Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Michelle seni hiç bu kadar sevmemiştim!

Geçen hafta perşembe sabahının erken saatlerinde televizyonun karşısında hüngür hüngür ağlıyordum. Oğlanların şaşkın bakışlarına da hiç aldırmadım.

Gözümü ekrandan ayırmadan içimi çeke çeke ağladım.
Bütün dünyanın tartışmasız en büyük gücü Amerika’nın başkanlık seçiminin sonucunu izlerken büyük bir duygu patlaması yaşadım.
Niye ağladığımı da bilmiyorum.
Romney’in zafer konuşmasını çöpe atıp, gözleri dolu dolu Obama’yı tebrik etmesine, kendisine hep destek olacağına söz vermesine mi?
Yoksa Obama’nın sadece kendine oy verenlere değil, dil, din, ırk, renk gözetmeden tüm “Amerikan Ailesi”ne sevgi ve tevazu dolu bir üslupla seslenmesine mi?
Amerika’nın sorunlarını iki rakibin birlikte çözme yolundaki adımlarına mı?
Belki de Romney’in “ Hayatımın aşkı Ann... Mükemmel bir First Lady olurdu” derken, Obama’nın milyonların önünde eşinin gözünün içine bakarak:
“Michelle seni hiç bu kadar sevmemiştim. Sen olmasaydın burada olamazdım.” deyişine ya da, O günkü gazetenin ilk sayfasında göz ucuyla okuduğum bahtsız bedeviyle, kutup ayısının hikayesine de olabilir.
Bilmiyorum...
Herhalde medeniyet, hoşgörü, saygı kavramları karşımda bu kadar net ve yüceyken, bizde bu kadar unutulmuş ve itilmiş oluşuna ağladım...
Bu arada birazdan koşa koşa D&R a gidiyorum, Orhan Pamuk’un New York Times’a verdiği röportajda Erdoğan ve Obama’ya önerdiği kitapları almaya. Pamuk, Obama’ya “Zen ve Motosiklet bakım sanatı”, Erdoğan’a “Ben bir Kediyim” kitaplarını okumalarını tavsiye etmiş. Merak ettim, hemen alıp okuyacağım.

 Monet’le gelen Sanat Aşkı
 
Ama öte yandan iyi şeyler de olmuyor değil.
Sakıp Sabancı Müzesinde gerçekleştirilen “Monet’in Bahçesi” sergisi bu aralar herkesin dilinde.
İstanbullular çoluğuyla çocuğuyla serginin kapısındaki kuyruğa dahil olurken, İstanbul dışında yaşayanlar sergiye gitmenin bir yolunu bulabilmek için can atıyor.
Osmaniye’deki Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sergiye gitmek için gösterdikleri çabaya ise bayıldım: 17 yaşında sanat aşkıyla yanıp tutuşan bu hevesli gençler yol masrafını karşılayıp müzeyi gezebilmek için kendi resim sergilerini açmışlar!
Ama sadece 200 TL’lik satış yapmışlar, yaklaşık 20 katına ihtiyaçları varken.
Çabalarının sonucunu gün be gün medyadan takip ediyordum ki, beklenen hamle Sabancı Holding’ten geldi. Gençlerin yol masrafları karşılandı ve sergi boyunca onları bilgilendirecek bir de rehber organize edildi.
Cuma günü bu gençler sergiyi gezme fırsatını buldular. İnanın kendim gidip gezmiş kadar sevindim. Gençlere yol vermek, ışık tutmak ne kadar önemli.
Bu arada sergi 12 yaşından küçüklere ücretsiz, çarşamba günleri ise kimseden ücret alınmıyor.
Bütün bunların yanı sıra Monet’in aynı zamanda sanat eleştirmeni ve küratör olan küçük torunu Philippe Piguet’ de İstanbul’da gerçekleştirilecek bir konferansa konuşmacı olarak geliyor...
Bunları duyup okudukça içime bir sevinç, bir umut doluyor...
En kısa zamanda çocukları alıp ben de tutacağım bu serginin yolunu. 

Biz de Çağdaş Sanatı Öğreniyoruz
 
Sadece İstanbul’da değil Ankara’mızda da sanatla ilgili çok güzel aktiviteler var.
Mayıs ayında yazmıştım Koleksiyon Mobilya Ümitköy Mağazasının Çağdaş Sanat’ın kriterleri ve koleksiyonerliği eğitimi konusundaki çalışmalarını.
Tansa Mermerci Ekşioğlu, Zeynep Öz ve Laura Carderara’nın kurduğu SPOT ile birlikte Koleksiyon Home’un Ankara temsilcisi Sinem Özgümüş ve markanın iletişim çalışmalarını başarıyla yürüten Özge Çavuşoğlu’nun düzenledikleri “Çağdaş Sanat Etkinlikleri” bu ay da iş başında.
Önümüzdeki perşembe günü gerçekleşecek “Güncel Sanata Giriş Semineri” ne ben şimdiden yerimi ayırttım bile!
Sonraki hafta da hep birlikte İstanbul’a giderek galerileri, atölyeleri gezip, öğrendiklerimizi pekiştireceğiz.

X