Merkez sabit dolar değil!

Neşe KARANFİL
22 Eylül 2015 - 21:42Son Güncelleme : 22 Eylül 2015 - 21:42

Merkez Bankası politika faizini yüzde 7.50’de sabit tuttu, koridorun alt ve üst bandında da değişikliğe gitmedi. Merkez Bankası’nın faizleri sabit bırakmasının ardından dolar dün 3.03’ü aştı.

GEÇEN hafta Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) ardından Merkez Bankası da faizlerde bir değişikliğe gitmedi. Dün Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği belirtildi. Sabah saatlerinde 2.99’u gören dolar kuru, Merkez Bankası kararı sonrası 3.03’ü aştı.
Açıklamada şöyle devam edildi: “Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri, cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Yılın ilk yarısında dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonunun kademeli olarak net ihracat lehine değişmesi beklenmektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir.”
Açıklamada, enerji fiyatlarındaki gelişmelerin enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam ettiği belirtilerek, “Bununla birlikte, döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmektedir. Bu çerçevede Kurul, yurtiçi ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasına karar vermiştir” denildi.

Piyasalar ‘Yanlış yapıyorsun’ dedi


MERKEZ Bankası dünkü Para Politikası Kurulu(PPK) toplantısında, piyasaların da beklediği gibi, yine hareketsiz kalmayı tercih etti. Faiz oranlarında hiçbir değişikliğe gitmediği gibi, normalleşme ve karşılıklarda da adım atmadı. Merkez Bankası’nın PPK açıklamasında birkaç küçük ibare değişikliği dışında, değişen bir şey de yok. Açıklamada Kurulun, “küresel para politikalarının normalleşme sürecinde yol haritası” kapsamında alınan ve alınması öngörülen önlemleri değerlendirdiği belirtildi. Bu cümleyi, “Para politikasında normalleşme yapacağız dedik ama bunu FED kararına bağladık. İşte FED faiz artırınca normalleşme için ne yaparız ona baktık” biçiminde yorumlayabiliriz. Piyasaların zaten dünkü toplantıdan bir beklentisi yoktu ama Merkez Bankası beklendiği gibi davranmasına rağmen, piyasalarda bu karar sonrası bozulma yaşandı. Kurlarda artış, hisse senedi piyasalarında düşüş yaşanırken, faizler de küçük miktarda arttı. Bence piyasaların bu tepkisi önemliydi. Her ne kadar piyasalar artık Merkez Bankası’ndan bir şey beklemeyi bıraksalar da belli ki umutlarını henüz kaybetmemişler. Merkez Bankası’nın hareketsiz kalmasının ekonomiye ilişkin beklentileri kötüleştirdiğinin işaretini, bence vermiş oldular. Bence Merkez Bankası yönetimine “tamam bir şey yapmanı beklemiyoruz ama yapmazsan daha kötü olacak, yanlış yapıyorsun, onu da bil” demek istediler. PPK açıklamasında cari açık ve büyümeye ilişkin, bence iyimser yorumlar yapılırken, enerji fiyatlarındaki düşük seyrin enflasyonu olumlu etkilediği ancak döviz kuru hareketlerinin çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirdiği kaydedildi. Bu hareketsiz tavır ve açıklamanın ardından da, kurlar yeniden yükselmeye başladı. Özetle; Merkez Bankası yönetimi bildiğiniz gibi; siyasi otoriteyi kızdırmamak için, gereken kararları almak yerine bağımlı karar almayı sürdürmeyi tercih ediyor.ERDAL SAĞLAM / ANALİZ

Merkez Bankası kur hasarına razı


MERKEZ Bankası dün faizleri değiştirmedi. Seçim öncesi yapması zor. Ya kur artışının getireceği sorunlar? Banka, ‘konuşmazsak mutlu oluruz’ havasında; ekonomiye gelecek kur ve enflasyon hasarına razı olmuş görünüyor. Oysa geçen hafta FED eğer faizleri yükseltseydi en çok rahatlayan Merkez Bankası olacaktı. Faiz artırımını ‘sadeleştirme’ ambalajı içine yerleştirebilecekti. Böylece siyasi hışımdan sakınabilecekti. FED gerekçesi ekonomistlerle, piyasa yapıcısı bankalarla yapılan toplantılarda açıkça söyleniyordu da. Çoklu faiz oranından piyasaya para verme karmaşasına son vermenin adı sadeleştirme konulmuştu. Dünkü açıklamada, daha önce ‘sadeleştirme’ yol haritasında da belirtildiği gibi piyasa yapıcısı bankalara gecelik vadede yüzde 10.25’den para verilen pencerenin kapatıldığı görülüyor. Bunun etkisi çok düşük; ortalama fonlama faizini çok az (3 baz puan) yukarı çekiyor. Aslında geriye kalan yapılacak iş belli; yüzde 7.50 ile haftalık vadede likidite verilen pencerenin faizi yükseltilmek zorunda. Bunun da en az yüzde 9.50-10 seviyesine gelmesi gerekiyor. Geciktikçe daha sert artışlar gerekecek. Ama bir türlü oraya gelinememesinin nedeninin Beştepe’nin duruşu olduğu biliniyor. Merkez Bankası ne kadar ‘sadeleştirmeyi’ Godot’u bekler gibi beklerse beklesin, piyasa faizi her zaman olduğu gibi önceden yükseldi. Tahvil faizleri yüzde 11’i, mevduat faizleri yüzde 12’yi, ticari kredi faizlerinin ortalaması yüzde 15’i çoktan geçti. Mali piyasalara ‘verim eğrisini yatay tutacağım’ sözü veren Merkez Bankası’nın durumu kurtarmak bir yana, eşitlemesi için bile gecelik faizleri de en az yüzde 12’ye çekmesi gerekiyor. Esaslı bir sorunumuz var; geçen ayki toplantıdan bu yana TL’deki değer kaybı sürüyor. Döviz kuru son bir ayda yüzde 6.5 arttı. Merkez Bankası ‘meleklerin cinsiyetini konuşur’ gibi yaptıkça değer kaybı devam ediyor. Öyle ki; dünkü açıklama metninde enflasyondaki bekleyişlerin bozulmasına atıf dahi yapılmıyordu. Döviz kuru artışı geri döndürülemez biçimde ilerledikçe, döviz varlık tutma heveslerini de kaşıyor. İlle dolarizasyon için dolar alınması gerekmiyor; dövizle fiyatlanan ne varsa, en başta ithal otomobil satışlarının artması, konut satışlarının fırlaması sürpriz değil. Seyredilen kur artışı, hem tüketici güvenini en dip noktaya itiyor, hem de enflasyona yansıyarak hane halkının alım gücünü azaltacak. Döviz borçlusu reel kesim ise fena halde bilanço zararı yazıyor, ödemelerde sorunlar karşılıksız çeklerle ekonomiye yansıyor. Siyaset tarafı malum, ama Merkez Bankası en büyük kumarını oynuyor. Seçime kadar faiz yükseltmeme tercihini kullanırsa potansiyel kötü sonucu büyütmüş olacak; Türkiye’nin yatırım sınıfı kredi derecesini kaybetmesi. Bu ise dövizdeki yangına körük demek olur. İyi bayramlar diliyorum.Uğur GÜRSES / ANALİZ



    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı