Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Meydanlar Gül’ü Çankaya’ya zorluyor

Gerçekçi olalım: Ak Parti’nin aldığı oy oranına bakar ve özellikle meydanlara kulak verirsek, AKP’ye oy verenlerin, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı görmek istediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu saatten sonra, Gül’ün adaylığından vazgeçmek dahi zordur. Çankaya hesaplarında bu durumun da hesaba katılması kaçınılmazdır.

Ak Parti’nin (AKP) seçim kampanyalarına hiç rastladınız mı? Veya TV ekranlarından izlediniz mi, bilemiyorum.

 

Ben birkaçını izledim.

 

Başbakan çıkıp konuşmaya başlıyor ve enflasyonu nasıl düşürdüklerini anlatırken, meydanlardan pek bir ses gelmiyor… Ne kadar da çok yabancı yatırım geldiğini söylerken, yine pek bir kıpırdanmaya rastlanmıyor.

 

Ne zaman ki, “Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı yapmadılar” diye sesleniyor, işte o zaman kıyametler kopuveriyordu. Cumhurbaşkanlığı seçiminin meydanları bu kadar etkilemiş olabileceğini hiç sanmazdım. Kendi gözlerimle görmesem, abartıldığını sanırdım. Ancak, tam aksine, açıkça gözledim. Gül’ün mağdur edilmesi sokakları son derece olumsuz şekilde etkilemiş.

 

Abdullah Gül’ün bu konuyu çok dillendirmemesi de etkili olmuş. Kavga etmemesi ve intikam peşinde koşmayan bir tutum takınması, halkın hoşuna gitmiş.

 

Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi. Pazar gecesi Başbakan parti balkonundan konuşmasını yaparken, 3-4 defa sesi kesildi. Sokaktaki binler “Cumhurbaşkanı Gül” diye tezahürat yaptı.

 

Sokaklar, Cumhurbaşkanlığını Abdullah Gül’ün hakkı olarak görüyor. Elinden alınan Çankaya Köşkü’nün geri verilmesini istiyor.

 

Tabii, her şey seçmenin istediği gibi gerçekleşmez.

 

Son karar öncelikle Abdullah Gül’e, ardından da Başbakan’a aittir. Ancak kararınızı verirken, sokakların sesini de tümüyle görmezden gelemezsiniz. Hatta tepki dahi alabilirsiniz. Bundan dolayı, yüzde 47’lik oy almış ve 341 milletvekili çıkartmış bir partinin şimdi çıkıp “Biz uzlaşı adına Cumhurbaşkanı adayımızı değiştiriyoruz ve Gül’den vazgeçiyoruz” demesi güçtür.

 

AKP’nin tutumunun ne olacağını büyük bir merakla bekliyorum.

Eğer Gül gerçekten adaylıktan çekilirse şapka çıkaracağım. Sırf ülkede gerilim olmasın diye, büyük bir özveride bulunmuş olacak.

 

Eğer Gül vazgeçmezse, o zaman da bunu bir dayatma veya çatışma arama olarak görmemek gerekir. Seçimi böylesine büyük farkla kazanmış bir partinin lider kadrosundaki bir ismin hakkıdır.

 

                                             *                               *                               *

 

TÜM FATURA BAYKAL’A ÇIKARILAMAZ...

 

Başarının çok sahibi vardır. Herkes bir pay almak için didişir.

 

Başarısızlık ise öksüz çocuk gibidir. Kimse yanına yaklaşmaz, el uzatmaz. Hele siyasi başarısızlıklarda mutlaka bir veya birkaç kişinin kellesi istenir. Birilerinin başı düşmeli ki, diğerleri vicdan huzuru -faturayı ödetmenin rahatlığıyla- yola devam edebilsinler.

 

Ben, CHP’den bu performansı beklemiyordum. Çok daha iyi bir sonuç alacağını tahmin ediyordum.

 

İsteyen kavgacı, gerilimci desin, Deniz Baykal bu seçimlerde kriz politikası izledi.

 

Topluma, AKP’nin laik sistemin düşmanı olduğunu söyledi ve “Cumhuriyeti kurtarmak istiyorsanız benim etrafımda birleşin” dedi. Toplumu cepheleştirdi. Özellikle medya ilanlarında, yolsuzluk ve Talibancılık unsurlarını kullandı. Oldukça ağır bir suçlama kampanyası yürüttü.

 

Bütün bunlara bir de ünlü laiklerin dev mitinglerini eklediğiniz zaman, CHP’nin en az yüzde 25 yapması beklenir olmuştu.

 

Miting alanları kıpır kıpırdı, Baykal TV’lerde müthiş bir performans gösteriyordu. Yani her şey yolunda gidiyordu. CHP bu defa özlediği oranı vurabilecekti.

 

Tam tersiyle karşılaştık.

 

Bırakın yükselmeyi, neredeyse oy kaybına uğradı.

 

Şimdi ne olacak?

 

Bilinen senaryoyu yaşayacağız. Deniz Baykal’ın istifasını istiyen sesler yükseldi.

 

Deniz Baykal, tam da beklediğim gibi kulaklarını tıkadı. Yoluna devam ediyor.

 

Deniz Baykal ne hata etti ki, CHP böylesine başarısız bir sonuç aldı?

 

Ben tüm faturanın Baykal’a kesilmesinden yana değilim. Liderler daima baş sorumlulardır. Ancak hastalık tüm kadrolara yayılmışsa, ne kadar lider değiştirirseniz değiştirin, sonuç alamazsınız.

 

CHP, sosyal demokratlığını unutmanın faturasını ödedi.

 

CHP, Avrupa Birliği’ne sırt çevirerek, AB karşıtı söylemleri ön plana çıkararak oy kaybetti.

 

CHP, 27 Nisan açıklamasına karşı çıkmayarak, askerle birlikte hareket ediyormuş izlenimi verdiği için ağır bir bedel ödedi.

 

Eğer CHP, genel başkanını değiştirmek için harcayacağı zamanı ve enerjiyi, bu sonucun nedenlerine ve gidişi nasıl değiştirebileceğini tartışmaya ayırırsa çok daha kazançlı çıkar.

 

Aksi halde ana muhalefet partisi, yine ardı ardına kurultaylar ve genel başkan arayışlarıyla kan kaybeder.

 

Artık gerçekçi olma zamanı gelmiştir.

X