GeriSpor Meteliksiz şampiyon
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Meteliksiz şampiyon



Emel ARMUTÇU

Adını çoğumuz, geçtiğimiz günlerde İrlanda'da yapılan Dünya Boks Şampiyonası'nda altın madalya kazanınca duyduk. Ramazan'dı. Ancak soyadı yabancıydı: Paliani. 28 yaşında bir Gürcü olduğunu, dört yıldır Türk vatandaşı olarak Milli Takım formasıyla ringlere çıktığını, geçmişinin şampiyonluklarla dolu bulunduğunu sonradan öğrendik. Armut şeklindeki yüzü ve tipik boksör burnuyla Ramazan Paliani, sempatik, esprili ve mütevazı bir insan izlenimi veriyordu. Gerçekte de öyleydi. Ankara'daki hayatı, karakteri gibi mütevazı, hatta daha fazlasıydı, bir dünya şampiyonuna yakışır gibi görünmüyordu. Milli marşımızı dünyaya bir kez daha dinleten kahramanımız, yıllardır Ankara'da karanlık ve sobalı bir evde yaşayıp, bakkalından veresiye alışveriş yapan bir asgari ücretli gibiydi. Bunun müsebbibi ne Ramazan'ın kendisi, ne de Boks Federasyonu'ydu. Tanıtım fonuna milyonlarca dolar akıtıp yine de memnun olmayan, öte yandan Türkiye'nin adını defalarca duyuran sporcusuna (Ama futbolcu değil, boksör) gelince cimriliği tutan devletin kendisiydi.

Ankara Anıttepe'de yüz metrekare bile olmayan, karanlık ve kalorifersiz bir giriş katı. Fazla eşyası olmayan sofaya benzer salonda hala kaldırılmamış bir soba. Yanında bir üçlü, bir tekli iki koltuk, bir yuvarlak masa, televizyon ve orta sehpası. Yatak odasında sadece bir yatak ve çekyat var, arka odada ise bir giysi dolabı ve bavullar, seyahat çantaları. Pek konforu olmayan bir ev.

Gazeteler ona ‘‘Süper Ramazan’’ dedi. O bir kahramandı! Dört yıldır Avrupa ve dünya boks şampiyonalarında Türkiye adına başarıdan başarıya koşuyordu ama asıl adı Ramaz Paliani'ydi. 1973'te Gürcistan'ın Svanetsiya bölgesinde bir köyde doğmuştu. Jinekolog bir anne ile mühendis, ekonomist ve fakat asıl olarak spor fanatiği bir babanın dört çocuğundan üçüncüsüydü. Babasınınki öyle bir fanatizmdi ki, şu anda üç oğlundan üçü de boksör; ikisinin pek çok Avrupa, dünya şampiyonluğu var, en küçüğü olimpiyatlarda yarışmaya kadar uzandı.

Başarılı boksör(ümüz), İrlanda'daki son dünya şampiyonluğundan önce, olimpiyat üçüncülüğü, üç kez Avrupa Şampiyonluğu gibi başarılara sahip. Ama Ankara'da kirasını zor ödüyor, mahallenin bakkalından uzun süredir veresiye alışveriş yapıyor, araba gerekse, arkadaşından ödünç alıyor.

Ramazan üç dört yaşında tutulmuştu televizyonda seyrettiği boksa. Daha yedi yaşındayken de eğitim almaya, ringe çıkmaya başlamıştı. Ağabeyini, kendisini, erkek kardeşini ve köydeki pek çok arkadaşını yıllarca çalıştıran, yarı Rus, yarı Gürcü antrenörü Alyoşa Caparizi'yi çok sevdi. Boksa öyle gönül vermiş bir spor adamıydı ki, çocukları sabahları evlerinden toplardı. Disiplinli ama aynı zamanda da şefkatliydi.

Kendi halinde, sakin, karakter olarak ‘‘iyi’’ birisi Ramazan. Ring dışında kavgayı pek sevmiyor. Arada bir vurması gerekirse ‘‘hafif’’ vuruyor. Türkiye'deki hayatından memnun. Boksör arkadaşları ona bir yabancı gibi davranmıyorlar hiç. Bu arada Türkiye'de yaşayan, okuyan Gürcüler'le sosyal hayatı var. Kışları kömür sobası yüzünden halsiz hissetse ve kara kara birşeyler tükürse de seviyor Türkiye'yi. Özellikle acı yemeklerini.

Köyündeki liseyi bitirene kadar yıllarca sabah akşam antrenmandaydı. Hiçbir zaman övgü sözcükleri kullanmayan, her seferinde daha iyisini bekleyen antrenörüne Avrupa Şampiyonluğu bile yetmezdi. Allah bilir, şimdi Olimpiyat Şampiyonu olsa, o yine bir yolunu bulur, daha büyük bir başarı isterdi! Lise bittikten sonra Tiflis'e giden başarılı gençler arasındaydı. Halen Moskova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Gürcistan Milli Üniversitesi İktisat bölümünlerinin 3. sınıflarında kaydı donmuş durumda.

Birini dövmek, kanlar, patlak dudaklar filan, onun yumuşak karakterine normalde uymuyor tabii. Ama ringde ya Ramazan dövecek ya da dayak yiyecek. Bu yüzden içi rahat: ‘‘Benim işim bu.’’ Kendi gibi başarılı futbolcuların kazandıkları paralarla, kendi kazandıklarını karşılaştırınca içi bir tuhaf oluyor. Evet Boks Federasyonu, kiralarını ödüyor, ‘‘harçlıklarını’’ veriyor ama bunlarla hayat sürdürmek pek mümkün değil. Bunca başarının ‘‘maddi karşılığı’’nı neden alamadığının, kendisine değil ‘‘yukarıdakiler’’e sorulması gereken bir soru olduğunu düşünüyor.

Üç erkek kardeş de boksla uğraştığı için, turnuvalara gidip gelmek masraf gerektiriyordu. Baba bütün paraları bu masraflara yatırdığından iyi yaşamak için para kalmıyordu. Ramazan hep güzel bir evi ve arabası olsun istedi. Ama babası sürekli paraya önem vermemelerini, sporu bunlar için yapmamalarını öğütledi onlara. ‘‘Yeter ki bir ünvan kazanın, para sonra gelir, her şey olur’’ dedi.

Boksa başlamasının üzerinden çok yıllar geçtikten, hatta 1992'de Barselona'da olimpiyat üçüncüsü seçildikten de sonra, Türkiye'de Avrupa Şampiyonu olduğunda ancak, bir araba alabildi; üç bin dolarlık bir Lada Niva. Gürcistan'da bir de ortalama ev alabilmişti, ama o kadar.

1980'lerin ortalarında, beş defa -yani ne kadar oynadıysa o kadar- Gürcistan Şampiyonu oldu. Sovyetler Takımı'na böyle seçildi. Ardından gençlerde Avrupa Şampiyonluğu geldi. Daha 16 yaşındaydı. 1990'da ise yine gençlerde Dünya Şampiyonluğu elde etti. Bu arada yüksek dereceler aldığı sayısız turnuvayı hatırlamıyor bile. Büyüklerde kazandıkları ise şöyleydi: Sovyet Şampiyonluğu, 1992 Barselona Olimpiyat Üçüncüsü, Gürcistan adına Dünya Üçüncüsü, 1993'te Bursa'daki karşılaşmalarda Avrupa Şampiyonu, Ardından Avrupa İkinciliği, Sovyetler'in parçalanmasından sonra dört yıl çalıştığı Rusya'da Şampiyonluk, Avrupa Şampiyonluğu... 1996'da Atlanta'daki olimpiyatlarda iki maçı aldı, ama son maçta şampiyonluğu kaybetti. Türk vatandaşı olarak ringe çıkmaya başlar başlamaz, anında Türkiye Şampiyonu (1998). Ardından Avrupa Şampiyonu. 1999'da Houston'da Dünya Üçüncüsü. 2000'de bir kez daha Avrupa Şampiyonluğu ve bu yıl Dünya Şampiyonluğu...

Türkiye Boks Federasyonu Başkanı Caner Doğaneli'ye göre, federasyonun boksörlerin kazançları konusunda yapabilecekleri sınırlı. Çünkü ödülleri, devlet tespit ediyor. Yürürlükteki yönetmeliğe göre Paliani'nin alması gereken, 600 altın (30 bin dolar!) Oysa değişiklik tasarısında bu 200'e indirilmiş. Yeni yönetmelik henüz kabul edilmese de her an uygulanabilir. Yani Paliani'nin kaç altın alacağı şu anda muamma. Bunu, federasyon bile bilmiyor. Bakanla, diğer ilgililerle sürekli görüşüp, güreşçilere, boksörlere sporun üvey evlatları muamelesi yapılmamasını istiyorlar ama dinleyen var mı, belirsiz.

Yamuk burnu küçükken böyle değildi; 15 yaşındayken bir antrenman sonrası arkadaşlarından biriyle şakalaşırken, arkadaşı onu fazla itti ve düşerek burnunu kırdı. Zaten spor hayatı boyunca fazla yumruk yediği söylenemezdi, Avrupa şampiyonluğundan olimpiyat üçüncülüğüne, Türkiye şampiyonluğundan dünya şampiyonluğuna o hep ilk üçlerin adamı olmuştu.

Ramazan'ın bir de evlilik öyküsü var. Rus antrenör Lavrov'un kızı Juliana ile dört ay önce Ankara'da evlendiği, ama bu evliliğe, başta Gürcistan Boks Federasyonu Başkanı ağabeyi Zürap Palinani olmak üzere pek çok kişinin karşı çıktığı, dolayısıyla evliliğin sallantıda olduğu söyleniyor. Ramazan'ın bu konuda konuşmak istememesi de söylenenlerin doğruluğuna işaret ediyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle