Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Milli gelir az harcamalar daha az arttı

EKONOMİDEKİ gidişin en önemli göstergesi, büyüme oranıdır. Diğer adıyla milli gelir artışıdır.

2011 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11.9 olan büyüme oranı, takip eden her çeyrekte düşe, düşe yoluna devam etti ve 2012 yılının ilk çeyreğine bu oran yüzde 3.2 oldu. Büyümenin istikrarlı bir şekilde düşmesine rağmen bu sonuç “iyi” bulundu. Çünkü Türk ekonomisi, göz kamaştıran büyümesini, döviz açığını (cari işlemler açığını) büyütme pahasına gerçekleştiriyordu. O kadar ki, 2011 yılında Türkiye “Cari Döviz Açığı/ Milli Gelir” oranında yüzde 10’a ulaşarak dünya birincisi oldu. Bu birincilik çok köyüydü. Sürdürülemez bir “mali istikrarsızlık” göstergesiydi. Çok da uzak olmayan bir tarihte Türkiye, bir “Devalüasyon Girdabı”na düşebilirdi. Çünkü bünye buna müsaittir. Nitekim son 60 yılda 5 defa böylesi girdaplara kapıldık. Hükümet uyandı ve bu tehlikeli gidişe “dur” deme kararı aldı. Bu kararın ödünü ise büyümenin, ama esas olarak “harcamaların” yavaşlamasıydı. Çıkan sonuç, seçilen amaçla uyumlu olduğu için iyidir.

MİLLİ GELİR VE MİLLİ HARCAMA ARASINDAKİ İLİŞKİ

Nasıl bir ailenin geliri harcamalarına eşit değilse, ülkelerin milli geliri de milli harcamalarına eşit değildir. Tutumlu aileler gelirlerinden az harcar kalanını tasarruf edip başkalarına borç verir. Müsrif aileler ise başkalarından borç alarak veya hazırdan yiyerek, gelirlerinden çok harcar. Ülkeler için de durum aynıdır. “Milli Harcama Büyümesi” diğer adıyla “iç talep” değişiminden kalkarak “milli gelir” oranına ulaşmak için iki düzetme yapmak gerekir. Birinci düzeltme “cari açık değişimini” milli harcama oranına eklemek veya çıkarmaktır. İkincisi de “stok değişimini” milli harcama oranına eklemek veya çıkartmaktır.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı rakamlara göre, ailelerin, şirketlerin ve kamunun tüketim ve yatırım harcamaları toplamı (ki buna ben “milli harcama” diyorum) 2012 yılının ilk çeyreğinde, 2011’in ilk çeyreğine kıyasla sadece binde 9 arttı. Cari açık daralması, artan milli gelirden yüzde 4.6 daha az, stokların azalması ise, artan milli gelirden yüzde 2.3 daha fazla harcama yapıldığına işarettir. Toplayınca büyüme yüzde 3.2 çıkıyor (0.9 + 4.6 - 2.3= 3.2). Böylece cari açığı kapamak için yarattığımız milli gelirden daha az harcama yaptığımız anlaşılıyor. Lakin gidecek çok yolumuz var. Ülkemizin “Cari Döviz Açığı / Milli Gelir” oranı hâlâ çok yüksek. Bundan sonra da (ilk çeyrekteki gibi) “milli gelir” artışından daha düşük “milli harcama” yapmayı sürdürmeliyiz. Geçmişte olduğu gibi “milli gelirden çok milli harcama” yapmaya başlarsak cari açık küçülmez, büyür.

ELVEDA TATLI HAYAT

Uzunca bir süre daha ücret, kira ve reel faiz gelirleri düşük olmaya devam edecektir. Ancak kârların azalması şart değildir.  
Son Söz: Üzülme sevinecek haline.

X