Eğitim Haberleri

    Meslek seçiminde nelere dikkat etmeliyiz?

    Meri İSTİROTİ - Liv Hospital Grup Koordinatörü
    06.07.2015 - 09:00 | Son Güncelleme:

    İş hayatına çeyrek asır önce başladım. Ama sanki daha dün gibi…

    Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden mezun oldum 1990 yılında. Kendimi ‘klinik psikoloji’ ve o dönemde çok popüler olmaya başlayan ‘endüstriyel psikoloji’ alanlarına hazırlıyordum. İstanbul’da bulabildiğim ilgili tüm kurslara, okulum elverdiği kadar katılmaya ve kendi alanımda gelişimimi sağlamaya gayret ediyordum. Lokal ve yabancı konuşmacıların ve meslektaşların genel görülerini, mesleklerini nasıl uyguladıklarını algılamaya ve okulda bize verilen bilgilerin pratik hayattaki yansımalarını anlamaya gayret ediyordum.

    Bu kadar istekli bir hazırlıktan sonra, son finalimin arkasından okulumuzun iş bulma ofisinin de yardımı ile çok büyük bir başarı ile kazandığım ‘klinik psikoloji’ masterına başlayacak süreye kadar ilk işimi bularak yola çıktım mezun olduğum yaz. Bu arada bir yabancı dergide reklam ve halkla ilişkiler uzmanı olarak, iş hayatının nasıl bir akışı olduğunu anlamaya çalışıyordum. Dergi, yabancılara Türk kültürünü anlatan bir yayındı.

    Hastane yönetiminin ilgisini çekeceğini düşünerek o dönem özel hastanecilik arenasında çok popüler olan International Hospital’a dergiyi tanıtmak için gittim. Bu ziyaretimin hayatımın tüm yönünü değiştirecek bir adım olduğunu öngöremezdim o zaman. Bu ziyaretin ardından dergiyi satamadım ama hastaneciliğe ilk adım olan iş teklifini almış olmamla, masterı dondurup hastaneye başladım. Takip eden 25 yıl hastane yönetimi ve süreçleri ile ilgili üst düzey yöneticilik yaparak mesleğime devam ettim.

    Şansın bana açtığı yolu kabul ettim...

    İş hayatı ile birlikte kendi kişiliğimi de tanımaya başladım. Psikoterapi daha teke tek çalışmayı gerektiren bir meslekti. Halbuki çalıştıkça organizasyonel yeteneğimi, çoklu iletişimin olduğu ortamlarda daha mutlu olduğumu fark ettim. Bu teklif gelince kendimi bu yönüyle geliştirebileceğimi hissettim. Bazen önümüze açılan kapıların ne ifade ettiğini anlamak ve değerlendirmek çok önemlidir. Yani sadece şans değil, fırsatları değerlendirmek önemli.

    Seçtiğiniz mesleğe göre hayatınızda fedakârlık yapmak zorunda kalacağınız bazı hususlar olabilir. Bu tip fedakarlıklar, ancak çok sevgi ile yapılan işlerde sürdürülebilir oluyor. Aksi takdirde size dert kaynağı olabilir. Örneğin, sağlık sektörü 7x24 hizmet verdiği için nöbeti, olağandışı olaylar nedeni ile sürekli irtibatta olunması gereken, cumartesi çalışması olan bir hayat. Bazı kişiler bu tempoyu benimseyemiyorlar ve yolun ortasında branş değiştirmek zorunda kalabiliyorlar.

    Hep “ne istediğinizi bilin” derler... Yola çıkarken hep ne istediğimizi tam olarak bilemeyebiliriz ya da bize uygun olduğunu düşündüğümüz iş kolunun aslında uygun olmadığını fark edebiliriz. Bazen hekimlik okuyan hatta üst ihtisasını yapmış olan kişilerin bu koca eğitim yolculuğundan sonra (minimum 10 yıl, mecburi hizmetler 12 yıl) bambaşka bir mesleğe yöneldiklerini görüyorum.

    Görevleri kartı hamili olan kişi yapmıyor!

    Ardından gerek içgüdüsel gerekse mantıksal bir yaklaşımla seçiminiz ne olursa olsun bu yolda sebatkar olmak gerekli. Sebat etmeden özellikli konumlara ulaşmak mümkün olamıyor. Bizim dönemimizde bir işe başvururken birinin size referans olması gibi bir konu vardı. Hayatımda kimsenin referansı ile bir yerlere başvurmadım, kendi kapılarımı kendim açtım. Bundan da çok mutluyum. Size de aynısını tavsiye ederim. İş hayatımda da, araya birilerini koyarak işe girmek isteyenler olduğunda bu konuda pek yardımcı olamadım. Çünkü işyerindeki görevleri kartı hamili olan kişi yapmıyor! İlgili kişi ile baş başa kalıyorsunuz. Bu şekilde işe giren arkadaşların çok nadir ilgili işte istikrarla uzun soluklu olduğunu gözlemledim.

    Bir de sıradan olmak ve farklı olmak kavramı var. İş hayatında birbirini kopyalamak çok kolay. Hele bu çağda, bilgiye ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir dönemde. Fark yaratmak işinize de kendi ruhunuza çok faydalı geliyor. 10-12 yıl kadar önce Seth Godin’in ‘Mor İnek’ olarak çıkardığı bir kavram vardı. Yönetim danışmanı sayın Arman Kırım’ın ülkemize içselleştirdiği bu konsept, bir okyanusta fark edilmenin önemini ve nasıl olabileceğini aktarıyordu. İmkânınız varsa bu kitabı okuyun. Size de feyz vereceğine inanıyorum. ‘Mor inek’ olabilmek sırf farklı olması için anlamsız ve ilgili işe uymayacak faaliyetler yapmak değil elbette. Ancak yaratıcılığı ortaya koyarak işinize, tüketicilerin gözünde fark yaratmak demek. Kalıplaşmış düşünceleri bırakarak siz de bir ‘mor inek’ olabilirsiniz iş hayatında.

    En az bir yabancı dil bilmek

    Bir de bu dönemin olmazsa olmazları globalleşen dünyaya entegre olabilmek için en az bir dili daha ana dilin gibi bilmekten geçiyor. Bugün yabancı kanallar, internet lisanı İngilizce’yi bünyemize sokuyor. Ancak yazı ve konuşma dilinde sokak İngilizcesinde ya da farklı dillerinde bundan fazlası gerekli. Dünya insanı olmak için değil, mesleğinizdeki gelişmeleri daha güncel bir şekilde takip edebilmeniz için.

    İş görüşmelerinde dil konusunu halletmeden iş hayatında başlamış kişilerle mülakatta dil yeterliliği testi yapıldığında daha yeni kursa başladıklarını ve yabancı dili bir kaç aya kadar halledeceklerini belirtiyorlar! Ben daha bunu başaranı görmedim. Her ne kadar artık okul müfredatlarında İngilizce dersi sürekli yer alsa da gerçekten bu işi ciddiyetle ele almak gerekiyor. Bir de artık sürekli seyahat halindeyiz. Dünya insanı olmamız gerekiyor. Ülkemizde ikinci dil bilme oranının yükselmesi Türkiye’ye bakış açısı için de çok önemli.

    Kendinizi olduğunuz noktadan 30 yıl ileri alın

    Gerçekten hayat çok kısa. Bu kısa yolculuğu nasıl yaşamak istediğinize ancak şöyle karar verebilirsiniz: Kendinizi olduğunuz noktadan 30 yıl ileri alın ve geriye baktığınızda sizi ne gibi adımların ve başarıların mutlu edeceğine karar verip ona göre bu meslek yolculuk haritanızı düzenleyin.

    Ben bu şekilde mi yaptım? Maalesef beni bir miktar tesadüfler sağlık sektörüne soktu, bir daha da çıkamadım. İtiraf edeyim bazen çok yorulduğum ve sıkıldığım zamanlar oldu ve farklı ne yapabilirim diye düşündüm. Ama gördüm ki manevi olarak da haz veren bir iş kolunu seçmişim, başka bir işte insanlara şifa vermek ve sağlık gibi herkesin hayatının içinde olan bir konuda envai çeşit olgunun ve işin yapılabileceğini görmek heyecan verici geldi.

    İş hayatımdaki yolculuğuma başladığımda, meslek seçimi ile ilgili dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koyan, bilgi akışının olduğu yayın ve platformlar pek yoktu. Sizler çok şanslısınız. Aileniz ve çevrenizle her konuda daha yüksek bir interasyon içindesiniz. Bunun değerini bilin ve size en keyif ve gurur veren mesleğe doğru yelken açın...


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı