Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Migrende yeni umut

Bu hafta konumuz, en sık görülen başağrısı türlerinden biri olan, sosyal yaşamı, fiziksel ve mesleki performansı olumsuz yönde etkileyen “kronik migren” ve bu alanda kullanılan yeni tedavi yöntemi Botulinum Toksini, yani botoks.

Kronik migren, ülkemizde her 10 migrenliden 1’inde görülen, ağır ve orta şiddette yaşanabilen ve maalesef kişinin yaşam kalitesini oldukça düşüren bir ağrı tipidir. Yaygın bilinenin aksine, her kronik başağrısı, kronik migren demek değildir. Kronik migrenli hastalar, yaşamlarının neredeyse yarısını bu baş ağrıları ile geçirirler ve majör depresyon, anksiyete bozukluğu ve kronik ağrı bozukluklarına daha yatkındırlar.

KASLARI GEVŞETİR

Kronik Migren’de etkili tedavi yöntemlerinden biri olan botoks, kasların gevşemesini sağlayarak migren ağrısına neden olan ince duyusal sinirler üzerindeki baskıyı kaldırır ve migren ataklarını azaltır. Ayrıca Botoks, kronik migren üzerine yapılan uluslararası bilimsel çalışmalar sonucunda, FDA tarafından kronik migrene yönelik koruyucu tedavi seçeneği olarak onaylanmıştır.
Bu hafta köşemizde “Kronik Migren”i ve bu hastalığın tedavisinde kullanılan botoks uygulamalarını TOBB ETÜ Hastanesi doktorlarından Nöroloji uzmanı Dr. Akçay Övünç Özön ile konuştuk.

Migrenin tanımıyla başlayalım. Nedir migren?
Migren, orta veya ağır şiddette, kişinin yaşam kalitesini düşüren, zonklayıcı, genellikle başın bir yarısında ama tüm başta da görülen, özellikle de gözlerde yoğun ağrıya neden olabilen, ışık ve gürültüye hassasiyetin olabildiği, bulantı ve kusmanın da eşlik edebildiği ağrılardır.

Kronik Migren nasıl teşhis edilir?
Migren primer bir baş ağrısı türü, yani baş ağrılarına neden olabilecek diğer nedenler beyin görüntüleme yöntemleri ile dışlandıktan sonra, hastadan alınan ayrıntılı bir hikayeyle tanı konabilir. Öncelikle hastanın Nöroloji Uzmanlarına başvurarak kesin tanıyı alması gerekir. Burada en önemli konu, hastadan alınan anamnez, yani hastalığın hikayesidir, çünkü migren tanısı koymak için özel bir tetkik yöntemi yoktur. Genellikle bu tip hastalarda ailesel yatkınlıkla da karşılaşıyoruz.

Kronik Migrenin sosyal hayata etkisi oluyor mu? Yani Migren, hastaların hayatını nasıl etkiliyor acaba?
Elbette oluyor, kronik migren, hastanın hayatında sosyal, toplumsal ve dolayısıyla ekonomik boyutta etkili oluyor, bütün bunların sonucunda da yaşam kalitesini düşürüyor ve psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Ülkemizde her 6-7 erişkin kişinin 1’ i migrenli, her 10 migrenli hastanın 1’ i de kronik migrenli. Türkiye’ de kronik migren görülme sıklığı %1,7’ dir ve maalesef WHO (Dünya Sağlık Örgütü) sıralamasında, yaşamı olumsuz etkileyen hastalıklar arasında 19. sırada yer alarak en yaygın bilinen hastalıklardan biri olan şeker hastalığının da önündedir.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ DEĞİŞİYOR

Hocam tedaviye gelirsek; ne gibi tedaviler uyguluyorsunuz?
Aslında tedavi seçenekleri kişiden kişiye göre değişiyor, örneğin nadir görülen migren ataklarında hastaya, iyi gelen bir ağrı kesici, karanlık, loş ve sessiz bir odada istirahat hatta uyuyabilirse uyumasını öneriyoruz. Her hastanın ağrısına iyi gelen ağrı kesici farklı olabilir. Eğer bu ağrı kesiciler ağrısını rahatlatmazsa migrene özgü ilaçlar da verebiliyoruz. Ne yazık ki, bugüne kadar kronik migrene yönelik uygulanan tedaviler yeterli sonuç vermemiştir. Hastalar sürekli ve aşırı miktarda ağrı kesici kullanmanın risklerinin yanı sıra, ağrı ile yaşamanın yarattığı olumsuz psikolojik durumla da baş başadır. Diğer yandan sürekli koruyucu tedavi kullanmaktan da bir süre sonra sıkılıyorlar ve kendilerini bırakıyorlar. İşte bu noktada yeni uygulanmaya başlayan ama diğer yöntemlere göre hastanın konforunu arttıran ve etkinliği daha yüksek olan bir koruyucu tedavi yöntemi olarak karşımıza, Botulinum toksini yani Botoks çıkıyor.

FDA TEDAVİYİ ONAYLADI
 
Kronik migren üzerine yapılan Uluslararası Bilimsel Çalışma (PREEMPT) sonucunda Botulinum toksini, bir koruyucu tedavi seçeneği olarak FDA tarafından onaylanmıştır. Bu arada, Botulinum toksini zaten Türkiye’ de 22 yıldan beri çeşitli nörolojik hastalıklarda (Serebral Palsi - Beyin Felci, bazı hareket bozuklukları, İnme (felç) sonrasında görülen spastisitede) kullanılan bir yöntem. Kronik migren koruyucu tedavisinde kullanım onayı ise Temmuz 2011 tarihinden itibaren Sağlık Bakanlığı tarafından verilmiştir.

Aslında bugüne kadar Botoks deyince aklımıza hep estetik, güzellik kavramları geldi.. Artık tedavi amaçlı da kullanıyoruz diyorsunuz, peki nasıl kullanılıyor? Mesela her hastada uygulanabiliyor mu?
Evet önceki soruda da anlattığım gibi, daha çok estetik kullanımı ile gündemde olan Botulinum toksini, aslında 20 yılı aşkın bir süredir tedavi yöntemi olarak güvenle kullanılmakta, hatta tüm ilaçlar arasında hakkında en fazla çalışma yapılan tek ürün. Hastalık tipine göre 2 yaş ve üzerinde güvenle kullanılabilen Botulinum toksini, vücutta birikim ve bağımlılık yapmayan, kalıcı yan etkisi olmayan biyolojik bir üründür. Clostridium botulinum bakterisinden elde edilir, yüksek oranda saflaştırılmış botulinum toksini içerir ve reçeteli tıbbi bir üründür. Ancak önemli bir nokta da şu ki; migren atakları nedeniyle muayene olmaya gelen her hastaya bu tedaviyi uygulamak çok da doğru değil. Bu tedavi ancak muayene eden nöroloji uzmanı tarafından uygun görülürse yapılmalıdır.

Peki uygulamayı nasıl ve nerelere yapıyorsunuz?
Kronik migren hastalarında botulinum toksin uygulaması; hastanın başında alın, her iki şakak arkası bölgeler, boyun ve trapez bölgelere olmak üzere 31 noktada, en ince iğne ile cilt altına enjeksiyon şeklinde yapılmaktadır. İşlem 15-20 dakika sürüyor ve etkisi de 1 hafta içinde başlıyor. Burada Botulinum Toksini’nin görevi ağrıyı başlatan mediatörlerin etkisini bloke etmek ve ağrıya duyarlılığı azaltmakdır.

