Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Milli eğitimimiz nerede, Bakan Bey nerede

HİÇ kuşkusuz benim önümdeki rakamların kat kat fazlası Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in de önündedir.<br><br>Sanırım Sayın Bakan bu rakamlara bakıp Türk eğitiminin nasıl bir çıkmaz içinde olduğunu görmektedir.

Ama nedense gereğini yapmamaktadır.

İsterseniz önce iç açıcı olmayan bu tabloya bir göz atalım.

Okul öncesi eğitim de dahil Türkiye’de okula gitmesi gereken öğrenci sayısı 19 milyondan fazladır.

Bu öğrencilerin ancak 14 milyonu okula gidebilme olanağını bulmaktadır.

Türkiye’deki derslik açığı okul öncesi eğitimi saymazsanız 316 bindir. Okul öncesi açığı da katarsanız bu sayı 562 bine yükselir.

Bu durumda bizim yemeyi içmeyi bir yana bırakıp okul yapmamız gerekiyor.

O nedenle okul yaptıranların ne kadar kutsal bir görevi yerine getirdikleri ortadadır.

OECD ülkelerinde 14 öğrenciye 1 öğretmen düşerken, Türkiye’de 23 öğrenciye bir öğretmen düşmektedir.

Türkiye’de okula gitmeyen öğrenci sayısı da göz önüne alınırsa ülkemizdeki öğretmen açığı 300 bine yakındır.

Yine OECD ülkelerinde eğitimde öğrenci başına düşen harcama Türkiye’nin 7 katıdır.

Eğitim kalitesinin kötülüğünü, eğitime ayrılan payın düşüklüğünü, öğretmen maaşlarının komikliğini ise belirtmeye gerek yok.

* * *

Eğitim tablosu bu kadar olumsuz olan bir ülkenin eğitiminden sorumlu olan bakanının bu devasa sorunlarla uğraşması gerekmez mi?

Kuşkusuz gerekir ama bizim bakanın derdi bambaşka.

Oysa dünya bilgi çağını çok hızlı bir şekilde yaşamaktadır.

Türkiye ise hálá eğitimin sorunlarını çözememiş bir ülke konumundadır.

AKP iktidarı çağdaş eğitimin içine din ağırlıklı eğitimi monte etme çabası içindedir.

İmam hatipleri yaygınlaştırmak, üniversitelerin bilimsel ve parasal özerkliğini kaldırmak ve oraları birer medrese anlayışıyla yönetmek istemektedir.

Bilimsel nitelikleri olmayan bir sürü şeriatçıyı akademik kadrolara yerleştirmeyi amaçlamaktadır.

Kısacası AKP "İslam üniversiteleri" yaratmayı düşlemektedir.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde kaynatılan cadı kazanları bu niyete dönüktür.

Bunun mimarlığını da Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yapmaktadır.

Sorumlu olduğu bakanlığın sorunları yukarda özetlediğimiz gibi içler acısıyken Bakan Hüseyin Çelik başka "kutsal görevler"in(!) peşindedir.

Bütün hünerini çağdaş eğitimin içine dini eğitimi sokmak için kullanmaktadır.

* * *

Şimdi önümüzdeki soru şudur:

"Türkiye, eğitimini bu anlayışla yönetir ve yönlendirirse bilgi çağını yakalayabilir mi, yakalayamaz mı?"

Bu sorunun yanıtını, herkes oturup vicdanında tartarak vermek zorundadır.

Özellikle de "Bu ülkeye imam hatip liseleri gereklidir" diyenler bu noktayı iyi düşünmelidirler.

Çünkü gelecek nesillerimizi bilgi çağının gereklerine göre yetiştiremezsek ne Avrupa Birliği’ne üye olabiliriz, ne de çağdaş uygarlık düzeyini yakalayabiliriz.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imam hatiplere olan ilgiyi artırabilmek için nasıl çaktırmadan bu okulların önlerini açabileceğine kafa yoracağına bilgi çağını nasıl yakalayacağımıza çare aramalıdır.

Başbakan’ın çıkıp kürsülerden çoğunu ülkesini seven insanların yaptırdığı dersliklerle övünmesi ise tam anlamıyla bir popülizmdir.

Unutmamak gerekir ki, bir ülkenin popülist politikalar yürüten iktidarlar elinde kalkındığının örneği tarihte yoktur.
X