"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Mesele sermayenin el değiştirmesi

RUSYA Devlet Başkanı Medvedev’in gezisi, biraz da Deniz Baykal olayı nedeniyle gölgede kaldı.<br><br>Geziyle ilgili ilginç bir gelişmeyi önceki gün Referans Gazetesi’nde Jale Özgentürk’ün haberinde okudum.

Medvedev ile birlikte çok sayıda Rus işadamı da Türkiye’ye geldi. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından Türk-Rus İş Forumu da yapılıyor.
Bugüne kadar bu tür organizasyonları Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) yapardı. Ancak bu gezide durum değişmiş. Türkiye İhracatçılar Meclisi ve TUSKON kısa adıyla bilinen Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu organizasyonu yürütüyor.
Gerekçe, 85 iş konseyi ile 20 yıldır bu işi yürüten DEİK’in Bakan Zafer Çağlayan tarafından beğenilmemesi imiş!
TUSKON’un, Rusya’daki işadamları derneği ile yakın ilişkileri de bunda rol oynuyormuş.
İnsan bir gerekçe arayacaksa elbette bir sürü neden bulabilir.
Benim kişisel fikrim şu ki TOBB ile Başbakan arasında başlayan ve TOBB iştiraklerinin müfettiş istilasına uğraması ile devam eden “gerilim” bu işte de önemli bir rol oynuyor.
Elbette “Pensilvanya eyaletinde mukim” kişinin yönlendirdiği bir grubun Rusya ile ilgili planları da ihmal edilmemeli.
En geniş çerçevede ise yapılmak istenen hiç kuşkusuz ki bu hükümetin ilk gününden beri hedeflenendir.
Yani iş hayatında “yandaş” işadamlarının hâkim olması, Türkiye’nin zenginliklerinin belli bir kesimin elinde toplanmasının sağlanması!
Belediye ihaleleri ile başlayıp, devlet ihaleleri ile devam eden bir sürecin bir başka adımı.
Bakalım sırada daha neler var?

Aman dikkat, ‘sekiz numaralı’ bakış!

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, biliyorsunuz sigara içen milletvekillerinden hoşlanmıyor.
Yeni Şafak’ın haberine göre, TBMM’deki Anayasa oylamasından çıkan Başbakan, AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan ile karşılaşmış ve Aslan’ın “sigara molasından” döndüğünü anlayınca “Yoksa sen hâlâ sigarayı bırakmadın mı?” diye sorduktan sonra “Sana şöyle bir çakarım” diye espri yapmış.
Başbakanların etrafında çokça bulunan yağcılardan biri “Çok sert baktınız Sayın Başbakanım” deyince de “Bu benim altı numaralı bakışım. Zeyid bunu iyi bilir” diye yanıtlamış.
Mahalle kahvesinden çıkan yakın arkadaşlar yaptıklarında belki gülünebilecek bir espri ama söz konusu olan kişiler milletvekili ve Başbakan olunca tuhaf geldi bana.
Öte yandan Başbakan’ın kendine göre “numaraladığı bakışları” meselesi de ilginç.
Belli ki Zeyid Bey, bunları sırasıyla biliyor ama biz bilmiyoruz.
Hangi bakış kaç numara ve ne anlama geliyor?
Kaşlarını kaldırdığı zaman kaç numara bakıyor ve bundan ne anlamalıyız?
Ya da gözlerini kısıp baktığı zaman?
Elbette bakışların sertlik derecesinin nereden itibaren başladığı meselesi de önemli. En sert bakış “bir” numaralı olan mı, “on numaralı” olan mı?
Belki de bizim gruptaki gazeteciler bu bakışların anlamını bilmediği için başımıza bu vergi cezaları meselesi filan geldi.
Bilseydik, “Aman dikkat, sekiz numaralı bakış” der, kendimize gelirdik.
Bence AKP bir “bakış rehberi” yayımlarsa gerçekten işe yarar bir bilgiye de sahip olmuş oluruz!

Beşiktaş’ı hesaba katan neden yok?

FUTBOL dünyamız gerçekten çok eğlenceli.
Bakın geçen gün Beşiktaş’ın kaptanı İbrahim Üzülmez ne dedi: “Fenerbahçe bence daha şampiyon değil. Trabzon maçı kolay geçmeyecek. Son hafta her şey olabilir. Trabzonspor büyük maçları kazanmasını biliyor. Bu nedenle Fenerbahçe’yi şampiyon ilan edenler biraz düşünmeli”.
Evet, doğru bir bakış, Trabzonspor, Fenerbahçe’yi yenebilir, kimse de bunu yadırgamaz. Peki, bu “doğru sözleri” söyleyen kim? Hafta sonunda Bursaspor ile maç yapacak Beşiktaş’ın kaptanı.
Beşiktaş o maçı kazanırsa, Fenerbahçe-Trabzonspor maçının sonucunun ne önemi kalıyor? Hiç!
Beşiktaş’ın kaptanı, Bursaspor’a yenileceklerine emin olduğu için mi Trabzonspor’un galibiyetinin yol açabileceği sonuçları anlatıyor bize?
Hiç kuşkusuz aklında böyle bir şey yok, sadece konuşmuş olmak için konuşuyor.
Yıllar önce Bursaspor’un küme düşmesine neden olan Rize’deki o rezil maçtan sonra, Beşiktaş’ın nasıl yıpratıldığını en iyi o biliyor olmalı.
Bu nedenle aklında mutlak bir yenilgi olduğunu düşünmüyorum zaten. İki şampiyonluk adayı, kendi sahalarında Türkiye’nin en köklü iki kulübünün futbol takımları ile maç yapacaklar. İki maçta da her türlü sonuç mümkün.
Dikkat ediyorum, herkes Trabzon’un Fenerbahçe’yi yenerek, Bursaspor’un şampiyonluğuna yol açacağını konuşuyor.
Beşiktaş neden hesaba alınmıyor?

X