"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Miliband mülakatı

İNGİLTERE Dışişleri Bakanı David Miliband, Ankara’daki görüşmelerine başlamadan önce Hürriyet’e verdiği özel mülakatta, Türkiye’nin bölgesel rolünden İran’ın nükleer niyetlerine, Kıbrıs sorunundan Kürt açılımına kadar geniş bir gündeme yayılan her konuda açıklamalarda bulundu.

Miliband, açıklamaları sırasında bir soru üzerine de Avrupa Birliği’nin son İlerleme Raporu’nda basın özgürlüğü konusunda Türkiye’ye getirilen eleştiriler konusunda “Basın özgürlüğü Avrupa yaşam tarzının çok önemli bir parçasıdır” diye konuştu.

CESUR KARARLAR ALMALIYIZ

İngiltere’nin 44 yaşındaki genç Dışişleri Bakanı’na yönelttiğimiz sorular ve kendisinin yanıtları özetle şöyle:


- Sizi Türkiye’ye getiren nedir?

MILIBAND: İkili ilişkilerimize ve aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa’ya dönük doğrultusuna olan taahhüdümüzü yeniden teyit etmek, bu çerçevede hem tam üyelik süreci hem de Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve sosyal geleceği açısından da yararlı olan reform sürecini desteklemek için buradayım. Gelmemin bir nedeni de önümüzdeki aylarda Kıbrıs, Ortadoğu ve Irak gibi büyük konular üzerinde bir dizi karar alınacak olması. Bunlar üzerinde görüş alışverişinde bulunacağım. Çünkü Türkiye’nin bütün bu konularda oynayacağı büyük bir rol var.

 

- AB ile tam üyelik müzakereleri çok ağır bir şekilde seyrediyor ve bunun yarattığı belirsizlik pek çok insanı karamsarlığa itiyor. Bu tıkanıklık nasıl aşılabilir?

MILIBAND: Okurlarınız içinde şüpheci olanlara vereceğim mesaj şudur: Biz inancımızı koruyacağız; sizlerin de koruyacağınızı umuyorum. Tıkanıklık nasıl aşılır sorusuna gelince, bu her iki tarafın da cesur kararlar almalarıyla, her iki tarafın taahhütlerini yerine getirmeleriyle mümkün olur. AB, Türkiye’ye adil bir katılım süreci taahhüt etti; bu taahhüdünü yerine getirmelidir.


- Ama AB’nin yerine getirmediği taahhütler oldu, örneğin Kıbrıs’ta referandumdan sonra verilen sözler tutulmadı...

MILIBAND: AB, Türkiye ile süreci açık tutma taahhüdüne sadık kaldı, süreç açık tutuldu. Fasılların açılması istediğimiz kadar süratli bir şekilde gitmedi, ama pekala fasıllar açıldı. Açılan fasılların sayısı tabii bizim ve Türk hükümetinin olmasını arzuladığı kadar çok değil. Gelgelelim, AB konsensüse dayanan bir örgüt ve bu durum pek çok insan için sıkıntı kaynağı olabiliyor ama AB’nin meşruiyeti kısmen de konsensüse dayanmasından kaynaklanıyor.


KIBRIS’TA LİDERLİK ZAMANI

 

- Kıbrıs’ta Türk muhataplarınıza hangi mesajı aktaracaksınız?

MILIBAND: Şimdi karar anıdır... Bu, liderlik ve taahhüt zamanıdır. Çünkü Kıbrıs sorununu iki kesimlilik ve iki toplumluluk esasları üzerinden çözüme kavuşturma fırsatı var. Bu, karşınıza bir kuşakta ancak bir kez çıkan türden bir fırsat. İki tarafın da büyük kararlar alması gerekiyor. Gerek Sayın Talat, gerek Cumhurbaşkanı Hristofyas gerçek taahhütleri olan, ciddi insanlar. Onlara inanmalıyız, onları desteklemeliyiz. Aynı zamanda zor kararlar aldıkları takdirde onları destekleyeceğimizi taahhüt etmeliyiz.


- Kıbrıs’ta spesifik olarak hangi adımların atılmasını bekliyorsunuz, ek protokolün onaylanmasını mı?

MILIBAND: Protokol önemli bir konu ama meselenin yalnızca bir parçası. Mesele şu: aralık ayında önemli bir karar alınacak. Dramatik durumlardan kriz çıkartmamalıyız. Bütün taraflara düşen önemli sorumluluklar var. Bu aşamada bunun ötesinde bir şey söylemem doğru değil.


YÖN TARTIŞMASINI İZLİYORUM

 

- Gün geçmiyor ki ABD’de ya da Avrupa’da saygın bir gazetede Türkiye’nin yönüyle ilgili bir soru yöneltilmesin. Batı basınında Türkiye’nin nereye gittiği sorusu etrafında sıcak bir tartışma sürüyor. Bu tartışmayı izliyor musunuz?

MILIBAND: Evet, Türkiye’nin nereye gittiği ile ilgili bir tartışma var. Bu durum nedeniyle AB’ye de büyük sorumluluk yükleniyor; Türkiye’ye de atfedilen sorumluluk var. Türkiye’nin, köklerinin bilincinde olarak kimliğine sadık kalması, ancak bunu yaparken Avrupa’ya olan taahhütlerinin de gittiği yolun bir parçası olduğu ve dünyanın diğer taraflarının reddi anlamına gelmediği anlayışıyla hareket etmesi önemlidir.


- Sizce Türkiye’nin doğrultusunda bir değişiklik var mı?

MILIBAND: Hayır, bence hükümetinin taahhütleri yeterince açık. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve AB Bakanı Bağış, bu konuda çok net bir tutum içindeler. Kanımca Türklerin çoğunluğu da AB’ye katılmak istiyor.


KOMŞUNUZDA NÜKLEER SİLAH İSTEMEZSİNİZ


- Doğrultu tartışmaları biraz da Başbakan Erdoğan’ın Guardian gazetesine İran’ın nükleer programını tümüyle barışçıl amaçlarla yürüttüğünü belirtmesi, bir anlamda İran’a kefil olmasıyla patlak verdi. Siz bu açıklamayı nasıl değerlendirdiniz?

MILIBAND: Başbakan Erdoğan’la İran gezisini, İran’la ilgili görüşlerini ve ortak hedefimiz hayata geçirmek için nasıl birlikte çalışacağımızı konuşacağız. Bu ortak hedef, İran’ın nükleer silah sahibi olmamasıdır. Benim bu konudaki görüşüm şu: İran liderliği, çok bariz nedenlerle uluslararası camianın güvenini kaybetmiştir. Çünkü nükleer programlarını Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) deklare etmeleri gerektiği halde, etmedikleri gizli nükleer programlarının olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle yalnızca BM Güvenlik Konseyi ile değil IAEA ile de anlaşmazlık içinde İran. IAEA, açık bir şekilde İran’ın nükleer programının barışçı olduğunu söyleyemiyor. Siz de İran’ın nükleer silaha sahip olmasının tehlikelerini, komşusu olduğunuz için, diğer ülkelerden daha iyi bilecek bir durumdasınız. İran’ın nükleer silah sahibi bir devlet olmasını istemeyeceksinizdir. İran, programının barışçı olduğunu söylüyor, ama bunu komik bir şekilde gösteriyor, çünkü daha geçen ay AEIA’dan sakladıkları gizli bir tesis ortaya çıkartıldı.


- Başbakan Erdoğan’ın Guardian mülakatını okudunuz mu? Okuduğunuzda tepkiniz ne oldu?

MILIBAND: Şu oldu, Türkiye’yi ve başbakanı ziyaretimden hemen önce bir “hoş geldiniz” olması açısından ne kadar ilginç dedim...


ORTADOĞU’DA ABD’YE DESTEK


- Türk hükümeti son zamanlarda İsrail’e karşı söylemini de sertleştiriyor. Bu değişikliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

MILIBAND: Türkiye’nin bugüne dek İsrail ile önemli ilişkileri olageldi. Geçen yıl Suriye ile İsrail arasında görüşmelerin yürütülmesinde aracılık yaptı; bu önemliydi... Başbakan Erdoğan’ın Gazze’de olanlara çok duyarlı olduğunu biliyorum. Bu konudaki güçlü duyguları biliyoruz.


- Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin kötüleşmesi Ortadoğu’da rol oynama yeteneğini nasıl etkiler?

MILIBAND: Kötüleşme ifadesini siz kullandınız, ben değil. Ortadoğu’da önemli bir andan geçiyoruz. Büyük bir gerilim var. Bunun bir nedeni de, yürüyen bir barış sürecinin olmaması. Hiçbir müzakere yapılmıyor. ABD, iyi niyetle yeni bir süreç başlatmak istiyor. Amerikalıların yapmak istediğini iyi niyetle desteklemeliyiz.

 

DAVUTOĞLU MÜTHİŞ ENERJİK

 

Türkiye’nin bölgedeki rolünü güçlendirmesi olumlu bir şekilde algılıyoruz. Türkiye’nin liderlerine büyük saygı duyuyoruz. Yalnızca kendi ülkelerine değil, uluslararası sisteme de yapabilecekleri büyük katkılar var. Pek çok fikirleri var. Davutoğlu örneğinde olduğu gibi, kıyasladığımda kendimi bir dışişleri bakanı olarak biraz halsizmişim gibi hissetmeme yol açan bitip tükenmek bilmeyen bir enerji söz konusu... Ekonomik olarak güçlenen ve siyasi alanda kendi niş markasını geliştirmekte olan dünyanın en önemli ülkelerinden birini karşımızda görebiliriz. Bizim inanmak istediğimiz, bu nişin tekillik (tek başına hareket etme) yerine ortaklık (halinde yol alma) fikri üzerinde inşa edilmesidir. Bu kanımca Türk hükümetinde de yankı bulan bir görüştür.

 

KÜRT AÇILIMINI KUVVETLE DESTEKLİYORUZ

 

Kürt açılımını kuvvetle destekliyoruz. Son iki yıl içinde Türk muhataplarımla ele aldığım önemli başlıklardan biri de Kürtlerin hakları, Türkiye’deki bütün vatandaşlarının eşit haklara sahip olmaları konusu oldu. Bu açılımı yapmış olmaları hükümetin başarı hanesine yazılmalıdır. Sürecin bugün için duraklamış olması o kadar önemli değil. Bu tür şeyler başlar, durur... Ama önemli olan, kanımca artık tersine çevrilemeyecektir. Benzer şekilde Ermenistan’la protokollerin imzalanması da çok önemli bir gelişmeydi. Bu tarihi meselelerin ele alınması iyi bir şey.

X