Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Mermi tartışması

    Hürriyet Haber
    09.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İntihar girişiminde bulunan Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın ameliyatına giren iki doktorun, ‘‘Kurşun çeneden değil alından girdi’’ sözleri ortalığı karıştırdı. Savcı, tavandaki 2 kurşun deliği nedeniyle silahın çeneden ateşlendiğini söylerken, İçişleri Bakanı Tantan da bunu doğruladı. Jandarma raporu da ‘‘Barut izi sadece Uluğbay'ın elinde var’’ diyor.

    Uzmanlar: Yanık izi önemli

    UZMANLAR bitişik atış ya da 1 metreye kadar yakın atışlarda, kurşunun giriş deliğinin, ‘yanık barut birikimi’ ve ‘kurşunun girdiği bölgede meydana gelen ciddi yanıkla’ çok kolay belirlenebileceğini kaydettiler. Özellikle toplu tabanca ile yapılan bitişik atışlarda, yanan barutun tamamına yakınının namludan şiddetle çıktığına işaret eden uzmanlar, ‘‘Kurşunun giriş deliği çevresinde ve yaranın bir santim derinliğine kadar olan bölümde ciddi yanık meydana gelir. Çıkışta ise yanık yoktur. Bu konuda rapor tutulmamış mı?’’ dediler.

    PROF. ALTINÖRS: BARUT İZİNE BAKMADIK

    Prof. Dr. Nur Altınörs ise ‘‘Biz kurşun görmedik. Kurşunun girip çıktığı alın veya çenede barut izi veya yanık tespiti de yapmadık. Her şeyden önce bize gelen bir yaralı. Ne yarası olursa olsun biz o yarayı tedavi etmeye çalışırız. Kurşunun nereden girip, nereden çıktığını araştırmak bizim görevimiz değil. Biz ısrarlı sorular üzerine yaraları tarif ettik’’ diye konuştu.

    İNTİHAR girişimiyle yaralandığı bildirilen Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ı ameliyat eden ekipte yeralan Doç. Dr. Levent Özlüoğlu'nun, ‘‘Kurşun alından girip, çene altından çıkmış’’ açıklaması kafaları karıştırdı. Özlüoğlu, bu tesbitine gerekçe olarak ‘Alındaki kurşun deliğinin küçük, çene altındakinin büyük olmasını’ gösterdi.

    Polis ise tavanda bulunan 2 kurşun deliğinden yola çıkarak, intiharın çene altına dayanan silahla gerçekleştiğini ileri sürüyordu. Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender de, önceki gün sabaha karşı Başkent Hastanesi'nin önünde yaptığı açıklamada, tavanda 2 kurşun deliği bulunduğunu belirtmişti.

    KÜÇÜK DELİK GİRİŞ

    Doç. Dr. Levet Özlüoğlu, dün yaptığı açıklamayla olayı farklı bir yöne çevirdi. Özlüoğlu, ameliyat ekibinde bulunan beyin cerrahı arkadaşı Prof. Dr. Nur Altınörs'ün de kendisi gibi düşündüğünü vurguladı ve şöyle konuştu:

    ‘‘Tıp kitaplarında hep yazar. Benim tespitim de basit tıp bilgisine dayanıyor. Eğer vücuda tek kurşun girip çıktıysa; küçük delik giriş, büyük delik çıkış demektir. Kaba tıp bilgisi budur. Sayın Uluğbay'ın da alnındaki kurşun deliği küçük, çene altındaki delik ise büyük. Beyin cerrahı arkadaşlar da aynı şeyi düşünüyor. Bu bir ihtimal. Kurşunun nereden girip, nereden çıktığını kesin olarak saptamak Adli Tıp ile polis ve savcının işi. Rica ediyorum; bir yanlış anlama da olmasın. Biz polis ve savcıyı yönlendirmeye çalışmıyoruz. Onlar, kendi yöntemlerine göre, nihai tespiti yaparlar.’’

    Özlüoğlu, Uluğbay'a ilk müdahaleyi kendilerinin değil, Acil'deki hekimlerin yaptığını anımsatarak, ‘‘İlk muayeneyi yapan, kurşunun nereden girip, nereden çıktığı konusunda daha isabetle tespit yapabilir. İlk muayene notunda bu tespit vardır zaten’’ diye konuştu.

    Ameliyat ekibindeydiler

    Doç. Dr. Levent Özlüoğlu ve Prof. Dr. Nur Altınörs, Bakan Uluğbay'ın ameliyatanı gerçekleştiren ekipteki iki doktur. Doç. Özlüoğlu'nun ‘‘Kurşun alından girmiş’’ iddiası tartışma yarattı. Tıp bilgisine dayanarak bunun bir ihtimal olduğunu belirten Özlüoğlu, görüşlerine ameliyata katılan Porf. Altınörs'ün de katıldığını öne sürdü. Ancak Altınörs, biz alında ve çenede barut izi veya yanık tesbiti yapmadık'' dedi.

    YANILABİLİRİZ

    Uluğbay'ı ameliyat eden ekipte yer alan bir diğer doktor Doç. Dr. Tan Ergin ise hekimler olarak ilk bakıştaki tespitlerinin ‘Kurşunun alından girip, çene altından çıktığı şeklinde’ olduğunu bildirdi. Doç. Dr. Ergin, temkinli bir yaklaşımla şu olasılığı da vurguladı:

    ‘‘Kaba bilgi; küçük deliğin giriş, büyük deliğin çıkış olduğu. Ancak, dokuların tipine ve cinsine göre bu durum değişebilir. Yani kemikle yumuşak doku arasında fark vardır. Bu dokuların kurşuna verdiği cevap farklıdır. Çene altındaki dokular daha yumuşak olduğu için, kurşunu görünce dağılma olabilir ve dolayısıyla delik daha büyük görünebilir.’’

    FİZİKEN MÜMKÜN DEĞİL

    Öte yandan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal da kurşunun üstten girdiği kuşkularını doğrulayıp, şöyle dedi: ‘‘Bize hasta ilk geldiğinde kurşunun yukardan girip, aşağıdan çıktığı yolunda bir kanaat oluştuğu doğrudur. Ancak daha sonra bunun fiziken çok mümkün olmadığını düşündük. En doğru bilgiyi saylın bakan konuştuğu zaman verecektir. Olayı yaşayan o.’’

    Önceki gün Uluğbay'ı ziyaret eden ve uzun süre hastanede kalan partili arkadaşlarından Sanayi ve Ticaret eski Bakanı, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Metin Şahin de gazetecilere, ‘‘Kurşun söylendiği gibi çene altından girip alından çıkmamış. Tam tersi. Kurşun, alından girip çene altından çıkmış’’ demişti.

    Jandarma raporu: Mermi çene altından girmiş

    DEVLET Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişiminde bulunduğu, Jandarma Kriminal Raporu ile de bir kez daha doğrulandı. Raporda, Uluğbay'ın ‘‘İntihar girişiminde bulunduğu ve çenesinin altına 38 kalibrelik Smit Wesson silahını dayayarak bu eylemini gerçekleştirdiği’’ görüşüne yer verildiği öğrenildi.

    Bir kopyası da polise gönderilen rapora göre Uluğbay'ın elinin üzerinde bulunan barut izi olayın kesinlikle intihar girişimi olduğunu gösterdi. Aile fertlerinin elinde beklendiği gibi herhangi bir barut izine rastlanmaması ve kriminal uzmanlarca alınan‘‘el sıvabının' da temiz çıkması spekülasyon olasılığını sıfıra indirdi. Rapora göre Uluğbay, tabancayla intihar girişiminde bulundu ve olayın öncesinde kendisine karşı hiçbir müdahale ile karşılaşmadı. Ayrıca, biri tavanda, biri de duvarın üst kısmında olmak üzere iki adet mermi deliği de bulundu.

    Emniyet birimlerinin de, Jandarma Kriminal Bürosu'nun titiz çalışmaları süresince uzmanlarla yakın temasta bulunduğu belirtildi. Uluğbay'ın evinin Jandarma sorumluluk sahası içinde bulunması sebebiyle Jandarma Kriminal birimi başkanlığında yürütülen soruşturmanın sonuç raporu bugün adli makamlara da ulaştırılacak. Olay gecesi eve derhal intikal eden kriminal uzmanlarının raporu hazırlamak için son iki gündür yoğun bir çalışma içinde olduğu ve barut izlerinin dün öğleden sonra analiz işleminin tamamlandığı kaydedildi. Aile fertlerinin elinde barut izinin bulunmaması ve Uluğbay'ın ise tabancayı kullanmasından dolayı elinde barut izine rastlanması raporda, ‘‘Sayın Bakan'ın bahsi geçen olaydaki durumu tamamiyle bir intihar girişimidir’’ cümlesiyle ifade edildi.

    Tantan: Kurşun çene altından girmiş

    İÇİŞLERİ Bakanı Sadettin Tantan, Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişimi konusunda doktorların ortaya attığı ‘‘Kurşun alından girmiş’’ iddiasını kesin bir dille reddetti. Tantan, dün akşam Hürriyet'in doktorların iddiaları doğrultusunda ki sorusu üzerine şunları söyledi:

    ‘‘Doktorlar, neye dayanarak bu iddialarda bulunuyorlar bilmiyorum. Bize gelen bilgi ve yapılan inceleme ve araştırma sonuçları merminin çene altından girip, alından çıktığı yönünde. Akşam konuyu bir daha soruşturdum. Bizdeki veriler bunlardan ibaret.’’

    POLİS ‘‘KURŞUN ÇENEDEN GİRMİŞ

    Doktorların açıklamaları jandarma ve polisin de kafasının karışmasına neden oldu. Bir polis şefi dün doktorların bu açıklamaları ile ilgili olarak şu yorumda bulundu: ‘‘Biz tavanda iki kurşun tesbit ettik. Yerde ise kurşun deliği yok. Ayrıca alından giren bir kurşun çene altından çıktığında göğüse saplanması gerekir. Böyle bir durum da sözkonusu değil.’’

    SAVCI: ‘‘ŞÜPHE YOK’’

    Olayı araştıran Ankara Cumhuriyet Savcısı Tayfun Sağıroğlu ise ‘‘Henüz hazırlık soruşturması devam ediyor. Hazırlık soruşturması gizlidir, bir açıklama yapamam’’ dedi. Sağıroğlu, doktorların iddiası ile ilgili, ‘‘Biz de bu hususları hekime soruyoruz. Ancak bende henüz bu yönde bir bilgi yok. Hekimlerin ilk muayene raporunu bekliyorum. O da gelmiş değil. Şu ana kadar herhangi bir şüphe uyandırıcı durumla karşılaşmadım’’ diye konuştu.

    Uluğbay’ın silahını 2 kez ateşlemesi çok zor

    DEVLET Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişiminde toplu silahının iki kez ateşlenmesi kafaları karıştırdı. Tutanaklara göre .38 calibrelik (9.65 mm.) Smith & Wesson toplu tabanca ile dikey doğrultuda (yerden yukarı) 2 el ateş edildi ve mermiler tavana isabet etti. Bu veriler, Uluğbay'ın silahı çene altına dayayarak yukarı doğrultuda ateşlediğini gösteriyor. Uzmanlar, ilk el atıştan sonra, hele bir kafa yaralanması olduktan sonra toplu silahı 2'nci kez ateşlemenin zorluğuna dikkat çekiyor. Yarı otomatik silahlarda, silahı ateşlemek için önce kurmak zorunlu. Silah bir kez kurulup ateşlendikten sonra, barut gazının geri tepmesiyle kendiliğinden kuruluyor. 2'nci atışı yapmak için tetik ağırlığı 600 grama kadar düşüyor.

    2'NCİ ATIŞ İÇİN KUVVET GEREKLİ

    Tetik mekanizması çift hareketli olan çağdaş otomatik silahlarda ise ilk kurma bir emniyet önlemi olarak yarım kalıyor. Bu durumda silahın ilk ateşlenmesi için tetik ağırlığı 2.5-3 kilo, 2'nci ve sonraki atışlar ise 600, 1200 gram arasında değişiyor. Yani 2'nci atış için, 1'rinci atıştan daha az kuvvet gerekiyor. Uzmanlar, bu tür yarı otomatik silahları kullananların, vücuttaki adrenalin değerinin yükselmesine bağlı olarak, vurulduktan sonra ikinci atışı yapabileceğini belirtiyor. 1970'li yıllarda ABD'de yaşanan bir olay da bunun en ilginç kanıtı olarak gösteriliyor. Bu olayda, FBI ile bir grup soyguncu arasında yaşanan çatışmada, omuz ve göğsüne çok sayıda .38'lik kurşun isabet eden bir soyguncu, buna rağmen pompalı tüfeğini kurup bir ajanı vurup öldürüyor. Bu olay üzerine ABD'de servis silahları kalibrasyonu yeniden düzenlendi ve 10 mm.'lik, daha büyük mermi kullanan tabancalar geliştirildi. Çift tetik hareketli olan toplu tabancalarda ise her ateşlenişte tetik ağırlığı sabit kalıyor. Örneğin orta boy bir Smith & Wesson'un tetik ağırlığı 5 ile 5.5 kilo arasında. Yani tetik, otomatik tabancalardan çok daha zor çekiliyor.

    TOPLU TABANCADA AĞIRLIK SABİT

    Tek hareketli atış yapmak için ise silahın horozunu kaldırmak, yani kurmak gerekiyor. Bu durumda da tetik ağırlığı 2 bin 250 gramdan aşağı düşmüyor. Tetik 2'nci kez direk çekilecekse yine 5 kiloluk kuvvet harcamak gerekiyor. Ya da iki hareket yapıp, önce silahın horozunu kaldırmak, ardından 2 bin 250 gramlık bir güç daha harcamak zorunlu.

    2’NCİ ATEŞLEME MÜDAHALEYLE OLABİLİR

    Kafa yarası almış bir insanın kendisini vurmak için silahı 2'nci kez ateşlemesi çok ender görülen bir durum. Uzmanlar, böyle bir olayın silahı kullananın ruh hali ve vücuttaki adrenalin salgısıyla ilgili olduğunu, ancak yine de Hikmet Uluğbay olayındaki gibi kendisini toplu tabanca ile vurmuş kişinin 2'nci kez tetiği çekebilmesinin çok zor olduğunu belirtiyor. Bir başka uzmansa, 2'nci patlamanın, Uluğbay'ın oğlunun müdahalesi sırasında meydana gelebileceğini belirtiyor.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı