"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Milli irade tablosuna ihanet

Ertuğrul ÖZKÖK

Bu yazıyı üçüncü defa yazıyorum. Gerekirse on defa daha yazacağım.

Türk halkı ile Fransız halkı, genel doğrultuları ile aynı biçimde oy kullanıyor.

Fransa, bu oy dağılımı ile 30 yıldan beri istikrar içinde yönetiliyor.

ALINAN OYLAR

Türkiye ise aynı ‘‘Milli irade’’ tecellisi ile, hâlâ darbe tartışmalarından kurtulamıyor.

Bunun sorumlusu kimdir? Buyrun siz karar verin.

Fransa'da iki merkez sağ parti var. Her biri yüzde 17 civarında oy alıyor.

Yani Fransız halkının merkez sağdaki yığınağı yüzde 34.

Türkiye'de iki merkez sağ parti var. Her biri yüzde 19 oy alıyor.

Yani Türk halkının merkez sağdaki yığınağı yüzde 38.

Fransa'da bir merkez sol parti var. Onun oy oranı, seçime göre yüzde 26 ile 30 küsurlar arasında değişiyor.

Türkiye'nin iki merkez sol partisi var. Biri yüzde 10, öteki yüzde 16 alıyor.

Yani Türk merkez solunun oy oranı da yüzde 26 ile yüzde 30 küsurlar arasında değişiyor.

Fransa'nın iki marjinal partisi var. Komünistler yüzde 6-7 oy alıyor. Öteki aşırı sağcı parti. Onun oy oranı da yüzde 15.

Yani Fransa'nın aşırı oylarının toplamı yüzde 21-22.

Türkiye'nin bir dinci partisi var. Oy oranı yüzde 22.

İBRET TABLOSU

Buyrun tabloyu bir daha görelim. Bu tabloyu iyice kafamıza işleyelim.

Merkez sağ Merkez sol Aşırı grup

Fransa yüzde 34 yüzde 30'lar yüzde 22

Türkiye yüzde 38 yüzde 30'lar yüzde 22

Evet, karşımızda aşağı yukarı aynı doğrultuda oy kullanan iki halk var.

Biri, 30 yıldan bu yana yüzde 22'lik marjinal grubunu, bir gün dahi hükümete sokmamış.

Öteki ise, bırakın hükümete sokmayı, ülkenin başbakanlık koltuğunu dinci bir partiye vermiş.

Her iki ülkede de siyasetçiler ve liderler var.

Birininkiler, halkın geniş uzlaşma alanını hükümete yansıtmış. Ötekiler ise halkın, 70 yıllık en sağlam uzlaşma alanı olan laiklik ve cumhuriyete karşı olan bir zihniyeti, yüzde 22'lik bir oyla iktidar koltuğuna oturtmuş.

Diyeceksiniz ki, şimdi durum değişik.

Değişik ama, Alaaddin'in lambasının ağzı açılmış ve cin dışarı fırlamış. Artık kim bizlere, bu çarpık zihniyetin yeniden iktidar olamayacağı güvencesi verebilir?

DEĞİŞEN NE

Bundan bir yıl öncesine göre değişen ne? Liderler mi değişti?

Hayır.

Liderlerin zihniyetinde köklü bir değişiklik mi söz konusu? O da değil.

Değişen tek şey, bu çarpıklığı ortaya çıkaran siyasi liderin partisinden ayrılan insanların ortaya çıkardığı geçici tablo.

Ama bu tablo da yeterli değil. Çünkü CHP desteğini çektiği an, ne olacağını kimse kestiremiyor.

Ya seçim? Seçim bir şeyi değiştirebilecek mi?

Anketler fazla bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor. Öyleyse bu tablo içinde bir çözüm bulabilmek için çaba harcamaya devam etmekten başka çare yok.

Türkiye, 70 yıllık Cumhuriyet'in oluşturduğu meşruiyet ve uzlaşma alanı içinde sürekliliği sağlayacak bir yönetimi içerde ve dışarda herkese kanıtlamak zorunda.

Bunun için de özellikle merkez sağına musallat olan hastalığı ne pahasına olursa olsun tedavi etmeye mecbur.

MERKEZ SAĞ DRAMI

Çünkü merkez sağını kuvvetlendirmediği sürece, marjinal partiler ve akımların iktidar olma umutları sönemeyecek. Bu da, ara rejim tartışmalarını sürekli olarak gündemde tutacak.

O nedenle yukardaki tabloyu bir kenara not edelim. Çünkü seçimde bunun hesabını birilerinden sormak gerekecek.













X