Teknoloji Haberleri

    Kapsamlı bir inceleme: Middle-Earth Shadow of War

    Hürriyet Haber
    08.08.2017 - 09:09 | Son Güncelleme:

    Shadow of War 10 Ekim'de oyun severlerle buluşuyor. Shadow of War adlı oyun Shadow of Mordor'un devamı niteliğinde. Önceki oyundan daha fazla özelliklere sahip olan bu oyunda ejderhaları yakalayıp kendi tarafınıza çevirerek binek hayvanınıza dönüştürmeniz mümkün.

    Karanlıklar Efendisi Sauron’un nasıl güce kavuştuğunu, Yüzüklerin Efendisi’ni okuyanlar, filmini izleyenler biliyor. Sauron’un nasıl düştüğü de bir “spoiler” sayılmaz artık. Peki, Shadow of Mordor ile tanıdığımız Talion, bu hikayenin neresinde yer alıyor? Cevabı basit: Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi arasında kalan bir zamanda. Dolayısıyla Talion’un boşuna bir çaba içerisinde olduğunu söyleyebilir miyiz?

    Şaşırtıcı olan şu ki Talion, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nde tanıdığımız birçok karakterden çok ama çok daha güçlü. Belki Gandalf’la kapışamaz ama Aragorn’u 2.80 yere sereceği şüphesiz. Celebrimbor adındaki hayalet Elf’in gücünü de yanına alan Talion nasıl başarısız olacak ve başarısız olacağını bildiğimiz bir kahramanla Mordor’u yerle bir etmeye çalışmanın bir anlamı var mı?

    Bu soruların yanıtını arayacağımız Shadow of War, bizi öylesine bir maceraya çıkartmaya hazırlanıyor ki, eğer sonunun Sauron’un galibiyetiyle biteceğinden bahsetmeseydim, gerçekten başarılı olacağınıza inanabilecektiniz…

    Mordor yaylaları

    Shadow of Mordor’un kaldığı yerden devam edecek olan Shadow of War, yine bizi Talion’un kontrolüne bırakıyor. Talion gayet iyi bir savaşçı ve bahsettiğim gibi, Celebrimbor’un yardımını alarak daha da güçlü bir savaşçıya dönüşmüş durumda.

    Talion kılıcıyla düşmanlarına korku salan, okuyla onları uzaktan indiren ve Celebrimbor’un farklı yetenekleriyle de üstün yeteneklerini sergilemekten kaçınmayan bir arkadaşımız. Aynı Batman veya DmC, Bayonetta, God of War gibi oyunlarda olduğu gibi, Talion da savaşmaya bir kez başladıktan sonra onu durdurmak mümkün olmuyor. Kılıcını farklı şekillerde savuruyor, düşmanlarını bıçaklıyor, tekme atıyor, yuvarlanıyor, üstlerinden atlıyor ve zavallı Orc’lar da kesilmeyi bekleyen birer inek gibi Talion’u gözlerinin önünde tutmaya çalışıyorlar. Talion, her anlamda Orc’lardan çok daha güçlü ama Orc’ların ve diğer şekilsiz Orta dünya yaratıklarının da kendilerine göre bir güçleri var: Sayı.

    Eğer iri bir düşmana karşı savaşmıyorsanız, teke tek dövüşte Talion’un galip gelmeme olasılığı sıfıra yakın. 2’ye bir dövüşte de durum keza böyle. Hatta 3 kişiyle bile çok rahat savaşabiliyor kahramanımız ama bu sayı arttıkça, işler zorlaşıyor. Her ne kadar güçlü bir savaşçı olsa da Talion’un vuruşları, kocaman bir Olog Graug’unkilerle karşılaştırıldığında bir hayli zayıf. Bu da oynayışı vur-kaç taktiğine dönüştürüyor. Ve hatta 5+ düşmanla karşı karşıyaysanız ve daha fazlasının gelmesi olasıysa, o bölgeden uzamanızla sonuçlanıyor.

    Bu anlattıklarımı Shadow of Mordor’u oynamış olanlar zaten biliyordu. Yeni olarak bilmeniz gereken şu ki, aynı ortam Shadow of War’da da devam edecek. Yanı SoM oyuncuları, SoW’un başına geçtiğinde ne yapacaklarını daha ilk saniyeden biliyor olacak.

    Stalûga the Hurler

    Talion’un yeteneklerine geri döneceğiz ama bundan önce, heyecanı arttırmak adına Shadow of War‘un en büyük yeniliğinden bahsedelim.

    Hatırlarsanız ilk oyunun en büyük özelliklerinde biri, Nemesis sitemiydi. Oyun dünyasındaki düşmanlarınız sizden kurtularak, daha güçlü bir halde büyük bir rakip haline gelebiliyordu. Nemesis sitemi yeni oyunda da mevcut ama büyük yenilik bu değil. Şöyle bir durum var ki, Shadow of War’da Talion’un yepyeni bir yüzüğü bulunuyor. Celebrimbor’un yarattığı bu yeni yüzük Talion’a çok daha fazla güç sağlıyor ve bunların en büyüğü de Talion’un kendi ordusunu kurabilmesi.

    Evet; aynı Monster Hunter gibi, Talion Orta Dünya macerasını sürdürürken, Sauron’un peşinde koşarken kendisine bir ordu kurabilecek. Tabii sanmayın ki Sauron’un devasa ordularıyla baş edebilecek bir ordu bu. Talion’un sahip olacağı birlik, ancak bir kaleyi ele geçirecek kadar büyük olacak. Oyun boyunca, sizden kaçıp Nemesis pozisyonuna geçmiş olan boss’lar da dahil olmak üzere tüm özel ismi olan düşmanlarınızı “Domination” ile kendi tarafınıza geçirebileceksiniz. Bu karakterler karagahınızda, kale kuşatması, yani Fortress Assasult için bekler konumda kendilerine yer edinecekler. Orc’lar, Olog’lar, Goblin’ler… Her türden Warchief emrinizde. Her biri farklı güçlere ve zayıflıklara sahip. Bazıları zehirlendiğinde anında ölüyor, bazıları ateşe dayanıksız, bazıları da Caragor gördüğünde kaçıp gidiyor. Bunlara mukabil yaralandıklarında daha da güçlenip kritik saldırılar yapabiliyor veya menzili saldırılara karşı dayanıklı olabiliyorlar. Bu da şu anlama geliyor: Bir kale kuşatmasına katılmadan önce o kalenin kimler tarafından korunduğuna bakmanız ve karşı tarafın zayıflıklarına göre kendi ordunuzu kurmanız gerekmekte. Yoksa başarısız olmanız işten bile değil…

    Karakter seçiminde bir konu daha var. Kuşatacağınız kaledeki Warchief’ler, yanlarında birer özellikler geliyor. Örneğin kale komutanı kale duvarının güçlendirilmiş taştan yapılmasını sağlıyor. Emri altındaki diğer komutanlar güçlendirilmiş kale kapıları getiriyor. Bir başkası baltalı Shock Troops adındaki güçlü askerleri emrinde barındırıyor vb. Neyse ki aynı tipte özellikleri bizim ordumuzdaki komutanlarda taşıyabiliyor. Saldırı birliğimizde kocaman Olog-Hai’ler ekleyebiliyor, kalenin üzerinden aşağı ateş yağdırabilecek ejderhalar çağırabiliyor, kale duvarlarını asit yağmuruna tutabilecek yaratıkları ordumuzun içine yerleştirebiliyoruz. Ordumuzdaki altı komutandan her biri, üç farklı “güçlendirme” ile yeteneklerini savaş alanına taşıyabiliyor ama bu üç özellikten sadece bir tanesi aktif olabiliyor. Hangi seçeneği seçeceğinizi de yine kuşatacağınız kale de ki düşman kuvvetlerine göre şekillendirebiliyorsunuz.

    Kale kuşatması konusu bitmedi. Ordumuzu belirledik ve savaş başladı. Burada olay bir anda MOBA formatına dönüşüyor diyebiliriz. Amacımız üç farklı noktayı ele geçirip bayrağımızı dikmek. Bu noktalar bolca adres ve birer mini-boss ile korunmakta. Hepsini ele geçirdiğimizdeyse kale komutanı meydana çıkıyor ve gördüğümüz kadarıyla bu komutanlar, çok ama çok güçlü. Onları nasıl yeneceğimiz, nasıl taktikler izleyeceğimiz konusu da incelenmeye kalsın yoksa gerçekten oyunu oynamamıza gerek kalmayacak.

    Kale komutanını yendiğinizde o kaleyi ele geçirmiş oluyorsunuz ve –eğer varsa- bir başka problemi daha çözmüş oluyorsunuz. Misal kale komutanını öldürmek, civardaki alarmların tümünün etkisiz hale gelmesini sağlayabiliyor. Böylece bir başka bölgeyi ele geçirirken alarmları dert etmenize gerek kalmıyor.

    Elbette bir bölgeyi ele geçirmiş olmanız Sauron’un hoşuna gitmeyecek. Aynı sizin kaleyi kuşatmak için hamleler yaptığınız gibi, Sauron da bu bölgeyi tekrar kendi kontrolüne geçirmek için ordularını yollayacak. Bu yüzden de yeni kalenize bir Overlord seçip o kaleyi diğer komutanlarınızla birlikte defansa bırakmanız gerekiyor.

    Buz mu, ateş mi, zehir mi?

    Talion’a geri dönelim. Önceki oyunda Talion’un birçok farklı yeteneği bulunuyordu ve seviye atlayarak kazandığımız yetenek puanlarıyla Talion’u güçlendirebiliyorduk. Yeni oyunda da benzer bir sistem bulunuyor lakin bu defa Talion gerçekten çok fazla yeteneğe sahip.

    Kahramanımızın yetenekleri 6 kısma ayrılıyor: Combar, Predator, Ranged, Wraith, Mounted ve Story. Her kısımda da 5-6 farklı yetenek bulunuyor ve her yeteneğin 2-3 tane güçlendirmesi var. Yetenekleri yetenek puanlarıyla açıyor ve güçlendirmeleri de yine bu puanları harcayarak satın alıyoruz.

    Combat Talion’un kılıcıyla yaptığı, birçok düşmana karşı savaşırken gerçekleştirdiği hareketleri kapsayan yetenekleri oluşturuyor. Predator gizlilikle düşmanları avlamasını, Ranged Elf okuyla yaptığı saldırıları, Wraith de Celebrimbor’un sağladığı özel yetenekleri içeriyor. Mounted’da Talion’un bineklerine sağlanan yetenekler, Story’de ise kahramanımızın senaryo modunda ilerlerken otomatik olarak kazandığı özellikler bulunuyor.

    Örneklendirmek açısından Wraith başlığı altında neler olduğuna bir bakalım…

    Wraith başlığı altındaki ilk yetenek, Brace of Daggers. Talion’un “ruhani” bıçaklar fırlatmasına yarayan bu yetenek, üç farklı şekilde güçlendirilebiliyor. Serrated Edge bu bıçakların kritik hasar verme olasılığını arttırıyor, Swift Barrage ilgili tuşa basarak art arda üç tane bıçak fırlatmanızı sağlıyor. Rain of Blades de bu sayıyı beş bıçağa çıkartıyor. Bu geliştirmelerin her biri yetenek puanı istiyor ve sadece bir tanesini aktif olarak kullanabiliyorsunuz.

    Wraith’in getirdiği ikinci yetenek, Elven Light düşmanlarımızı geri püskürtüp sersemlemelerine yarıyor. Bu yeteneğin güçlendirmesinde sırasıyla bu özelliğe ateş, buz veya zehir ekleniyor. Düşününki karşınıza zehre karşı dayanıksız bir Warchief çıktı; bu düşmanla dövüşürken zehir güçlendirmesini aktive etmek isteyeceksiniz. İce Storm, Wraith yetenek ağcının üçüncü yeteneğini oluşturmakta. Düşmanlarını dondurup art arda saldırılar yapmanızı sağlıyor İce Storm ve ilk güçlendirmesi Shower of İce ile dondurma işlemini birçok düşman üzerinde kullanabiliyorsunuz.

    İkinci güçlendirme, Frostbite düşmanınıza yapacağınız art arda saldırıları kritik saldırı ile sonlandırıyor ve Shattering Blow adındaki üçüncü güçlendirme, saldırılarınız sonucunda düşmanınızın patlamasını ve çevredeki düşmanlara korku salmasını sağlıyor. Talion’un sağlığını tekrar kazanması için düşmanlarının ruhunu emmesi gerekiyor ve bu özelliği oyunun hemen başında kazanıyoruz. Wraith kısmının dördüncü yeteneği olan Consume ise bu işi daha hızlı yapmamıza olanak tanıyor. Chain of Souls adındaki ilk güçlendirme daha fazla düşmanın sağlığını çalmamıza neden oluyor ve eğer Dominion adındaki bir başka yeteneğimiz aktifse bu düşmanları kendi tarafımıza çekebiliyoruz. Consume ‘un diğer güçlendirmelerinde bir tanesi, düşmanımızın ruhunu yarıyor ve diğer güçlendirme de Olog’ları kendi tarafımıza geçirebilmemizi sağlıyor.

    Wraith kısmının son ayağında ise Treasure Hunter bulmakta. Bu yetenek de düşmanlarımızın düşürdüklerini otomatik olarak toplamaya yarıyor. Güçlendirmeleri arasında ise yüksek seviye düşmanlardan daha iyi loot düşmesi, Dominion ile düşmanlarımızı kendi tarafımı kendi tarafımıza daha hızlı geçirme ve rakiplerimizin daha kaliteli mücevherler bırakması yer alıyor.

    Gördüğünüz gibi sırf Wraith özellikleri bile bir dünya farklı yeteneklerle dolu ve oynayışınıza göre Talion’u şekillendirmek de sizin elinizde. Her yeteneğin, her güçlendirmesini satın almanız da gerekmiyor gibi gözüküyor, lakin farklı düşmanlara daha etkili olacak güçlendirmeler de oyunda gerekebilecek. Oyunu durdurup hangi güçlendirmenin aktif olduğunu ayarlamak da oyun boyunca kullanacağımız bir strateji olacak.

    Hangi Orc daha güçlü?

    Açıklanan bilgilere göre oyunda bir çeşit ;Arena sitemi de bulunacak. Buradaki olaylar sizin oyun dünyasındaki aktivitelerinizden bağımsız gelişecek ve arena dövüşlerine daha çok seyirci kalmanızı isteyecek. Şöyle ki, oyundaki her bölgede bir savaş arenası bulunacak. Colosseum benzeri bu arenalarda farklı kabilelere mensup, farklı ırklardan savaşçılar birbirleriyle dövüşecek, yenen daha da güçlü bir hale gelecek. Bu bölgelerde kendi tarafımızda ki askerlerin savaştırılabileceği belirtiliyor ve dilersek savaşlara birer “ajan” yollayarak da olan biteni gözlemleyebileceğimiz söyleniyor. Dilersek bu dövüşün tam ortasına girip herkesi öldürmeye çalışmamız ya da kendi tarafımızı savunmamız da mümkün ama o zaman foyamızın ortaya çıkacağı da aşikar. Arenaların nihai fonksiyonlarını henüz tam anlamamış olsak da mutlaka ise yarar birer özelliği olacağını tahmin ediyorum.

    Shadow of Mordor 2.0

    Tüm olan bitene şöyle bir baktığımızda da görüyoruz ki elimizdeki bu “yeni” oyun, bir hayli önceki oyuna benzemekte. Hatta öyle ki, neredeyse aynısı bile diyebiliriz. Her videoyu izlediğimde, her bilgiyi okuduğumda heyecanlanmama neden olan en büyük olgu ise olayların Orta Dünya’da geçiyor olması.

    Yapımcılar SoW’un Yüzüklerin Efendisi’nden daha çok öğe içereceğini de belirtiyor ama yine de çok fazla bağlantılı konu olacağını sanmıyorum. Yine de o dünyanın bir kısmında olup, Cirith Ungol, Nurn ve Gorgoroth gibi bölgelerde Orc peşinde koşacak olmak başlı başına heyecan yaratıyor.

    SoW’un heyecan yaratan bir diğer tarafı da bağımlılık yaratacak bir oynayışa sahip olması. SoM’da dövüş mekaniği o kadar iyiydi ki bir yerde, bir düşman gördüğünüzde ona saldırmadan duramıyordunuz. Talion’un yeni yetenekleriyle birlikte bu olay daha da iyileşmiş durumda. Videolardaki savaş alanlarında elimde bir gamepad olmasını o kadar çok isterdim ki… Resmen özlemişim.

    Oyuna eklenen ordu kurma mekaniği de dövüşlerde ve Warchief karşılaşmalarında anlam katmışa benziyor. Artık durup dururken güçlü bir Orc komutanını öldürmek zorunda değiliz çünkü onu saflarımıza çekip bir ordu komutanı olarak kullanabileceğiz.

    Yine de tüm bunlar elimizdeki oyunu ne orijinal yapıyor, ne de bambaşka bir yere koyuyor. Elimizde “yükseltilmiş” bir Shadow of Mordor var, bunu görmezden gelemeyiz. Fakat şimdiye kadar sadece bir tane bu seriden oyun oynadığımızı varsayarsak, ikinci bir kez Sauron’un hükümdarlığına başkaldırmak hiç de fena olmayacak. Tüm Orta Dünya meraklılarına ve aksiyon severlere duyurulur;10 Ekim’e randevu vermeyin, taaruza çıkıyoruz!

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı