Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Milletvekili listesi Özer Bey'den geçerdi

    Hürriyet Haber
    29.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Özer Bey ile Tansu Hanım arasında ciddi bir fikir alışverişi olduğunu biliyorum

    Sizin bulunduğunuz dönemde Özer Çiller, DYP yönetiminde söz sahibi miydi?

    - Özer Bey daha ziyade belirli konuların mutfağını yöneten konumda olmuştur. Örnekse, seçim stratejilerinin belirlenmesi için uygun kişilerin biraraya getirilmesi. Genel Başkan'ın başkanlığında tartışılacak fikirlerin, o stratejinin geliştirilmesinde pekçok insanla birlikte çalışıyor ve bu tür grupları yönlendiriyordu. Milletvekili listelerinde mutlaka tercihlerde bulunmuştur. ‘Şu arkadaşımız şuraya’ gibi.

    Özer Bey ne kadar etkiliydi DYP üzerinde?

    - Bu soruya cevap verebilecek kadar bilgi sahibi değilim. Bir genel başkanla bir milletvekili hiçbir zaman aşırı aile ortamında birarada olamaz. Özer Bey ile Tansu Hanım arasında ciddi bir fikir alışverişi olduğunu biliyorum. Özer Bey'le belirli konularda beraber çalıştık. Özer Bey'den çok şey öğrendim. Bir konunun takibini, ajanda tutmasını, disiplinli çalışmasını öğrendim.

    MALVARLIĞINI BAĞIŞLAMAMASI RAHATSIZ ETTİ

    Çiller ailesinin parasal ilişkileri, malvarlıkları kamuoyu ve basını uzun süre meşgul etti. Siz bunlardan hiç rahatsızlık duymadınız mı?

    - Tansu Hanım ve Özer Bey tarafından çok işadamıyla tanıştırılmadım. Herhangi bir konuda, herhangi bir görev yapmadım. Onun için samimiyetle söylüyorum. Bu konuda herhangi bir bilgi sahibi olmadım. Benim sonuç alıcı ve hızlı hareket eden bir yanım vardı. Bizim çalışma noktalarımız benim bu yanlarımla ilişkili oldu hep. Yalnız Sayın Genel Başkan'ın Zübeyde Hanım Şehit Anaları Vakfı'na mallarını bağışlayacağını söyleyip bağışlamaması beni rahatsız etmiştir. İki defa araştırma yaptım. ‘Niye bu kadar malı-mülkü var’ diyen insanlarla karşılaşmadım. Ama vatandaşların soruları ‘‘Niçin sözünü yerine getirmedi?' şeklinde oldu. Bir de beni inciten bir şey oldu. Genel Başkan'ın bilgisi dahilinde Sayın Uğur Dündar'a Antalya'da Çiller ailesine ait pansiyonun gelirinin Şehit Anaları Vakfı'na bırakılacağı açıklaması yaptım. Ama bağışlanmadı. Bu şahsi olarak bedel ödediğim bir konudur.

    Önce Suna Pelister'e ait olduğu söylenen Kuşadası çiftliğinin Çiller Ailesi'ne ait olduğu sonradan ortaya çıktı. Bu sizi rahatsız etmedi mi?

    - Temel problem, Genel Başkan'ın ne kadar malı olduğu değildi. Çiftliğin alınışında bir yolsuzluk yok, hırsızlık yok, parasını vermiş almış. Ama bu davranış biçimleri, partinin güvenilirliği noktasında ciddi arızalar meydana getirdi. Yanlışlık burada. Gerek yoktu. Madem Suna Hanım'ın üzerine alındı, kalsaydı Suna Hanım'ın üstünde. Çünkü orada vatandaşın ilgilendiği çiftliğin boyutu, parası değildi. Vatandaşın ilgilendiği ‘Niye öyleydi de, niye böyleye çevrildi?' sorusu. Bunlardan ders alıp bu tür davranışlardan uzak kalmak lazım geldiği ortaya çıktı.

    DYP'DE ÇOK FAZLA Brutus VAR

    DYP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifa edip, muhalefet cephesine geçince Öncü Gazetesi size ‘Brutus' diye yazdı. Brutus, Sezar'ı arkadan hançerlemişti. Sizin Çiller'i arkadan hançerlediğinizi düşünüyorlardı.

    - Evet öyle. Ama ondan sonra arkası gelmedi. Ben tarih hocasıyım, Brutüs-Sezar ilişkisini oturur, burada anlatırım. Ama benim konumumda olan birinin suçlanması haksızlıktı. Çünkü tek bir Brutus, Sezar varsa haklı olabilirler. Ama bir Sezar olup da yüzlerce Brutus varsa orada hançerlemekten, ihanetten söz edilemez.

    REFAHYOL, SOL BİR PARTİ İLE KURULMALIYDI

    Çiller'le ilişkinizi anlatan bir kitap yazdığınız doğru mu?

