"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Meydanlardan siyasete çekilince

İzmir coşkusunu sahici yaşar.
Sağa, sola bakmaz, kim ne der diye düşünmez, içinden geldiği gibi davranır.
Matemi de öyledir; coşkusu da...
İnandığını yapar, inanmadığına yan gözle bakmaz bile…
O yüzden “sahicidir” diyorum; o yüzden İzmirliler samimidir, nettir.
Ve bazı şeylere siyaset üstü bakar.
Siyaset üstü kalır.
Geçmişe bakın; öyle çok olay vardır.
29 Ekim günü Kordon’daydım.
İzmir Emniyeti’nin verdiği rakama göre 73 bin İzmirli Gündoğdu Meydanı’ndaydı. Polisimizin kamerası Gündoğdu’nun bir bölümünü görüntüledi büyük bir ihtimalle; bana kalırsa en az iki katı bir kalabalık toplanmıştı.
Miting değil, protesto değil, bir Gezi eylemi filan hiç değil.
Kordon’da bir araya gelen insanlar ne bir partinin sempatizanıydı, ne bir sivil toplum örgütünün, ne de başka amaçlarla meydanlarda toplanmış kitlelerdi.
Bu kalabalığın tek bir isteği vardı; o da Cumhuriyet’in 90’ıncı yılını coşkuyla kutlamak.
İzmir’in bu hallerini çok seviyorum.
Böyle günleri İzmirliler hemen bir festival havasına çeviriyor.
Çoluk çocuk, genç yaşlı el ele tutuşuyorlar, şarkılar, türküler söylüyorlar.
Kordon’u rengarenk yapıyorlar.
29 Ekim günü sabahtan gecenin geç saatlerine kadar o kalabalık hiç eksik olmadı.
Yorulanlar meydanı terk edip gittiler, yerlerine o coşkuyu devam ettirecek İzmirlilere bıraktılar.
Ama şunu biliyorum.
29 Ekim’i festivale çevirmiş İzmirliler; sahneden atılan siyasi sloganları hiç uygun bulmadılar.
Hoşlarına gitmedi; keyiflerini kaçırdı.
Ne siyaset, ne başka bir neden o kadar insanı, 250 bin kişiyi, sokaklara çıkaramaz...
Nitekim; sahneden siyaset çekilince yerine şarkılar gelince, o kalabalık yine artmaya başladı.
90 yaşında, ama hala çok genç Cumhuriyetimizin kıymetini bilelim.
Bu ülkenin sağduyulu insanlarının bazı olaylara, günlere siyaset üstü baktıklarını unutmayalım.


EN BEĞENİLEN TÖREN

Karşıyaka Belediyesi’nin geleneksel olarak gerçekleştirdiği “Bayrak Yürüyüşü” bu yıl en çok ilgi gören tören oldu. Artık Karşıyaka’nın simgesi olan Anıt’ın önünde tam bin kişi aynı anda zeybek oynadı. İzmir dışında olduğum için ben katılamadım; ama katılanlar gösteriyi çok beğendiklerini söylediler. Karşıyaka’ya yakışır.


Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı dinlerken

Beşincisini ilkiyle kıyaslamamak lazım...
Birinci İktisat Kongresi yeni Türkiye’nin bütün hareket planını çizmişti, yeni iktisat politikalarını belirlemişti, yepyeni bir Türkiye hayalini ortaya koymuştu.
Diğerlerinin mesajlarına baktım; daha çok o günkü durumu anlatıyordu.
90’ıncı yıla gelinceye kadar dört tane daha kongre yapıldı; hiçbiri ilkindeki gibi güçlü mesajlar veremedi.
Bunu normal karşılıyorum.
İlkinin şartları diğerlerinde yoktu çünkü...
Beşincisinin Cumhuriyet’in 90’ıncı yılına denk gelmesinin başka bir anlamı var.
Dün devletin zirvesi İzmir’deydi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Türkiye’nin bugün geldiği durumu özetledi.
Cumhuriyet’in 100’üncü yılına denk gelen 2023 hedeflerinden bahsetti.
Cumhurbaşkanı, Başbakan konuşurken; onu düşündüm.
Hedefler tutarsa gayri safi milli hasıla 2 trilyon dolar olacak, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmiş olacağız.
Bu büyük bir başarı...
Küllerinden yeniden doğan bir ülkenin başarı öyküsü kabul edilmeli...
Daha Cumhuriyet’i ilan etmeden, yeni vizyonunu belirlemek için İktisat Kongresi’ni toplamayı düşünen kurucu iradeye de sonsuz teşekkür etmemiz gerekir.


İktisatla birlikte demokrasi

90 yılda Cumhuriyet’in yaptıkları var, yapamadıkları var.
Doğruları var, yanlışları var.
Eksikleri var, fazlaları da var.
Ama bir gerçek de var.
Ekonominiz ne kadar güçlü olursa olsun bugünün dünyasında toplumların daha fazla demokrasi talebi var.
İnsanlar daha özgür ortamlarda bulunmak istiyorlar, herkes için adalet istiyorlar.
Demokrasinin nimetlerinden daha fazla yararlanmak istiyorlar.
Evet; adı İktisat Kongresi ama ben sonuç bildirilerinden bu talebin de dile getirilmesini istiyorum.
Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecek olması ne kadar önemliyse; çağdaş, modern ve güçlü bir demokrasiyle anılması da bizler için ayrı bir önem kazanıyor.

X