Son olarak en çok merak edilen soru; bu uygulamanın sonucunda hastaların şikayetleri tamamen sona erecek mi?
Botulinum toksin tedavisi uygulanan kronik migren hastalarının yaklaşık yüzde 70’i, migrenli gün sayısında başlangıç seviyesine göre yüzde 50’den fazla düşüş yaşamıştır. Aynı zamanda bu hastalarda, yaşam kalitesi skorlarında ve baş ağrısına bağlı engellilik miktarında, plasebo tedavisi alan hastalara kıyasla başlangıç seviyesine göre önemli iyileşmeler gözlenmiş, bu sonuç da, hastaların işlevlerinde, canlılığında, psikolojik baskıda ve genel yaşam kalitesinde önemli bir gelişme kaydedildiğini açıkça ortaya koymuştur.
Ayrıca Botulinum toksin uygulanan ve faydalanan hastaların 3-4 ay boyunca kullandığı ağrı kesici sayısında belirgin bir azalma oluyor ve hatta hiç kullanma gereksinimi bile duymuyorlar. Önemli olan bir diğer nokta da; Botulinum toksinin etkisi azalmaya başladığında tekrar uygulanması gerekir. Tekrarlandıkça etkisi daha da çok artmakta ve etkisi daha uzun sürmektedir.

OKUYUCU SORULARI

Kronik migren dışında genel başağrıları içinde btox uygulanabilir mi? Migrenin kronik sayılması için ağrı sıklığının ne kadar olması gerekir?

Öncelikle kronik migren diyebilmek için ayda en az 8 günü migren atağı şeklinde olan en az 15 gün süreyle şiddetli başağrıları olması gerekiyor. Hatta bu hastaların çoğu maalesef en az 15 gün ya da hemen hergün ağrı kesici kullanmak zorunda kalıyorlar. Koruyucu tedavileri kullanıp da fayda görmeyen ya da kullanamayan bu hastalara botulinum toksin A enjeksiyon tedavisi öneriyoruz. Kronik migren dışındaki en sık gördüğümüz kronik gerilim tipi baş ağrıları (ki bunlar daha hafif olabilir) için benzer çalışmada botulinum toksin A’nın faydası gösterilememiş.

Kronik migren tedavisinde kullanılan botox tedavisinin etkisi ne kadar sürmektedir ve bu uygulamanın yan etkileri var mıdır?
Bu tedavinin etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte 3-6 ay sürebilmektedir. Etkisi azalmaya başlayınca tekrarlamak gerekir.Uygulamalar tekrarlandıkça etkisi ve etki süresi artmaktadır. Uygulamanın nadir de olsa bazı komplikasyonları olabilir. Genellikle enjeksiyon yerinde hafif morarma (ki bunlar birkaç gün içinde düzelir) ,kas ağrısı ve asimetri gibi yan etkileri gözlenebilir.
Bu komplikasyonlar hakkında uygulamadan önce hasta bilgilendirilir. Ciddi veya hayatı tehdit edecek bir komplikasyonu yoktur. 

Konuk: Dr. Akçay Övünç Özön

1976 yılında Balıkesir’de doğdu. Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlamış, ihtisasını Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda yaptı. 2005-2010 yılları arasında Özel Mesa Hastanesi 2010 yılından beri de TOBB ETÜ Hastanesi’nde çalışıyor. Tıbbi ilgi alanları epilepsi, uyku bozuklukları, baş ağrıları. Türk Nöroloji derneği ve Türk Uyku derneği üyesi.

SİZ SORUN, UZMANLAR YANITLASIN

Önümüzdeki hafta konumuz sünnet. Bilindiği gibi okulların kapanması ve havaların ısınmasıyla birlikte bir çok ailede sünnet telaşı başladı. Hafife alınmaması gereken ciddi bir operasyon olan sünnet ile ilgili tüm bilinmeyenleri konuğumuz Dr. Rahşan Vargün Yıldız ile konuşacağız. Sünnet nasıl bir operasyondur, tıbbi olarak acil sünnet yapılması gereken durumlar nelerdir, genel anestezi ile yapılmasının sakıncaları var mıdır, ameliyat öncesi ve sonrasında nelere dikkat edilmelidir gibi merak edilen soruları Dr. Yıldız’a soracağım. Siz de sünnet ile ilgili merak ettiklerinizi jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırabilirsiniz.

X