    - Sadece Sayın Genel Başkan'la ilişkili demeyelim. Deneme veya roman tarzında bir kitap düşünüyorum. Üzerinde çalışmaya başladım da. İsmini de ‘Ağla Makyavel Ağla' ya da ‘Faust'un Gözyaşları' olarak düşünüyorum. Sizce hangisi güzel?

    ‘Ağla Makyavel' diyerek, Çiller'e yakıştırmada bulunulmuyor mu?

    - Hayır, şimdi niye Tansu Hanım'a monte ediyorsunuz bunu. Benim yazacağım çeşitli kesimlerin karakterlerini içinde barındıran bir kitap.

    Bu kitapta Çiller yok mu?

    - Benim düşündüğüm kitapta iki kadın karakter var.

    REFAHYOL siyasetin gereği miydi? Yoksa Tansu Hanım'ın soruşturmalardan kurtulmak için sarıldığı bir hükümet modeli miydi

    - RP'nin iktidar ortağı yapılması milletin emriydi. Fakat dosyalar olmasaydı ve sosyal demokrat bir parti de koalisyona alınabilseydi çok daha iyi olurdu. O zaman vatandaşın kafasında neyi çağrıştıracaktı bu, hiç düşündünüz mü? Biz dosya meselesini-sağolun sizler de basın olarak elbirliğiyle beslediniz, kamuoyu da kabul etti- anlatmakta aciz kaldık. Biz de dini noktada kaldık, muhafazakarlığı dindarlıkla eş hale getirdik.

    Partinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Tansu Hanım'la gidebilir mi? Köksal Toptan'ı desteklemiştiniz.

    - Benim öngörüm yanlışsa siyaset sahnesinden tasfiye olmam gerekir. Meral Akşener evine döner, köyüne döner. Ama ya ben haklıysam, bizler haklıysak? O zaman partinin hali nice olur?

    DYP'den ayrılmayı düşünüyor musunuz?

    - DYP'den ayrılmayı şu aşamada düşünmüyorum. Çünkü bir iddia ile yola çıktım. İddia derken, eleştirilerimle bir iddia. Benim de içinde bulunduğum o dönemde hatalar yapılmıştır. Ben o hataların içinde pay sahibiyim. Bu bedeli kendi adıma ödemeye hazırım, ama parti ödememeli.

    KENDİMİ KORUMADIĞIM İÇİN PİŞMANIM

    Geçmişte rahatsızlık duyduğunuz konular var mı? Pişmanlıklarınız...

    - Emniyet eski İstihbarat Daire Başkanvekili Bülent Orakoğlu hadisesiyle ilgili yaptığım bir basın toplantısı var. Çok gürültü çıkardı. Ondan önce sizin basın yayın organlarınıza karşı verilen bir basın bildirisi var. O üslup konusunda hatalı olduğumu düşünüyorum. Verilişine itirazım yok, ama üslubunun daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Ben ondan ders alarak büyüdüm, onu anlatmaya çalışıyorum. İki, Orakoğlu hadisesiyle ilgili bir basın toplantısı var. Üç, Çakıcı kasetleri var. Ve en son bu kasetler var. Hepsini bir bütün olarak düşündüğümde yapılması gerektiğine inandım. Ama röportajın en başında birşeyi söylemiştim. Şimdi geriye dönüp baktığımda aslında sözümü biraz daha korumam gerektiğini düşünüyorum. Yani hareket tarzımı aynen muhafaza etmem kaydıyla üslupta, kendimi daha fazla korumam gerektiğini düşünüyorum.

    O PAÇAVRAYI ADNAN HOCACILAR BASTIRDI

    Bir genelev patroniçesinden rüşvet aldığınız iddia edildi...

    - O broşürü, o paçavrayı görmüştüm. Sizin vazifenizle haber haline geldi. Genel Başkan'ın arkadaşlara vereceği açıklama talimatını bekledim. O açıklama yapılmadı. Yani A grubunun B kişisinin basmış veya basmamış olması önemli değil. Partinin, kurumsal kişiliğinin tavrı önemliydi.

    Kitapçığı kimin bastırdığını biliyor musunuz?

    - O zaman iddialar Adnan Hocacılar'ın üzerinde ağırlık kazanmıştı. Şimdi polis raporlarında Adnan Hoca'nın olduğu söyleniyor, ama resmi bilgim yok.

    Karakuyu ile birlikte çantayı teslim aldığınız, bir miktar para aldığınız iddia edildi...

    - Duydum bunları. Ama bir gerçek var. Ben hiçbir zaman parasal ilişkiler içinde olmadım. Bunu da başta sayın Genel Başkan olmak üzere herkes bilir. Ne sayın Aysel Sabuncu'dan ne de başka bir kişiden ne 1 dolar, ne 6 dolar, ne 600 dolar ne de 2 milyon 600 bin dolarlık çanta ya da paket almadım. Herhangi bir şey alıp, ne Özer Bey'e, ne Tansu Hanım'a ben götürmedim.

    RP'nin iktidar ortağı yapılması milletin emriydi. Fakat dosyalar olmasaydı ve sosyal demokrat bir parti de koalisyona alınabilseydi çok daha iyi olurdu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı