Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Mesut Parlak’ın mektubu

    Hürriyet Haber
    09 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 09 Aralık 2001 - 00:01

    PROF. Dr. Kemal Alemdaroğlu'nun İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'ne tekrar seçilmesinin hem üniversitenin eğitim düzeyi hem de Atatürkçü çizginin sürdürülmesi yönünden doğru olacağını savunan dünkü yazımız, rakibi Prof. Dr. Mesut Parlak ile taraftarlarının tepkisine yol açtı. Sayın Parlak üzüntülerini iletti. Kendisine ‘‘yanıt hakkı’’nı kullanabileceğini söyledik.Aşağıda, yanıtını -ayrıntıları atlayarak- iletiyoruz:‘‘1- Yazınızda ima ettiğiniz gibi bazı yayın organları ve kişilerle ilişkim olmamış, bir açıklamam olmamıştır. (Yazımızda böyle bir ima zaten yoktu ki... O.E.) Seçim çalışmalarımı, üniversite yönetiminin engellemelerine rağmen, üniversitem zarar görmesin, kamuoyunda yıpranmasın diye çok düzeyli bir şekilde ve tek başıma sürdürmeye çalıştım. Ancak üniversite yönetimi, demokratik seçim ortamı yaratmak yerine daha da sertleşen engeller, olumsuzluklar üretmeye devam etti. 2- Kampanyanın ve benim kalitem hakkındaki değerlendirmeniz beni derinden yaralamıştır. Bu değerlendirmeyi yapabilmeniz için beni tanımanız ve yeterli bilgi sahibi olmanız gerekmez mi? Bu kadar eksik bilgilerle yazmanızı, tarafsız olmanız ve Basın Konseyi Başkanı olmanızla doğrusu bağdaştıramıyorum. (Sayın Parlak'ın unuttuğu bir şey var: Haberin sunuluşunda tarafsızlık esastır, ama yorum sübjektiftir. Benim Basın Konseyi Başkanı olmam Basın Konseyi'ne gelen her olayı tarafsız şekilde değerlendirmemi gerektirir. Hürriyet'teki görevim ise ‘‘tarafsız’’ olmamı değil, görüşlerimi özgürce ifade etmemi gerektirir. Karıştırmayalım. O.E.)3- ‘‘Çamur at izi kalsın’’ değerlendirmesi ise benim için çok talihsiz bir değerlendirmedir. Tüm kampanyam süresince kurumu ve kurum mensuplarını, özellikle rektör adaylarını hedef alan tek olumsuz değerlendirmem olmamıştır. Bu davranışım, seçim sonuçları ne olursa olsun benim onurla taşıyacağım bir davranıştır. Aynı şekilde, bu tutumun benim için de gözetilmesi, benim için de haksız, mesnetsiz, karalamaya yönelik davranışların olmaması gerekmez miydi?4- Kitaptan aşırma (intihal) olayı seçim kampanyasında hiçbir şekilde dile getirilmemiştir. Bu iddia son derece önemlidir. Ancak bu iddianın araştırılması ve değerlendirilmesi benim değil, ilgili kurumların ve özellikle YÖK'ün görevidir ve mutlaka sonuçlandırılmalıdır.(Sayın Parlak'ın yürüttüğü kampanyanın düzeyini, Alemdaroğlu'nu 'intihal' yapmakla suçlayan yayınların kendisi ve/veya taraftarlarından kaynaklandığı gösteren e-mail'lere dayanıyordu. Sayın Parlak aşağıda okuyacağınız gibi ‘‘İntihal olayı seçim kampanyasında hiçbir şekilde dile getirilmemiştir’’ diyor. Peki kim dile getiriyor? Alemdaroğlu mu? O.E.)5- Yazınızın özünden de anlaşıldığı gibi, öğretim üyelerini Atatürkçü ve Atatürkçü olmayan (diye) ayırmanız, Sayın Alemdaroğlu'nu bir tarafın tek savunucusu olarak görmeniz son derece sakıncalıdır. Bu ayırımınız, üzerinde titizlikle durduğum ve üniversitede asla yeri olmaması gereken 'bölücülük tanımlaması'na uygun düşmektedir.’’ (Sayın Parlak, üniversitede Atatürkçü olmayan veya bölücülük yapmayan yoktur mu demek istiyor? Böyle diyorsa dediğine kendisi inanıyor mu? Anlayamadım. O.E.)
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı