Mesut’un bu fotoğrafı çok şey söylüyor

Celal ÖZCAN
25.01.2015 - 11:01 | Son Güncelleme:

Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas, Merkel kabinesinin genç bakanlarından... Fransa sınırına yakın ve Köln’den sonra Ford’un ikinci büyük fabrikasının bulunduğu Saarlouis doğumlu.

Mesut’un bu fotoğrafı çok şey söylüyor

Hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra bir yıl Ford fabrikasında bantta işçilik yapmış Hem fabrikadan, hem futboldan Türk arkadaşları olmuş. Türkleri yakından tanıyor. Futbolla yakından ilgili. Hamburg taraftarı. Hakan Çalhanoğlu’nun Hamburg’tan gürültülü bir biçimde Bayer Leverkusen’e gidişine üzülmüş. Hakan’ın futbolunu çok beğeniyor. “Hakan, Türk milli takımını seçti” derken, ses tonunda “Keşke Alman milli takımında kalsaydı” arzusu hissediliyor.

* * *

Mesut Özil için, “Bazen sönük kalsa bile, bir deha” diyor. “İslam Almanya’ya ait mi?” soruma, cevap vermeden önce dosyasından bir fotoğraf çıkarıyor. “Bakın bu fotoğrafı internetten bastım. Mesut Özil, Alman milli forması içinde, maça başlamadan önce ellerini açmış kendi inandığı Allah’a dua ediyor. Bu fotoğraf İslam’ın Almanya’ya ait olduğunun en açık delili” diyor.
Ali Varlı hemen “Sayın Bakan, siz Mesut Özil’i gösterirken, bir kare fotoğraf alabilir miyim?” diye araya giriyor. Bakan Maas temkinli. “Alman milli takımında oynadığı için Türk hemşerilerim alınır mı?” acaba diyor.
Türklerin Mesut ve başka Türk kökenli oyuncuların Alman milli takımında oynamasından gurur duyduğunu söyleyerek, fotoğraf çekmeye ikna ediyoruz. Bize Türk milli takımının performansının bu sıralar niçin böyle zayıfladığını soruyor.
Almanya’da Schweinsteiger’i, dünya futbolunda ise Messi’yi çok tuttuğunu anlatan Bakan Maas’la kısa sohbetimizin ardından söyleşimize başlıyoruz...


- PARİS’teki terör saldırısı toplumsal barışı tehlikeye sokar mı?
Hayır. Biz birlikte barış içinde iyi yaşıyoruz Almanya’da. Katillerin ve teröristlerin bu toplumsal birlikte yaşamı bozmasına müsaade etmeyiz.

- Toplumun bölünme tehlikesi yok mu?
İslam dini hakkında sık sık terörizmle ilintili haberler yapılınca, kamuoyunda yanlış bir görüntü oluşuyor. Bizim buna izin vermememiz gerekir. Teröristlerin İslam’ı bir kılıf olarak kullandıklarını göstermeliyiz. Bu yüzden biz topyekün aktif ve açık olarak, şunu söylemeliyiz: Biz burada barış içinde yaşıyoruz. Kültürler çatışmasına izin vermeyiz. Çünkü teröristler zaten bunu istiyor.
Başbakan Merkel geçen günlerde “İslam Almanya’ya aittir” dedi. Bazı politikacılar buna karşı çıktı. İslam’ın Almanya’ya yabancı olduğunu söyleyenler oldu... Bakın bu fotoğrafı internetten bastım. Bu, Alman milli takımının Müslüman oyuncusu Mesut Özil. Hakem düdüğü çalmadan önce kendi inandığı Allah’a dua ediyor. Bu fotoğraf çok şey söylüyor. Bence çok açık: İslam Almanya’ya ait. Müslümanlar bizim ülkemiz için büyük bir zenginlik. Bundan şüphesi olan ama milli formayı taşıyan Mesut Özil ve öteki Müslüman oyuncuları alkışlayanlara tavsiyem, bunu iyice düşünmeleri.

- Alman Ceza Yasası’nın 1969’da yürürlüğe giren, kamu huzurunu bozmaya yol açacak kutsal ve dini inançlara hakareti yasaklayan 166. maddesi yoğun tartışma konusu şimdi. Bazıları bu yasanın düşünce özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle kaldırılmasını istiyor. Hıristiyan Birlik Partileri ise bu yasanın daha da sertleştirilmesinden yana. Adalet Bakanı olarak sizin düşünceniz ne?
Biz şu anda terörizme karşı hangi yasaları değiştireceğimizi gözden geçiriyoruz. Şimdi bu madde üzerine tartışmayı anlamlı görmüyorum. Bizim hem düşünce özgürlüğü hem de inanç özgürlüğü olmak üzere ikisini de korumamız lazım. Şu anda ceza yasasında çok başka değişikliklerle uğraşıyoruz.

Mesut’un bu fotoğrafı çok şey söylüyor

- Hangi yasal değişiklikler bunlar?
Şimdi kimlik belgesi yasasında değişiklik yapıyoruz. Ceza yasasında değişikliği kabineye sunacağız. IŞİD terörüne ve daha önce bu yanıyla hiç karşılaşmadığımız yabancı savaşçılara karşı önlem almayı amaçlıyoruz. Yeni yasa ülkemizi daha güvenli yapacak. Ama şunu da bilmek gerekir ki, hiç kimse mutlak bir güvenlik garanti edemez maalesef. Her saldırıda da devamlı yasaları yeniden sertleştiremeyiz. Böylece özgür toplumdaki yaşam biçimimizi de bozamayız. Teröristlerin asıl istediği de bu.

- İşte sorun da burada. Özel bilgilerin kayıt altına alınması tartışması yeniden alevlendi. Sizin böyle bir yasaya karşı olduğunuz biliniyor. İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ama böyle bir yasadan yana. Şimdi ne olacak?
Avrupa Adalet Divanı’nın karar gerekçesinde bir değişiklik olmadı. Avrupa Adalet Divanı sebepsiz yere özel bilgilerin kayıt altına alınmasını temel haklara aykırı buldu. Biz gerek hükümet gerekse Avrupa Birliği içinde bu konuyu ne yapacağımızı görüşüyoruz. Zaten AB Komisyonu da Avrupa Adalet Divanı kararıyla ortaya çıkan bu yasal güvensizliği inceliyor. İçişleri Bakanı Sayın de Maiziere ile, hiç kolay olmayan başka konularda bile yapıcı ve güvene dayalı bir işbirliğimiz var. Bu tarzımızı bu konuda da koruyacağız. Bu da mutlaka bir zaman alacak.

- Yani özel bilgileri kayıt altına alma yasası er veya geç gelecek mi diyorsunuz?
Şu anki görüşmeler henüz, bu konuda bir tahmin ya da beklentiyi ifade edebilecek bir aşamada değil.

Mesut’un bu fotoğrafı çok şey söylüyor

- Kimlik yasasını değiştirmek istiyorsunuz. Hükümet şüpheli Alman cihatçıların savaş bölgelerine gitmelerini engellemek için kimlik kartlarına el koyacak. Nasıl olacak bu?
Biz, Almanya’dan şimdiye kadar 600 cihatçının IŞİD saflarında çatışmalara katıldığını biliyoruz. Bunların bir kısmı geri dönecek. Almanya’da bulunanları şimdi daha sıkı takip ediyoruz. Güvenlik birimlerinin IŞİD terörüne katılacağına dair ihbar aldığı kişilerin kimliklerine el konulacak. Onlara Almanya’yı terk etme hakkı tanımayan geçici bir belge verilecek. Ve Adalet Bakanlığı olarak biz, şubat ayı içinde bakanlar kuruluna şiddet yanlısı cihatçıların daha sert cezalandırılması için yeni bir yasa taslağı sunacağız. Şöyle söyleyeyim: Biz bu kişilerin hem kimlik kartlarına el koyacağız, hem de ceza hukuku aracılığıyla onların gitmelerini engelleyeceğiz ve tutuklayabileceğiz...

- Ama hukukçular kimlik kartlarına el konulmasını seyahat özgürlüğü ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi açısından sorunlu görüyorlar. Siz öyle görmüyor musunuz?
Eğer birinin terör eylemine girişeceği konusunda elde ipuçları varsa, bu, tüm haklar saklı kalmak kaydıyla böyle bir önlem için kesin yeterli bir sebep.

- Ama böyle bir ipucunun kıstası ne? Bir kişinin tehlikeli cihatçı olduğu nasıl tespit edilecek?
Biz, IŞİD saflarında çatışmalara katılmak isteyen çoğunun, gençler de dahil, bunu gizlemediğini görüyoruz. Bir olayı anlatayım. Bir genç, anne babasına. “Din kardeşlerime mücadelelerinde destek çıkacağım, cennette görüşmek üzere” diye veda mektubu yazıyor. Ailesi mektupla polise geliyor ve “Ne olur oğlumuzu tutun” diyor. Bu kişilerin çevresinden güvenlik birimlerine çok çeşitli ihbarlar ulaşıyor. İnsanlar aile fertlerinin veya arkadaşlarının Irak ya da Suriye’ye giderek, orada daha da radikalleşmesini istemiyor.

- Siz İslam ve yabancı karşıtı Pegida’yı hep sert eleştirdiniz. Onların açıkça yabancı düşmanlığı yaptığını söylediniz. Burda suç unsuru yok mu?
Buna dair elimizde ipuçları yok. Gerçi içlerinde yabancı düşmanlığını az veya çok açıkça yaşayan insanlar var. Her şeyini kaybetmiş ve yardım istemek için bize gelen mültecilere yönelik kışkırtmalara karşı bize de görev düşüyor. Almanya bu değil. Büyük çoğunluk böyle düşünmüyor.

- Pegida gösterileri ama tüm Almanya’ya yayılıyor...
Çok düşük bir seviyede ama. Hiçbir kentte Dresden’deki kadar büyük veya ona yakın sayıda insan harekete geçiremediler. Karşı gösterilere 10 katı daha fazla insan katılıyor. Bu, olayı küçümsüyorum anlamına gelmesin. Yabancı düşmanı tek bir gösteri bile fazla. Ama çeşitlilik ve hoşgörüden yana güçlü bir hareketin ona karşı gelmesi, bizim toplumumuzun verdiği en güzel cevap.

HİTLER'DEN KALMA TABİR SUÇ SAYILZAM MI

- PEGIDA, Dresden’de 300 kişiyle başladı. Şimdi 20 bini aştı. Münih’te ilk gösterilerine 100, 150 kişi geldi. Ama son gösterilerine katılanların sayısı bin 200’e çıktı. Öyle görünüyor ki, Pegida gösterilerine katılım giderek artıyor. Bu sizi endişelendirmiyor mu?
Ben arttığı kanaatinde değilim. Bu tür düşüncelere sahip insanlar Pegida’dan önce de vardı. Şimdi Pegida etrafında toplanıyorlar. Ama düşünce özgürlüğü benim hoşuma gitmeyen düşünceler için de geçerli. Ve ben her zaman benim basit bulduğum düşüncelerin de kendini ifade edebilmesini her zaman savunacağım. Ama hiç şüphesiz bu düşüncelere karşı, eğer nefret ve hoşgörüsüzlük yayıyorsa, her zaman olduğu gibi tepkisiz de kalmayacağım.

- Siz, Pegida gösterilerinde suç unsuru ipuçları yok dediniz. Ama bazı Pegida gösterilerinde Hitler’in propaganda bakanı Göbbels’in tabirleri olan “Yalancı basın”, “Vatan hainleri”, “Yabancılaşma” gibi sözcükler kullanılıyor. Bunlar suç unsuru değil mi?
Pegida’nın halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu içeren sözcükler kullanmaları durumunda, buna karar verecek olan mahkemelerdir. Ama çoğu düşünce özgürlüğü kapsamında, her ne kadar iğrenç bile olsa. Özgür bir toplumda argümanlarla buna karşı tavır almak ve çirkin önyargıların yüzünü ortaya çıkarmak önemli. Çok sayıda insan Almanya’da bunu yapıyor ve bu çok sevindirici bir durum.


GÖÇ OLMADAN REFAHIMIZI KORUYAMAYIZ

- DRESDEN’de geçen günlerde bir ilticacı kanlar içinde ölü bulundu. Polis önce ölüm olayında dışardan bir etken bulunmadığını açıkladı. Ama adli tıp otopsi raporunda cinayet olduğu ortaya çıktı. Böyle bir polise nasıl güvenilir?
Benim yürüyen bir soruşturma hakkında açıklama yapma iznim yok. Bu suç olayını açıklığa kavuşturmak güvenlik birimlerinin görevi ve ben bunu açıklığa kavuşturacaklarına inanıyorum.

- Dresden’de göçmenler korku ve endişe içinde. Pegida Almanya’da Türkleri de endişelendiriyor. Bu endişeleri siyaset nasıl dağıtabilir?
Birlikte konuşarak. Önyargıları bertaraf ederek. Buluşma mekanları yaratarak. Almanya’nın bir göç ülkesi olduğunu devamlı açıklayarak. Nüfus meselesiyle bile göçe ihtiyacımız var. Kimin bize geleceğini akıllıca kurallarla bir göç yasasında belirlememiz en doğrusu olur. Biz refahımızı sadece göç alırsak, koruyabiliriz.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı