Gündem Haberleri

    'Meşru müdafaa değil...'

    Oya ARMUTÇU/ANKARA
    26.06.2013 - 11:52 | Son Güncelleme:

    TAKSİM Gezi Parkı protestolarına Ankara’daki destek eyleminde yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ü vuran çevik kuvvet polisi A.Ş’nin mahkemece adli kontrol kararıyla serbest bırakılmasına Sarısülük ailesi itiraz ediyor. Ailenin avukatları, olayın “meşru müdafaa” değil “Kasten adam öldürme” olduğunu savunacak.

    Gezi Parkı olaylarının soruşturma süreciyle ilgili her gün yeni bir tartışma yaşanırken, Sarısülük’ü tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk eden savcılığın, vuran polis memuru A.Ş’ye  ceza öngörmediği ortaya çıktı. Savcı Veli Dalgalı, polis A.Ş’ye  “meşru müdafaa sınırının aşılması suretiyle ölüme neden olma” suçunu yöneltti. TCK’nın 25. ve 27. maddesinde, meşru müdafaa halinde sanığa ceza verilmeyeceği, sınırın aşılması durumunda da “mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş” varsa sanığın cezalandırılamayacağı düzenleniyor. Savcılığın da Sarısülük’ün vurulmasını “meşru müdafaa” kavramıyla açıklaması nedeniyle A.Ş. bu suçlardan dava açılır ve yargılanırsa ceza almaktan kurtulacak ya da çok az bir ceza ile alacak.

    ETHEM SARISÜLÜK’ÜN VURULMA ANI

    AVUKAT BAYRAKTAR: MEŞRU MÜDAFAA YOK

    Sarısülük ailesinin avukatı Kazım Bayraktar, olayın meşru müdafaa ile ilgisi olmadığını suçun müebbet hapsi öngören görevi kötüye kullanarak, “kasten adam öldürme olduğunu” savundu. Bayraktar,  itiraz edeceğini belirterek, Hürriyet dünyasına şu değerlendirmeleri yaptı:
    “Gerek Savcılık olsun gerek mahkeme ‘polisi yedirtmeyiz’ politikasını uygulamış ve siyasi iktidarın etkisinde bu kararı vermiştir. Bu kararlar hukuki değil siyasidir. Olay hepimizin gözleri önünde gerçekleşti. Görüntüleri defalarca seyrettik. Olay yerinde savcı keşif yaptı. Savcı, tanıklar ve bilirkişi huzurunda.  Meşru müdafaa diye bir şey kesinlikle yok.

    ÖNCE TEKMELEDİ SONRA ATEŞ ETTİ

    Keşif sırasında tanıklarımız görüntülerle uyumlu şu ifadeyi verdiler. ‘Katil zanlısı A.Ş önce kalkanını bırakıyor, göstericileri tekmeliyor, sonra silahını çıkarıp önce göstericilerin üzerine ateş ediyor. Bu sırada Ethem vuruluyor. Sonra havaya ateş ediyor. Burada meşru müdafaa diye bir şey yok. Bu sahneyi defalarca seyrettik.

    HAYATİ TEHLİKE VARSA KAÇSAYDI

    İfadelerinde ‘linç edileceğini hayati tehlike’ olduğunu savunuyor. Hayati tehliken varsa geri çekil o zaman. Niye tekmeliyorsun. Tekmelemeden geri çekil. Ama tekmeliyor. Hınç ve düşmanlık içinde. Eğer kaçabiliyorsan, ateş etmeden kaç kaçma olanağın madem var.

    POLİS İSRAİLLİ ASKERLER GİBİ DAVRANIYOR

    Burada mahkeme olsun savcılık olsun gözlerinize inanmayın demeyi tercih etti. Siyasal iktidarın kör şiddet politikasını uyguluyorlar. Taş atanlara Filistinli çocuklara ateş eden İsrail askerleri gibi davranıyorlar. Taşa karşı silah  meşru müdafaa asla olamaz. Mahkeme kararının gerekçesinde görüntü kayıtları yazılmadı. Tanıkların savcı huzurunda verdikleri ifade yok. Bilirkişinin raporu da yer almadı. Bilirkişi raporunda, ‘Havaya ateşle olmaz. Doğrudan ateş söz konusu” deniyor. Ancak, mahkeme kararının gerekçesinde bu da yok. Otopsi raporunda ‘Kurşun yukarıdan kafaya gelmiyor; doğrudan atışla geliyor’ şeklinde tespit var. Bu tespitte mahkeme kararında yok.

    BÖYLE ADALET OLMAZ

    Mahkeme dosyadaki bütün delilleri bir kenara bıraktı. Sadece, suçtan kurtulmaya çalışan katil zanlısının ifadesine dayanarak, meşru müdafaa diye tahliye kararı verdi. Böyle mahkeme kararı böyle yargıçlık, böyle adalet olmaz. Gözlerinize inanmayın deniyor. Katil zanlısının söylediğini yalanlarla tahliye kararı veriliyor. Bizim  böyle bir sistemde adalet beklentimiz olamaz zaten.

    POLİS, SUÇ İŞLEME TEŞKİLATINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

    Göstericileri tutuklama kampanyası ilan ediliyor, bu kadar kolay adam tutuklanıyor. Polis teşkilatı ise  suç işleme teşkilatı haline dönüştürülüp, siyasal  iktidar  taş atan insanlara silah çekip  öldüren polisleri  ‘kahraman’ ilan ediyor. Bu polislerin içinde ‘Allah Allah’ diye bağıran polisler var, Bunların hukukla, adaletle ilgisi yok. Açık siyasal niyet var.

    SAVCILIK VE MAHKEME İFADELERİ ÇELİŞKİLİ

    Katil zanlısı polis memuru  savunma içgüdüsü ile çelişki içine düştü. Bu görüntü kayıtlarına rağmen kendini meşru müdafaa sınırları içinde konumlandırmak için kafasında olayı kurguladı. Ama çelişti. Savcılıkta  eline taş değdiğini söylerken, mahkeme ifadesinde unuttu.

    İŞTE O MADDELER

    MEŞRU SAVUNMA VE ZORUNLULUK HALİ
    Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
    (2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.

    SINIRIN AŞILMASI
    Madde 27- (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.
    (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.

    A.Ş’NİN SAVCILIK İFADESİ
    “Olay günü de 16.00’dan itibaren görev aldım. Ben kalkancıydım. Kalkan tutanlara robocop kıyafeti giydirilmez. Güvenpark içerisine girdik. Havuz başına geldik. Bizi alkış ve ıslıklarla protesto ettiler. Havuz başında ben ve kalkancı arkadaşlar başa geçtik. Buraya geçince Ziya Gökalp, GAMA ve metro yönünden üzerimize taş, demir, bilye, torpil yağmaya başladı. Kalabalık gösterici grubu bize saldırdı... Bize iyice yaklaştılar. Birlik amirimiz çekileceğimizi söyledi... Beton koltuklar çekilmemize engel oldu. Polislerin bir kısmı yere düştü... Bu defa bize tekmelerle vurmaya başladılar.

    BENİ ÖLDÜRECEKLERİNİ DÜŞÜNDÜM

    Bir ara ‘silah düştü’ denildiğini duydum. Ancak hangi arkadaşımızın silahının düştüğünü görmedim. 4-5 kalkancı polis park içinde kalmıştık. En son biz çıkıyorduk. Parkla kaldırım arasında yarım metre yükseklik vardı. Bu sırada bir gösterici tekme attı. Kalkan parka düştü, ben de kaldırım üzerine düştüm. Bana taş atıyorlardı. Sırt üstü düştüm. Ayaklarım Güvenpark tarafına bakıyordu. Solumdaki bir göstericinin bana yöneldiğini gördüm... Beni öldüreceklerini düşündüm. Parkın içerisinden gelen ve üzerime taş atan göstericileri görünce ‘işim bitti’ dedim. Kaçmak için bana hamle yapan göstericiyi uzaklaştırıp fırsat yaratmak istedim. Doğrulup öne hamle yaparak tekme ile vurdum. Hızlı davranıp tekme ile vurmasam, yanıma gelip kalkmamı engelleyerek linç edilmemi sağlayabilirdi. Bundan korktum. Ona tekme atınca diğer gösterici grubu gördüm. Cephemde duruyorlardı ve taşla geliyorlardı.

    TEKMEYLE VURDUĞUM GÖSTERİCİ TAŞ ATTI

    Tekmeyle vurduğum gösterici yakın mesafeden taş attı. Yerden kalkarken biraz önce bahsettiğim korkularla silahımı çektim. Ancak mermiyi namluya sürmemiştim. Linç edileceğimi düşündüm. Kaçmak için fırsat yaratmak için de namluya mermi sürdüm. Bunu yaparken namluyu yere doğru tuttum. Daha sonra namluyu omuz hizamın üzerine kaldırdım ve havaya ateş etmeye başladım. Bir taraftan ateş ederken, bir taraftan geri doğru adım atarak uzaklaşmaya çalışıyordum. Ateş ederken taşlar vücuduma isabet ediyordu. Toplam 3 el ateş ettim. Sonra da koşarak uzaklaştım. Ateş ederken gruptan bir miktar uzaklaşmayı başarmıştım. Kaçarken de bana taş atmayı sürdürdüler. Hatta belime taş isabet etti. Ateş ettiğimde birinin yaralandığını fark etmedim.

    TEK GAYEM LİNÇ EDİLİP ÖLDÜRÜLMEKTEN KURTULMAKTI

    Ateş ederken birinin yaralandığını televizyondan olay görüntüleri yayınlanınca öğrendim. Kimseyi hedef alarak ateş etmedim. Tek gayem, linç edilip öldürülmekten kurtulmaktı. (...) Ben göstericilerin hiçbirini tanımadığım gibi Ethem Sarısülük’ü de tanımam. Hayatını kaybettiği için üzgünüm. Olay sırasında kanunun tanıdığı silah kullanma yetkisinin doğduğu kanaatindeyim.”


     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı