Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Mezarı açılan açılana

    Hürriyet Haber
    09 Nisan 1998 - 00:00Son Güncelleme : 09 Nisan 1998 - 00:01

    DNA keşfedildiğinden beri mezarda bile rahat yok. Miras kavgaları ya da yıllanmış cinayetleri çözmek üzere mezarlar açılıyor.Che, Montand ve diğerleri. Şüphesiz mezarları açılan ne ilk, ne de son kişiler. DNA karşılaştırması sonucunda kimliği belirlenen Che, devlet töreniyle Küba'da toprağa verildi.

    1918 yılında Bolşevikler Çar 2'inci Nicolas'ı ve ailesini kurşuna dizip sonra da Yekaterinburg yakınlarındaki toplu mezara gömdüklerinde karısını katletmekle suçlanan ‘Kaçak’ alkolün pençesinde son nefesini verdiğinde deYves Montand’a babalık iddiaları sırasında DNA testi bilinmiyordu.

    Aurore Drossard, 22 yaşında bir genç kız. Annesi Anne Drossard, 1970'li yıllarda Yves Montand ile birlikte olan genç kız, babasının ünlü sanatçı olduğunu iddia ediyor. Montand ise mahkeme kararına rağmen 1990 yılında DNA testi yaptırmayı reddetti. Ünlü şarkıcı 1991 yılında 70 yaşında bu dünyadan göç ettiğinde hala genç kızı reddediyordu.

    Sonunda Aurore Drossard, sanatçıya olan benzerliği sayesinde hukuki mücadelesini kazandı. Ve sağlığında DNA testini reddeten Yves Montand'nın Paris'teki tarihi Pere Lachaise Mezarlığı'nda eski eşi Simone Signoret'nin yanındaki mezarı Mart ayı başında açılarak kemik ve dişlerinden örnek alındı.

    DNA testi sonucunda Aurore'nin Montand'ın kızı olduğu ispatlanırsa, genç kız sanatçının mirasından pay alacak. Bu durumda Normandy ve Paris'in meşhur Saint-German Bulvarı'ndaki emlakların ve şarkılarından elde edilen gelirlerin bir kısmı genç kızın olacak. Şimdi hem Drossad hem de Montand ailesi merakla DNA sonucunu bekliyor.

    PERON, MUSSOLINI

    Juan Peron, 19 yaşında geçirdiği trafik kazası yüzünden kısır kalmıştı. En azında herkes öyle biliyordu. Başından üç evlilik geçen Arjantin'in efsanevi devlet başkanı 1974 yılında öldüğünde hiç çocuğu olmamıştı. Ancak ölümünden 22 yıl sonra ortaya çıkan 62 yaşındaki Martha Helgado, Juan Peron'un kızı olduğunu iddia ediyor. Peron, 1932 yılında Evita'yla tanışmadan 10 yıl önce annesiyle birlikte olduğunu öne süren Helgado, kendisinin bu aşkın meyvası olduğunu iddia ediyor. Buenos Aires Mahkemesi Helgado'nun Peron'a olan benzerliğini göz önünde bulundurarak mezarın açılmasına karar verdi.

    Mezarı açılması istenen bir diğer kişi ise İtalya'ın faşist diktatörü Benito Mussolini. 70 yaşındaki Cladia Apriotti, ‘Duçe’nin kızı olduğunu iddia ederek 1945 yılında Alpler'den İsviçre'ye kaçmak isterken partizanlar tarafından öldürülen Mussolini'nin kızı olduğunu öne sürüyor. Mahkeme henüz bu talep konusunda bir karar vermedi. Babalık iddiaları yüzünden İtalyan besteci Giacomo Puccini ve sanat tarihçi Sir Harold Acton'ın da mezarlarının açılması isteniyor.

    DNA testi yapılmak üzere mezarı açılan binlerce kişiden biri ise Sam Shepperd. O müthiş hikayesiyle ‘Kaçak’ filmi ve dizisine konu olan karısını öldürmekle suçlanan Clevelandlı bir doktordu. 4 Temmuz 1954 tarihine kadar karısıyla mutlu bir yaşamı vardı.

    Karabasan, Dr Shepperd'ın karısı Mary'nin cesedinin kanlar içinde yatakodasında bulunması üzerine başladı. Karısını öldürmekle suçlanan doktor, sarhoş olduğu için olayı hatırlamıyordu. Ancak mahkeme Dr Sam Sheppard'ı suçlu buldu. 10 yıl hapis yatan Sheppard, 1970 yılında 46 yaşında alkolün pençesinde son nefesini verirken hala masum olduğunu savunuyordu.

    27 yıl sonra babasının mezarını açtıran oğul Sam Ree Sheppard, ‘Kaçak’ın masum olduğunu ortaya çıkardı. Cinayet mahallinde bulunan kan ve sperm örneklerinin evin camlarını silen ve hali hazırda başka bir cinayet suçundan hapis yatan Richard Eberling'e ait olduğunu kanıtladı. DNA testi doktoru aklarken, savcı 44 yıl sonra davanın yeniden açılmasına gerek duymadı.

    Uzun süre Romanov ailesinin sülfürük asitle yakılarak cesetlerinin ortadan kaldırıldığına inanıldı.

    Ancak 1989 yılında Moscow News Gazetesi'nde çıkan bir yazı bunun doğru olmadığını ortaya çıkardı. İddiaya göre, Romanov'lar Yekaterinburg yakınlarındaki bir toplu mezarda yatıyordu. 1991 yılında Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in emriyle açılan mezarlardan 5 kadın ve 4 erkek iskeletine ait yaklaşık 1000 kemik parçası çıkarıldı. Kemiklerin DNA'sıyla Romanov'larla akrabalık bağları bulunan Hollanda Ana Kraliçesi Juliana, Edinburgh Dükü gibi Avrupa kraliyet ailelerinden karşılaştırma yapabilmek için kan istendi.

    Ölümlerinden 70 yıl sonra kimlikleri tesbit edilen Romanovlar, Haziran ayında St Petersburg'da devlet töreniyle toprağa verilecek.

    Yüklü miras mezar açtırıyor

    Türkiye Hukuk sisteminde 1994 yılından itibaren DNA testi kanıt olarak uygulanmaya başlandı. DNA testi uygulanmaya başladığından bu yana pekçok kişinin mezarı babalık ve miras iddiaları yüzünden açıldı ya da açılması isteniyor.

    * 2 trilyonluk miras: Ataköy kontu olarak anılan işadamı Yasef Öztürk 1993 yılında trafik kazasında öldüğünde arkasında gözü yaşlı üç kadın ve 2 trilyon liralık miras bırakmıştı. Resmi nikahlı eşi Muteber Öztürk'ün yanısıra biri TSM sanatçısı Hülya Sözer ve iki imam nikahlı eşi de çocuklarının babalarının mirasından pay istiyorlardı. Bu sırada dördüncü kadın Gül Oktan ortaya çıktı. Oktan da oğlu Barış'ın işadamının çocuğu olduğunu iddia ediyordu. 1995 yılında Yafes Öztürk'ün mezarı açılarak DNA testi için kemiklerinden örnek alındı. Sonuçta Barış'ın yüzde 98 Yafes Öztürk'ün oğlu olduğu anlaşıldı.

    * Gömlek kralı kısırmış: İzmirli gömlek kralı Ömer Akın 1996 yılında 4 trilyonluk bir servet bırakarak bu dünyadan göç etmişti. Akın'ın kardeşleri üçüncü eşi Ümran'ın Ömer Akın'ı öldürdüğünü iddia ederek dava açmışlardı. Ağabeylerinin kısır olduğunu iddia eden kardeşler, ölümünden 20 gün sonra doğan bebeğin de Ömer Akın'a ait olmadığını savunuyorlardı. Sonuçta cesetten alınan kemiklere DNA testi yapıldı ve çocuğun yüzde 62.04 ihtimalle Ömer Akın'ın alabileceği kararlaştırıldı. Yargıtay babalık davalarında yüzde 99.73'ük oranı kabul ediyor.

    * Salih Dede: O zenginliği 83 yaşında yakalamış bir ihtiyardı. Salih Gümüşçay, 1989 yılbaşında aldığı bir biletle milli piyangonun 5 milyarlık büyük ödülüne sahip olmuştu. Tedavi gördüğü hastanede tanıştığı Birsen Gümüşçay'la evlenen Salih Dede 1990'da öldüğünde 8.5 milyar lira miras bıraktı. Miras Birsen Gümüşçay'a ve kardeşi olduğunu iddia Zehra Görmüş'ün 4 torununa kaldı. Şimdi Birsen Gümüşçay, Zehra Görmüş'ün Salih Dede'nin kardeşi olmadığını öne sürerek DNA testiyle akrabalığın kanıtlanması için mezarın açılmasını istiyor.

    Genetik harita 2002 yılında tamam

    İnsanın yapıtaşı sayılan DNA sarmalında bulunan 80 bin ile 100 bin genin önümüzdeki birkaç yıl içinde deşifre edilmesi planlanıyor. ABD ve İngiltere'nin öncülüğünde 7 yıl önce başlatılan genetik kodların deşifre edilmesiyle ilgili Human Genome Projesi'nin en geç 2005 yılında tamamlanması ve 1 milyar Sterlin'e mal olması planlanıyordu. Ancak şimdi teknolojide sağlanan ilerleme sayesinde maliyetin yarı yarıya düşmesi ve projenin 3 yıl önce tamamlanması bekleniyor. Şimdiye kadar genlerin yüzde 3'lük bir bölümü deşifre edildi. Bilimadamları, bir ya da birkaç genin bir araya gelerek kalp, kanser, şeker gibi hastalıklara neden olduğuna inanıyorlar. Tüberküloza yol açan bir gen dizini keşfeden bilimadamları, bu hastalığa karşı genetik tedavi yöntemi geliştirilmesi konusunda hayli ümitliler. İngiliz İşçi Partisi milletvekili Dr Ian Gibson, ‘Kanser dahil birçok hastalık, birkaç genin bir araya gelmesi sonucu oluşuyor. Bir kişinin belirli bir hastalığı taşıdığını öğrendiğimiz durumda, sağlık gelişimini gözetim altına alarak önlem alabiliriz’ diyor.

    Human Genome Projesi'nin hastalığın tedavisi açısından da bir devrim olacağını kaydeden Dr Gibson, ‘Kanser geni taşıyan hastalara, bu durumda hastalık riskini azaltmak için belirli sebze ya da meyveleri yemelerini tavsiye edebiliriz.’ diyor. Ancak Dr Gibson, kişiye ait sağlık sırlarını içerecek DNA pasaportunun uygulamaya geçmeden önce çözümlenmesi gereken ahlaki problemlere dikkat çekerek şöyle diyor:

    ‘DNA pasaportu uygulamasına geçmeden önce bunları nasıl kullanabileceğimizi tartışmamız gerekiyor. Çünkü bu durumda mesela sigorta şirketleri, hastanın DNA pasaportuna bakarak sigorta yapmazlar.’

    Uzaya DNA yolculuğu

    Çok yakında insanoğlu sivil amaçlı uzay yolculuğuna çıkabilecek. Ancak ondan önce insan saçları yola çıkıyor. Bir Amerikan konsorsiyumu 2001 yılında bir uzay aracıyla insan saçlarını uzun bir uzay seyahatine çıkaracak. Uzay yolculuğuna katılmak için 50 dolar ödemek yeterli. Her katılımcıdan ayrıca 2.5 santim boyunda kökünden çıkarılmış 3 ile 6 saç teli isteniyor. Uzay macerasına 4.5 milyon kişi katılacak. 160 kilogram ağırlığında olacak uzay aracı 2001 yılının Eylül ya da Ekim ayında Fransız Guyanası'ndaki Arienespace Üssü'nden uzaya fırlatılacak. Projeyi geliştiren Encounter 2001 adlı konsorsiyumdan David Goldstein, ‘Teorik olarak uzaylılar uzay gemisindeki saçları ve mesaj taşıyan CD’leri deşifre ederek insan ırkını yeniden yaratabilirler' diyor. Ayrıca 1999 yılbaşında uzaya radyo sinyali gönderilerek, uzay yolculuğuna çıkacak 4.5 milyon kişinin adı uzaylılara ilan edilecek.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı