"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Mevzular arası trekking

NURGÜL ROCK STAR GİBİ

Kafasına göre yaşıyor.
Kimseyi -ciddi ciddi- hiç umursamadan.
Kendini çok da mühim görmeden.
Ama mühim görülmesinin bedelini yapımcılardan yol, su, elektrik olarak kat be kat fazlasıyla alarak tabii...
Nurgül Yeşilçay, Cem Özer’den boşandı boşanalı rock star gibi yaşıyor işte. Ya da özüne döndü, hep böyleydi.
Hayatına sevgililer girip çıkıyor sürekli.
Onları saklamıyor, saklanmıyor. Geçenlerde hatta -magazinci tabiriyle- yakalanmış biriyle, “Hadi ya, yapacak bir şey yok o zaman” diyerek gülmüş geçmiş.
Belli ki bu sevgililerin hiçbirine de tutunmuyor, tutulmuyor; kendi yoluna devam ediyor.
Henüz kırıntısını paylaşsa da bu topraklarda olup bitene dair görüşleri de öyle pek yumuşak doku değil; “Filler tepişir çimler ezilir” diyor canlı yayında...
Artık ona aklı başında bir yapımcı şöyle serseri, arıza bir karakteri oynatsa dizilerde (hani Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” filmindekinden bir tık ötede), hiç fena olmaz.

DİNÇDAĞ’IN BOMBA TÜYOSU

Eşcinsel olduğu için hakemliği bırakmak zorunda kalan ve iki yıldır hakkını arayan Halil İbrahim Dinçdağ, Radikal’e verdiği röportajda bomba bir açıklama yapmış:
“Ben eşcinsel olduğum için işimden oldum. Ama futbol dünyasında birçok eşcinsel var. Futbolcu-suyla aşk yaşayan başkan da vardı. Güçlüysen dokunmazlar.”
Dinçdağ elbette isim vermiyor ama tarih veriyor.
Başkanla futbolcunun ilişkisi 2000-2008 yılları arasında sürmüş.
Tam sekiz yıl!
Diyeceksiniz ki Dinçdağ neden böyle açıklamalar yapıyor, yoksa gündemde olmak mı istiyor?
Böyle bir derdi olduğunu zannetmiyorum.
Ama Dinçdağ’ın eskiden içinde bulunduğu camiaya kızgın olması ve onların “ikiyüzlülüklerini” ortalığa saçması gayet normal. Ve de insani.

BEHZAT  Ç.’NİN YAMUĞU

Büyük bir yamuk üstelik.
Sen kalk Behzat Ç. filminin ilk gün hasılatının depremzedelere gideceğini söyle.
Sonra da bundan çarket. Sadece 12.00 seansıyla yardımı sınırla.
Bir de bunun kimse tarafından fark edilmeyeceğini düşün!
Oysa fark ediliyor işte. Hele ki insanlar sevdiği markaların (Behzat Ç. de bir marka günün sonunda) daha dürüst ve içten olmasını istiyor.
O yüzden 12 seansı yamuğu uzun bir süre unutulmayacak gibi...

ACUN’UN GEÇ AÇIKLAMASI

Mesele, Acun Ilıcalı’nın programını hangi kriterlere/olaylara göre erteleyip ertelemediği meselesiydi.
En sonunda Acun, geç de olsa bir açıklama yaptı önce Ahmet Hakan’a sonra Cüneyt Özdemir’e.
Ama orada da ne yazık ki klişelere sığınmış.
“Belli bir kesim var” demiş, “Beni yıpratmaya çalışıyor.”
Sonra da, “Neyse ki bu belli kesim küçük bir grup. Kendi kendilerini gaza getiriyorlar.”
Acun önce o “belli bir kesim”i önemsemiş.
Sonra da önem-sediğini fark edip küçüm-seme yo-lunu seçmiş, “sayıları az” diyerek.
Oysa sayının az olması etkinliğe gölge düşürmez ki...
Bence Acun, “gördüğüm en komplekssiz, doğal insan” dediği ve kesinlikle haklı olduğu Hülya Avşar’dan biraz ders almalı.
“Her kesime dair olası iletişim tedbirleri” konusunda...

X