne çevirdik. Bu sayede birçok gazete markası yok olurken Milliyet güçlenerek 61 yılı geride bıraktı. Bugün sadece Milliyet ve Vatan gibi çok güçlü iki basın markasını devretmiyoruz, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük iki internet haber sitesinden birini devrediyoruz. Milliyet sadece 200 bin kişi tarafından takip edilmiyor, haberleri her gün 2 milyondan fazla kişiye ulaşıyor. Milliyet alındığında ben 6 yaşındaydım. Bu markayla büyüdüm. Hepiniz bu markaya bağlılığımı çok iyi biliyorsunuz. 2003 yılında yaptığım bir konuşmamda, bütün hayatımın en çok satan gazete ile en iyi gazete arasındaki farkı anlatmakla geçtiğini, çocukluğumda birçok tartışmayı ‘Milliyet okumuyorsanız konuşmayalım’ sözü ile bitirdiğimi sizlerle paylaşmıştım. Aslında bugün benim ve tüm ailemiz için hüzünlü bir gün ama yine de mutluyuz. Çünkü Milliyet’i bizim kadar çok seven sevgili Ali Karacan ve ailesine emanet ediyoruz. Demirörenler gibi yakından tanıdığımız, sevdiğimiz, güvendiğimiz bir ailenin sektöre girmesi, ilk göz ağrımıza sahip çıkmaları bizleri sevindiriyor, hüznümüzü bastırıyor.

Gazetelerin gerçek sahipleri okurlarıdır. 32 yıldan sonra ayrılmak kolay değil. Ama bilin ki, Milliyet ve Vatan’daki bir şapkamı bırakırken Milliyet ve Vatan’ın okurluğuna terfi ediyorum. Milliyet ve Vatan’ı okur olarak sahiplenmeye hep devam edeceğim ve tabiki okur olarak şikayet etme hakkımı Yönetim Kurulu Başkanı olduğumdan çok daha rahat bir şekilde kullanacağımı da bilmenizi isterim.”   

32 yıllık rüyam gerçekleşti

“Sevgili Aydın Bey, sevgili Doğan ailesi, sevgili Demirören ailesi ve sevgili ailem. Şu anda karşınızda 32 yıllık rüyası gerçekleşmiş bir insan görüyorsunuz. Öncelikle Aydın Bey’e teşekkür ediyorum.  Babam bu gazeteyi iyi ki size satmış. Milliyet’i büyüttünüz ve çizgisini hep korudunuz. Sizin adınız bundan böyle Ali Naci Karacan, Ercüment Karacan ve Abdi İpekçi’yle birlikte anılacaktır.”

Bu sektörün yabancısı değilim

“O kadar güzel iki konuşma yapıldı ki herhalde bir tarih konuştu şu anda. Ben eminim ki bu emanet, bu tarih üzerine kurulacaktır. Bunun bir başka tarafını asla düşünmem. Belki gazetecilik basın kartım yoktur. Ama çok uzun bir tecrübem olduğunu hepinize söylemek isterim. Bu birleşmenin hepimize ve Türk milletine, Türk basınına hayırlı olmasını dilerim.”

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı