Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Militan demokrasinin militanı

    Hürriyet Haber
    12.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme: 12.02.2000 - 00:01

    Prof. Erdoğan Teziç, demokrasilerin kendini koruma refleksini gündeme taşıdı.

    Militan demokrasi pek güzel bir terim değil. Mücadeleci, daha doğrusu kendini koruyan anlamında. Bir parti militanı nasıl mücadele ediyorsa, demokratik düzenden yana olanların mücadelesi. Batılılar kullanıyor bu terimi. Alman Anayasa Mahkemesi mücadeleci ya da kavgacı demokrasi diye de ifade ediyor.

    Bugünün demokrasi anlayışı diye bir ayrım koyuyorsunuz. Demokrasi anlayışı düne, bugüne, yarına göre değişir mi?

    - Özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekleşen Anayasacılık hareketleri içinde, demokrasinin kendini koruması kuralları yeralmaya başladı. Bunun başlıca nedeni İtalya ve Almanya'daki faşist partiler. Böyle bir tabloyla bir daha karşılaşılmaması için, militan demokrasi dediğimiz bir anlayış gündeme oturdu. Sebebi şöyle açıklanabilir: Demokrasi mutlak bir anlam taşımaz! Yani herşey seçim değildir demokrasilerde, sandıktan çıkan çoğunluklar keyfi karar alamazlar. Kısaca, Jean-Jacques Rousseau'nun mutlak demokrasi anlayışından liberal siyasi felsefeye uygun çoğulcu diyebileceğimiz demokrasi anlayışına doğru yol alındı. Bunun içindir ki, kanunların Anayasa'ya uygunluğunun yargısal denetimi de artık tüm Anayasacılık hareketlerinin gündeminde yer almaktadır. Çoğunlukların yaptığı kanunlar, her ne kadar ulusun temsilcilerinin yaptığı işlemse de Anayasa'ya uygun olması gerekmektedir. Bir demokratik düzen siyasi partiler olmaksızın bir ifade etmez ama siyasi partiler yüzünden de ortadan kalkabilir. Bunun önleyebilmenin yolu da partilere güvensizlikle yaklaşmaktır. Bu parlamento dışında denetim mekanizmalarını getirmiştir. Bir tanesi kamuoyudur. Bu da yetmeyebilir, Türkiye gibi ülkelerde. O zaman Anayasa mühendisliğiyle kurallar ve kurumlar yoluyla denge oluşturulabilir. Bir tür devlet iktidarı vardır. Bizde devlet iktidarını MGK ve Anayasa Mahkemesi güvenceya alır. MGK'nın yapılanma biçimi bugün çok tartışılabilir ama MGK gibi kuruluşlar bütün demokratik ülkelerde vardır.

    Askerler var mıdır içinde?

    - Vardır. Sivillerle dengeli bir biçimde. Belki '82 Anayasası'nın en çok eleştirilen tarafı, asker-sivil dengesini asker lehine düzenlemesi. Halbuki 1961 Anayasası'nda bu denge sağlanmıştı. Ama kurumsal planda bu kurumun varlığı, parti politikalarına bir devlet iktidarı sınırı getirmek gibi bir özellik taşır. Yaptırımı da Anayasa Mahkemesi uygular. Alman Anayasa Mahkemesi de partilerin kapatılmasında yetkilidir. 1952 yılında Nasyonal Sosyalist Partisi, '56'da da Komünist Parti kapatılmıştır Almanya'da. Bundan sonra Avrupa'da partilerin kapatılması fiilen ortaya çıkmıyor ama partilerin tabi olacağı sınırlamalar Anayasa'lar da var. Son olarak Avusturya örneği: Orada Anayasa'yla eşdeğerde olan bir yasal düzenlemede partilerin kapatılabileceği öngörülüyor.

    Yani Özgürlükçü Parti için böyle bir süreç başlayabilir.

    - Evet ama bunun için iktidarda bulunduğu sürece partinin eylemlerine, politikalarına bakmak lazım. Eğer ırkçı bir tutum tespit ederse Anayasa Mahkemesi, kapatabilir.

    O zaman bekleyelim, görelim diyecekler.

    - Tabii. Ama burada Avusturya'nın AB'ye dahil olmasının yarattığı yankılar daha önemli. Avrupa'daki diğer ülkeler buna izin vermeyeceklerini söylediler. Düşündürücü. Avrupa daha eylemleri beklemeden söyledi bunu. Avusturya da savunmaya geçti, ben de AB'nin kararlarını engellerim, dedi.

    PARANOYA MI?

    Batılı ülkelerde bazı düşüncelerin sınırlanabileceğini söylüyorsunuz. Oysa demokrasi özgürlükler ortamı diye bilinir. Bir çelişki yok mu?

    - Yok. Liberal demokratik düzende bütün düşüncelerin serbestlikle söylenmesi esastır ama serbestlik bir sorumsuzluk biçiminde kullanılamaz. Keşmekeş yaratacak serbestlik değildir bu. ABD'de de böyle. Bu kıstası 1950'li yıllarda kullanmıştır, komünizm tehlikesine karşı. tabii. Geriye döndüğümüz zaman, kuşkusuz paranoyaydı diyebiliriz.

    İşte Türkiye'de de bu anlamda alınan bazı kararların paranoyayla alındığı düşünülebilir mi?

    - Bir sıcak mücadelenin içinde Türkiye.

    PKK ile mücadeleyi kastetmiyorum. Siyasal, kültürel, ekonomik haklarıyla ilgili söz söyleyen insanlar hakkında alınan kararları söylüyorum...

    - Siyasi dalgalanmalar bu tür kısıtlamaları getirebilir.

    Avrupa bazı düşüncelerin sınırlanabileceğini söylerken, herhalde bu yasakları kastetmiyor değil mi?

    - Avrupa'nın neyi kastettiği çok açık değil. Biz kendi bünyemizde bu farklılıkları, renklilikleri bir kültürel zenginlik olarak değerlendirme yönünde adım atmaya başladığımızda, bu başka bir yere çekilirse, batılılar buradan ayrı bir devlet kurulması ya da azınlık sorunu gibi kurcalamaya başlarlarsa Türkiye buna izin vermeyecektir.

    Hem buna izin vermeyip, hem de vatandaşlarının daha demokratik bir ortamda yaşamasını sağlanamaz mıydı?

    - Bu ortamda değil. Eğer bu tür eylemler olmasaydı, ekonomik kalkınma, eğitim yoluyla bu sorunları kendi bünyesinde çözecekti. Önemli olan Güneydoğu'daki ekonomik sıkıntıların, işsizliğin, mahrumiyetin getirdiği patlamalardır. Batıyla bütünleşen bir Türkiye olduğu zaman bu hareketler devam edecek mi, çok şüphe ederim.

    Peki yeniden Avrupa'ya dönersek, AB kendi MGK'sını mı oluşturuyor?

    - Hepimizin kafasında ilk soru bu oldu. Üstelik tepkileri çok sertti. Bizim MGK'nın tepkileri o kadar sert değil. Dikkat edin, sandıktan çıkan sonuçlara tahammül edemediler.

    Bakın sonunda geldiler sözümüze, bizi anladılar mı demek istiyorsunuz?

    - Bizi anladılar değil, kendi bünyelerinde var bu. Bakın, Le Pen yargılandı. Avrupa'dan dışlandı. Tabii AB ve MGK arasında böyle bir karşılaştırma yapmak doğru değil. Yanlış anlaşılmasın, Avrupa MGK'laşıyor demek istemiyorum, orada da demek ki tahammül edilemeyen birtakım düşünceler, eylemler var. Demokrasi mutlak değil. Liberal demokratik bir Anayasa'nın, düşmanlarına karşı hukukun silahıyla kendini savunması, değerlerini koruması sözkonusu.

    Benim tuhafıma giden daha özgürlüklere tam sahip olamadan, onları sınırlandırmayı konuşuyor olmamız.

    - Tabii özgürlükler sağlanmadan önce sınırlamanın gündeme gelmesi Türkiye'nin bir hukuk garabetidir.

    BASYLIK BASYLIK BASYLIK

    O bir üniversitede profesör ama aynı zamanda Galatasaray Lisesi'nin müdürü. Teziç (69), bir koltuğa pek çok karpuzu sığdıranlardan: TBMM'nin Hukuk Danışmanı, parlamentonun iç işleyişiyle ilgili sorunlarda -Mesela son olarak Merve Kavakçı olayında- sık sık rapor hazırlıyor ve Galatasaray Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı. Galatasaray Lisesi müdürlüğünü ise 1993 yılından bu yana yürütüyor. Aynı zamanda Galatasaray Kulübü'nde yönetici ve eski bir voleybolcu, milli takım kaptanı. Yedi yıldır okulun içindeki lojmanda, 24 saatini Galatasaray'la yaşıyor. Seçim Sistemleri, 1961 Anayasası'na göre Kanun Kavramı, Siyasi Partiler, Kıbrıs Sorunu,

    Anayasa Hukuku adlı kitapların yazarı. Prof. Teziç, son olarak ‘‘Kendini koruyan militan demokrasi’’ kavramı ile gündeme geldi. Söylediğine göre, Avrupa'daki demokrasi de ‘‘kayıtlı, sınırlı’’ bir demokrasiydi. Bu demokrasinin bir özelliği, kurduğu düzenin bozulması tehlikesine karşı militanlaşması ve düşünce, örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayabilmesiydi. Teziç, AB'nin Avusturya'da faşist düşünceleri savunan Özgürlükçü Parti'nin seçimleri kazanmasına müdahale etmesi üzerine, şu soruyu da ortaya atıyordu: ‘‘Yoksa AB MGK'laşıyor mu?’’ Teziç'e, bu sorunun cevabıyla birlikte, bir özgürlükler ortamı sanılan demokrasinin batıda bile nasıl sınırlanabildiğini sorduk...

    Hem üniversitede Anabilim Dalı Başkanı profesör, hem de Lise Müdürü. Bu Galatasaray camiası dışında rastlanan bir durum değil. Prof. Teziç, bunun Galatasaray'ın tarihinden geldiğini söylüyor, ‘‘Ben ilk değilim. Galatasaray camiasında lise müdürlüğü bütün kuruluşların üzerindedir.’’

    Partiler’e dair yorumlar

    RP'NİN KAPATILMASI

    Avrupa, geçen yıl Refah Partisi henüz daha şiddete başvurmadan kapatıldığı için çok büyük eleştiriler getirmişti. Oysa yürürlükteki yasal ve Anayasal kurallara uygun olarak kapatılmıştır. Dediğiniz doğru. '82 Anayasası'nın demokratik kimliği üzerine yoğun tartışmalar var. Yalnız 1995'te yapılan değişiklikler büyük bir açılıklık da getirmiştir. Partilerle ilgili muğlak, her tarafa çekilen kimliğinden sıyrılmıştır. Bundan sonra RP kapatılmıştır.

    DEP'İN KAPATILMASI

    Bölücülük kimliğiyle ortaya çıktığı ileri sürülen partilerin kapatılması da Güneydoğu'daki sıcak bir mücadelenin sonucudur. Belki normal bir dönemde olsaydı kapatılmazdı.

    FP'YE NE OLACAK?

    FP Hizbullah konusunda büyük bir yanlış yaptı. Kendini bu olayın dışında tam tutamadı. Orduyla sürtüşmeye girdi, gereksiz yere. İkincisi, RP'nin devamı olduğu konusunda pek çok işareti verdi. Erbakan'ın hala partiye yön verme biçimindeki eğilimi, tutkusu, Anayasa'ya aykırıydı. Tabii FP anti laik söylemlerin, faaliyetlerin odak noktası haline gelirse, Anayasa Mahkemesi bu değerlendirmeyi o çerçevede yapacaktır.

    TÜRKİYE SİVİL TOPLUM OLAMADI

    Doğrular kimsenin tekelinde olmayacaktır. Tartışılacaktır doğrular. Onun içindir ki sivil toplum önem kazanır. Askeri yönetimin karşıtı değildir. Türkiye bugün açık bir toplum ama sivil toplum olabilmiş değil. Açık toplum müdahale tehlikesini içerir.

    HERŞEY

    SEÇİM DEĞİLDİR

    Demokrasi mutlak bir anlam taşımaz! Yani herşey seçim değildir demokrasilerde, sandıktan çıkan çoğunluklar keyfi karar alamazlar. Zaten demokrasinin militanlığı, sadece yargı yoluyla ya da kurumsal dengelerde değildir.

    AVRUPA MGK'LAŞIYOR MU?

    Avusturya'daki Özgürlükçü Parti'ye tepkiden sonra, ‘‘Avrupa MGK'laşıyor mu?’’ diye bir soruyla yaklaşmak da mümkün. Ülkemizde yeri çok tartışılan ama pek çok liberal demokratik ülkelerde var olan ulusal güvenlik kurulları tekrar değerlendirilmeli. AB'nin bu tavrı, militan demokrasinin tipik örneğidir.

    DEMOKRASİ NASIL MİLİTANLAŞACAK?

    Helsinki süreci de bunun zaten bize hatırlatıcı son aşamasıdır. Demokrasinin militanlığı batıda bugün bir sorun yaratmıyor. Çünkü tarihi deneyleri, kurumları ve refah düzeyiyle çok az sorun yaşıyorlar. Biz de yapacağımız değişikliklerle, kendini koruma mekanizmalarımızın sık sık devreye girmesini ortadan kaldırabiliriz

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı