Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

MHP’nin baraj sorunu var mı, yok mu?

SANKİ sonucu önceden belli bir seçime gidiyoruz. Daha dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da söyledi, para piyasacısı deyimiyle ‘Sonucu önceden satınalınmış’ bir seçim gibi duruyor bu.

Hemen hemen hiç kimsenin seçimi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kazanacağından, bu partinin üçüncü dönem için tek başına iktidara geleceğinden kuşkusu yok.
Eh Cumhuriyet Halk Partisi de, ana muhalefetteki konumunu sürdürecek, buna da herkes kesin gözüyle bakıyor. Bir başka kesin gözüyle bakılan sonuç, Barış ve Demokrasi Partisi’nin desteklediği bağımsızların geçen seçime göre sayıca biraz artarak, Meclis’te grup kurma (en az 20 milletvekili gerekiyor) konusunda bu kez hiç sıkıntı yaşamayacağı.

* * *

‘Seçimin sonuçları önceden biliniyor’ dediysem de, aslında bilinenler buraya kadar.
Üzerinde tahmin oyunu veya spekülasyon yapılan konuların başında Ak Parti’nin oy oranı geliyor. Ben, farklı farklı şirketler tarafından yapılmış çok sayıda seçim araştırması gördüm, hâlâ görmeye devam ediyorum. Benim gördüğüm araştırmalarda Ak Parti’nin oyları yüzde 42 ile yüzde 49 arasında değişiyordu. Demek ki en azından yüzde 40’ın üzerinde bir oy oranı konusunda araştırmacılar hemfikir.
Bir başka konu elbette CHP’nin oy oranı. Aynı araştırmaların sonuçları bu parti içinde yüzde 23 ile 28 arasında değişik oranlar veriyor. Demek CHP’nin yüzde 30’u aşamayacağı, hatta belki 30’a yaklaşmakta bile zorlanacağı konusunda araştırmalar ortak görüş veriyor.
Ve son olarak, bu seçimin en azından benim etrafımda en çok merak edilen sonucu, Milliyetçi Hareket Partisi’nin alacağı oy konusundaki spekülasyonlar. Hemen gördüğüm araştırmaları söyleyeyim: MHP’nin oyları yüzde 9.5 ile 13 arasında değişiyor. Kritik bir konu olduğu için ekleyeyim, sadece iki araştırmada MHP baraj altında. Ama araştırmaların hata paylarını olumsuzdan gözönüne aldığınızda bu partinin sınırda dolaştığı sonucuna varabilirsiniz.
Tabii MHP’nin barajı geçmesi veya geçememesi, milletvekili dağılımını çok etkileyecek bir konu. Milletvekili dağılımı konusunda araştırma şirketlerinin projeksiyonları çok farklı. Sanırım genel oy oranına dayalı projeksiyon modelleri henüz oturmadığı için bu farklılıklar ortaya çıkıyor. Yoksa iki farklı araştırmada birbirine çok yakın oy oranlarına rağmen öngörülen milletvekili sayısının 20 sandalyeden fazla oynaması başka türlü izah edilemez.
MHP’nin baraj altında kalmadığı bir varsayımda, benim güvenilir bulduğum bazı kişilerin yaptıkları hesaba göre Ak Parti, anayasayı tek başına değiştirme eşiği olan 330’a ulaşamıyor. Ama MHP baraj altında kalırsa bu eşiği aşıyor, bugünkü milletvekili sayısının (336) üzerine çıkıyor Ak Parti.

* * *

Milletvekili sayısı bakımından performansı merak edilen bir başka parti BDP, yani bağımsızlar. Bu seçimde 25’in üzerinde bağımsızın Meclis’e girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bazıları bu sayıyı 32’ye kadar çıkartsa da, benin güvendiğim bir hesapta BDP 27-29 arası milletvekili ile yetinmek durumunda kalıyor.
Yazının başlığına geri dönelim: Benim gördüğüm seçim araştırmalarından çıkan sonuç, MHP’nin bir baraj sorunu yaşadığı, bıçak sırtında yürüdüğü yolunda. Eğer araştırmalar seçmen bazındaki gerçeği yansıtıyorsa, MHP açısından ağırlıklı ortalama bu partinin yüzde 10’un üzerinde kalacağı yönünde ama yine de risk yok denemez.
Barajı geçer ya da geçemez; MHP açısından bir gerçek şimdiden gözüküyor: Bu partide bir oy kanaması var ve seçmen MHP’den (daha çok da) Ak Parti’ye doğru akıyor.

Yüzde kaç oy  Kılıçdaroğlu için başarıdır?

/images/100/0x0/55eb1c1ef018fbb8f8abb6cd

UZAKTAN bir siyaset gözlemcisi gibi bakınca, bu seçimin en ayırt edici yanının Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni tutumu olduğunu söylemek gerek. Bu parti, son iki seçimin tersine, belki de ilk kez salt reaksiyoner, salt eleştirel bir söylemle değil de, tam tersine olumlu bir söylemle, yapıcı-inşa edici-toplumsal sorunlara çözüm önerici bir söylemle seçmen karşısına çıkıyor.
Geçmiş seçim kampanyalarının Atatürk posterleri ve tam sayfa ilanlarıyla, laiklik konusunda endişeleri dile getiren nutuklarla yapıldığı, başka neredeyse hiçbir şey söylenmediği hatırlanacak olursa CHP’deki değişim daha iyi anlaşılır.
Esasen, laiklik, Atatürkçülük gibi konularda CHP’nin tekrar tekrar iman tazelemesine gerek olmadığı da savunulabilir; yani bu konularda CHP’nin kendi seçmenine bir şey söylemesine gerek yok, zaten salt o hassasiyetlerle oy kullanan o seçmenin gideceği başka yer de yok.
Fakat buna rağmen ‘değişim’ ve ‘yenileşme’ konusunda olmak istediği kadar inandırıcı olamıyor; bunun nedeni de partinin aday listelerindeki az sayıda da olsa sembolik önemi büyük bazı isimler.
Partinin yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi aslında çok zorlu bir sınavdan geçiyorlar. Kimse onlardan daha ilk seçimde tek başına iktidar
olmalarını beklemese de, en azından 2015’te yapılacak genel seçime ilişkin bir ümit yaratacak bir oy artışı bekleniyor.
Burada da soru şu: CHP seçimde yüzde kaç oy alsa bu Kılıçdaroğlu için başarı sayılacak?
Çıtayı kimileri yüzde 30’a koyuyor, kimileri yüzde 28’e.
Şurası kesin: Geçen genel seçime göre bir artışı ifade etse de, kimse yüzde 25’i başarı saymıyor, saymayacak CHP’de.

MHP neden oy kaybediyor veya MHP neden Batı’ya kayıyor?

/images/100/0x0/55eb1c1ef018fbb8f8abb6cf

MHP için ‘Orta Anadolu bu partinin oy deposudur’ denir. ‘Geleneksel olarak’ diyeceğim ama aslında gerçek bir geleneğin oluşması için yeterli zamanın geçip geçmediği tartışılır. Şimdi baktığımızda bu partinin oy tabanının daha önce var bile olmadığı Batı illerine, Ege kıyılarına doğru kaymakta olduğu görülüyor. Orta Anadoluda etkinliği azalan parti, Batıda kendine oy bulur hale geldi.
Neden ve nasıl?
Bu soruların cevabını bulmak için daha çok araştırmaya ihtiyaç var ama ben kendi gözlemimi yazayım:
MHP, esas olarak aksiyoner değil reaksiyoner bir parti. Yani bu parti bir şeylere tepki gösterdiği için var, bir şeyleri inşa ettiği için değil. Bu tepkisellik etrafında kurulmuş, negatif bir söylem. Seçmenle de bu reaksiyonerlik tabanında buluşuyor parti.
Türkiye’nin Batısı, özellikle Ege’nin başta İzmir olmak üzere kimi il ve ilçelerinde gördüğümüz, bu bölgenin son 10-12 yılda Türkiye’nin geri kalanı kadar hızlı bir ekonomik gelişmeyi yakalayamadı, büyüyen ekonomik pastadan başka şehirler kadar büyüyen oranda pay alamadı.
Ekonomik dinamizmden yeteri kadar yararlanamamak, göreli olarak refah düşüşü anlamına gelir, siz gerçekte fakirleşmeseniz bile komşunuza göre daha az zenginleşirseniz kendinizi fakirleşmiş hissedersiniz.
İşte bu durumun yarattığı moralsizlik, geleceğe ilişkin ümitsizlik hali sizi reaksiyoner olmaya yöneltebilir. Benim gördüğüm Türkiye’nin Batısını (ve İstanbul’un geleneksel merkezi semtlerini, ilçelerini) saran reaksiyonerlik dalgasının ardında böyle bir ekonomik dinamik yatıyor.
İşte MHP’nin Orta Anadolu’da etkisini azaltması ama bunu Batı illeri ile kısmen ikame etmeye başlamasının ardında da ben bunu görüyorum.
Aslında aynı analiz CHP için de yapılabilir. Bu partinin Orta Anadoluda zaten yüksek bir etkinliği yoktu ama Batıya ve kıyılara hapsolmuş bir CHP seçmeni görüntüsü ekonomik dinamiklerden çok da bağımsız değil.

X