"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Mevzular arası trekking

ORGANİK SİNEMA SALONU!

Nymphomaniac’ı izlemeye gittiğimde fark ettim.
Ortaköy Feriye’de film izlemeyi özlemişim.
Daha doğrusu alçak tavanlı ve küçük AVM salonları dışında, Feriye gibi yüksek tavanlı ve geniş, yani organik sinema salonlarını...
Neyse ki Feriye bu yıl İstanbul Film Festivali rotasına girmiş. Nisanda burada sıkça film izleme şansımız olacak.
Ayrıca salonun yan tarafındaki mütevazı kafeye oturup Boğaz manzarasına karşı çay/kahve yudumlamak gibi bir lüks de mevcut.
Kafenin işletmecisi Nevin Yurtemre ise tam filmlik.
Üç yıl oğluyla beraber Uganda’da yaşamış.
Oğlu oradaki bir casino’da çalışıyormuş, o da onun peşinden ta Uganda’lara gitmiş.
Ne hayatlar var, biraz sohbet edince neler çıkıyor.

YEMEK FOTOĞRAFI ÇEKMEK GÖRGÜSÜZLÜK!

Sonunda bu da oldu! Michelin yıldızlı iki ünlü Fransız şef (Gilles Goujon ve Alexandre Gauthier), yemeklerinin fotoğrafını çeken müşterilere savaş açmış.
Hem menüye fotoğraf çekmek yasaktır ibaresini koymuşlar hem de yemek fotoğrafı çekmenin görgüsüzlük olduğunu belirtmişler.
Aslında haklılar. Artık iş başka bir şeye, o anın zevkini çıkarmaktansa “oradayım” mesajını anında vermeye dönüştü. Zamanın ruhu bu...
“Cep telefonlarınızı lütfen paltonuzla birlikte vestiyere bırakın, içeride yasak” kuralını ilk kim getirecek, esas onu merak ediyorum.

Klip atlası

SİBEL CAN / KIŞ MASALI

Klip boyunca Sibel Can bembeyaz ve masmavi.
Çünkü beyaz bir kürk giymiş ve tabii ki mavi gözler her Sibel Can klibinde olduğu gibi “ben buradayım, dünyanın geri kalanı boş” diyor.
Aslında Sibel Hanım’ın yanına bir de en beyazından Husky (Sibirya kurdu) kondursaymış yönetmen, ambiyansa cuk oturur, özene bezene hazırlanmış kış tablosu tamama ermiş olurdu.
Gerçi hangisi Sibel Can hangisi husky diye bir süre kafamız karışabilirdi. Beyaza fazla bakınca algın şaşar ya, o hesap...
Bu arada dekorasyon mağazası vitrininden fırlamış gibi görünen dağ başındaki o kış masasına da takıldım.
Maviş gözlerin hipnotize edici etkisinden uzaklaşırsa eğer deli algımetren, masadaki objelerin hangi mağazalardan toplanmış olabileceğine kafa yormaya başlıyor ister istemez.
Mesela o geyik çift objesi... Çok aradılar mı acaba?

BORA UZER / ÇEKİNGENİM & SEVGİLİM

Şaşkınım, çünkü Bora Uzer’i böyle salon erkeği kıvamında görmeye alışık değilim. Bu klipte tam da öyle Bora.
Şımarık sevgilisi/karısından bıkmış, hayat yorgunu bir adam rolünde. Ona Tuba Ünsal eşlik ediyor.
İki şarkıyı kısa film tadında çekmiş ve birleştirmişler.
Geçen aylarda benzer bir iş yapan Lana Del Rey ablamız gibi.
Çekingenim kısmı gayet güzelken diğer şarkıya geçip iş fazla romantizme dökülünce sıkılıyor insan.

SILA / VAZİYETLER


Hangi vaziyet daha kötü bilemedim? Sıla’nın klipteki erkek arkadaşını dövmeye çalışırken takındığı yüz ifadelerinin ağır çekimde Bruce Banner’ın Hulk’a dönüşmesi gibi devasa bir şey olması mı?
Yoksa 60’ların saç modeli uygulaması sayesinde Sıla’nın klip boyunca bir adet ‘bayan koca saç’, bir adet şampuan reklamı kraliçesi havasına bürünmesinin daha çok ön plana çıkması mı?

X