"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Mevzular arası trekking

Cumartesi gecesi şehrin en iyi pasaj içi rock mekanı Corridor’daydım. Pasajın içinde mekan olur mu, olur.

CORRIDOR’DA ‘KİMLİKLERİ GÖRELİM’ GECESİ

Her seferinde dolup taşar mı, taşar. Corridor’un kalabalığı, özellikle hafta sonu sel gibi taşıyor dışarıya...
Corridor’un yanında yöresinde iki mekan
daha var.
Onlar Türkçe pop üzerinden ilerliyorlar gece boyunca.
Ama tuhaf, kimsenin müziği bir diğerine karışmıyor, atmosfer bulanmıyor.
Yine böyle bir gece işte. Hatta biraz ilerimizde Belçim Bilgin Erdoğan kız arkadaşlarıyla şahane bir şekilde dans ediyor. Az sonra yanlarına dizilerden tanıdığımız iki isim daha geliyor: Engin Günaydın ve Özgür Çevik.
Herkes kasmadan kasılmadan eğlenirken birden kalabalığın arasında polislerin dolaştığını görüyoruz.
“Kimlikleri görelim” diyorlar. Her zamanki gibi.
“Görebilir miyim?” değil, “görelim”.
Ama niye “görülecek”, belli değil. Böyle durumlarda genelde müziğin sesi kısılır ya, öyle bir şey olmuyor.
Lakin kalabalıkta bir hareketlenme; herkes oraya buraya attığı paltosundan kimliğini bulmaya çalışıyor.
Şimdi ne için bu kimlik taraması? Biri diyor ki, 24 yaş altını arıyorlar. Bir başkası, sigara kontrolü.
Al işte, 24 yaş sınırı bu şekilde zihinlere yerleşmiş bile. Oysa içki firmasının sponsorluğunda düzenlenen bir gecede değilsek, 24 yaş sınırı filan yok... Sigara için de böyle bir kontrol tarzı hiç görmedim.
Sonuç olarak: Keyifler kaçıyor, sıkılıyoruz. Çünkü “kimlikleri görelim” ruh haliyle karşılaşmak gecenin bu deminde, en istenmeyecek şey olduğu için...

MANTRA’YA TAKILDIM KALDIM...

Bugünlerde dinlediğim, özellikle de sabahları kalkınca, tek şey mantra müziği. Bir meditasyon müziği bu.
Mantra’nın kelime anlamı da zaten zihni boşaltmak.
Bu müziği öyle gözünüzü kapayıp “ommm” filan diyerek dinlemenize gerek yok. Her yerde, her an, her vaziyette dinleyebilirsiniz mantra’yı.
Hele trafikte olanların zıplayan sinirlerini yatıştırmak için birebir, hararetle tavsiye...
Üstelik dinlediğim mantra CD’si bir Hintli’ye değil, Türk’e ait. “Üstelik” diyorum, çünkü bu alanda uğraşan, uğraşmakla kalmayıp bir de CD yayınlayan hiç Türk yok.
Dolayısıyla Seda Bağcan (evet, soyadı tanıdık. Selda Bağcan halasıymış) bu alanda
bir ilk.
Ben “Remember” CD’siyle keşfettim kendisini. Meğer bundan önce bir de “Sunrise” adlı albümü varmış.
Onu da dinlemeye aldım. Ve Bağcan’ın albümlerine daldıkça başka bir şey daha öğrendim. Her mantra şarkısı başka bir enerjiye yol açıyormuş dinleyende. Kimisi şifa veriyormuş kimisi bolluk bereket, şans... Şimdi daha dikkatli dinliyorum mantra’ları. Bakalım gerçekten enerjiler olumlu yönde
etkilenecek mi?

ERMAN BEY’İN ESPRİLERİ

Homofobik demeç deyince ilk akla gelen isimlerden biri olan Erman Toroğlu’nun Elton John AIDS Vakfı’nın yemeğine davetli oluşundaki ironi, haliyle büyük ilgi uyandırdı.
Cuma günü ben de yazmıştım bu mevzuyu.
Bu tepki/ilgi üzerine Toroğlu, geçmişteki homofobik sözlerine şu şekilde sünger çekmeyi yeğlemiş:
“Benim espri olarak söylediğim sözler çoğu zaman yanlış anlaşılıyor”.
Ne yazık ki bu da talihsiz ve anti-samimi bir demeç olmuş. Oysa Toroğlu, “Tamam söyledim, hata ettim” demeliydi (delikanlıca).
En samimi açıklaması ise Toroğlu’nun, “Eşcinsel derneklerin sosyal sorumluluk projelerine giderim” demesi olmuş.
O zaman Lambda’cılar “Hormonlu Domates” gecesine Toroğlu’nu hemen davet etmeliler. Bakalım Toroğlu gerçekten gidecek mi?

Gece tanışma(ma)ları

Gece hayatında benim en çok takıldığım, insanların rahatça tanışamaması. Şundan bahsetmiyorum asla: Birinden hoşlanırsın, bir şekilde gidip tanışırsın ya da tanışmak için araya birini koyarsın. O değil mevzu.
Öylesine, hiç çıkarsız, durup dururken tanışma halinden bahsediyorum.
Mesela gece barda salınırken biri gelir, selam verir, tanışır seninle, iki kelam eder. Sararsa muhabbet devam edersin, yoksa çekip gidersin.
Kadın/erkek fark etmez, kimse kimseden -genelde- bir şey beklemez. Beklenti denizlerinde yüzmez. “Aman bu bana asılıyor mu, benimle arkadaş mı olmak istiyor, acaba nedir durumu?” diye diye tripleks triplerde konaklamaz.
O an tanışır, o kadar... Çünkü gece çıkmak, biraz da böyle bir şeydir. Maceradır.
E macerada da ne olacağını bilmemen lazım, öylesi güzeldir. Lakin bizde egolar devreye giriyor hep.
Kendini kabul ettirme ihtiyacı, cool görünme arzusu derken derken acayip kasılıyor insanlar. Rahat olamıyorlar.
Bir de tabii herkes arkadaş gruplarıyla öbek öbek eğlendiği için kimse kimseye yanaşamıyor, korkuyor.
Herkes kendini esirgiyor yani insanlardan. Böyle böyle yuvarlanıp gidiyoruz maalesef, ne dersiniz?

X