Merkez Bankası'nın kasasındaki para borca yetmiyor

Emek Kaplangil / hurriyet.com.tr
10 Ocak 2012 - 16:52Son Güncelleme : 10 Ocak 2012 - 11:56

Merkez Bankası'nın kurdaki yukarı yönlü hareketi durdurmak için yüksek miktarda döviz satıp rezervlerini eritmesiyle, kasasındaki para Türkiye'ye kısa vadeli dış borçlar için gereken miktarın altına düştü. Bu özetle, eğer hiç dış finansman sağlanamazsa, bir yıl dolmadan Merkez'in elindeki rezervlerin tükenebileceği anlamına geliyor.

 

Bu, cari açık sorunu olan Türkiye'nin dış finansman tarafında sorun yaşaması durumunda kendi öz kaynaklarıyla çok uzun süre işi götüremeyeceğine yönelik tedirginliği de artırdı.

 

Konuyla ilgili tartışmalar sürerken, Mayıs ayında yaptığım bir söyleşide Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden Prof.Dr. Erhan Aslanoğlu'nun söyledikleri dikkatimi çekti.

 

İŞTE MAYIS AYINDAKİ O RÖPORTAJ

 

ERİTMEK BİR YANA ARTIRMAK GEREKİYOR

 

Aslanoğlu, o dönemde para musluklarının kapanabileceği ve Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini eritmek bir yana artırmasının gerekli olduğu yönünde uyarılarda bulunmuştu.

/images/100/0x0/55eaffa8f018fbb8f8a45f60 

Aslanoğlu o günkü söyleşide:

 

"...Türkiye'nin kısa vadeli dış borçları artıyor bu nedenle Merkez Bankası'nın döviz rezervlerini artırması gerektiğini düşünüyorum. Kısa vadeli borçlar, gelecek bir iki yıl içinde daha da hızlanacak gibi görünüyor. Merkez'in elindeki rezervin, kısa vadeli yükümlülüklerin üzerine çıkması gerekiyor. O nedenle şu andaki rezerv miktarının en az 15 ile 20 milyar dolar civarında artırılması gerekiyor.

 

Şu anda kısa vadeli borç miktarı 68 milyar dolar civarındayken, rezervimiz ise 80 milyar doların üstünde. Ancak 2013 yılı başlarında kısa vadeli borç 90 milyar dolara çıkabilir. İki yıl için hızlı artış göstermeye aday. O yüzden bizim de rezervimizi 100 milyar doların üzerine çıkarmamız gerekiyor..."

 

100 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKMALI

 

Aslanoğlu'nun, rezervlerin 100 milyar doların üzerin çıkmasının gerektiği söylediği dönemde Merkez'in kasasında bulunan miktar 80 milyar doların biraz üzerinde bulunuyordu.

 

Bugün gelinen noktada ise, 30 Aralık'ta 78.3 milyar dolar olarak açıklanan brüt döviz rezervi o tarihten sonra yapılan ve 5 milyar doları aştığı tahmin edilen satışlar sonrası 73 milyar dolar civarına geriledi.

 

Diğer taraftan kısa vadeli dış borç stoku ise Ekim'de açıklanan verilere göre 89 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

/images/100/0x0/55eaffa8f018fbb8f8a45f62 

HİÇ FİNANSMAN GELMEZSE REZERVLER BİTEBİLİR

 

Bu kısaca şu demek oluyor, eğer dışarıdan hiç yeni finansman sağlanamazsa, bir yıl dolmadan Merkez'in elindeki rezervler de tükenebilir.

 

İşler böyle kritik bir hal alınca. Aslanoğlu'na yeniden döndüm ve bugün gelinen durum ile önümüzdeki döneme yönelik öngörüleri için yeni değerlendirmelerde bulunmasını istedim.

 

60 MİLYAR DOLAR SEVİYESİ KRİTİK

 

Merkez Bankasının döviz piyasasındaki gücü açısından rezervlerinin ülkenin kısa vadeli dış borçlarının üzerinde olması istendiğine işaret eden Aslanoğlu, bu noktada iki miktar arasındaki 1.5 oranın önemli olduğunu söyledi.

 

Aslanoğlu, bu açıdan Merkez'in rezervlerinin 60 milyar doların altına inmesi durumunda sıkıntının biraz daha artabileceği ve kurlar üzerindeki spekülatif baskının daha fazla hissedilebileceği uyarısında bulundu.

 

Aslanoğlu, "Merkez Bankası, Bu açıdan son yıllarda oldukça güçlü durumdaydı. Kısa vadeli dış borç verilerinin aylık yayımlanmasına da yeni başlandı. Son verilerle kısa vadeli borçların tahminlerimizin de üzerinde artarak 89 milyar dolara geldiğini gördük. Artık rezervler kısa vadeli dış borç seviyesinin altına inmiş durumda. Bu açıdan elbette bir zayıflık söz konusu. Fakat geçmiş ülke tecrübeleri bu oranın 1.5'i geçmesi durumunda riskin biraz daha artabileceğine işaret eder. Bu açıdan Merkez'in rezervlerinin 60 milyar doların altına inmesi durumunda sıkıntı biraz daha artar. Kurlar üzerinde spekülatif baskı daha fazla hissedilir" dedi.

 

MERKEZ’İN YAPTIĞI SON DERECE NORMAL

 

Aslanoğlu diğer taraftan, Merkez'in kurdaki istikrarı sağlamak için elindeki rezervleri kullanmasının da son derece normal olduğunu belirtti. Aslanoğlu, Merkez'in bu hamleleriyle kurdaki sert satışın önüne geçmiş olabileceğine de dikkat çekerken, özellikle Avrupa tarafındaki krizin ne kadar süreceğinin de önemine vurgu yaptı.

 

Aslanoğlu şöyle devam etti:

 

"Diğer taraftan rezervler bugünler için tutuluyor. Bu açıdan bakıldığında Merkez'in rezervlerini kullanması ve dövizde istikrarı sağlamaya çalışması son derece normal. Merkez'in başarısını bu noktada ölçmek çok kolay değil. Çünkü müdahale etmese kurlar nereye giderdi onu tam bilemiyoruz. Büyük bir ihtimal ile yabancı yatırımcının stop-loss (zararı durdur) noktasındaki ilave satışlarını ve kurdaki daha sert artışları şu anda engellemiş durumda. Buradaki gücünü faiz politikasını daha netleştirerek ve daha sıkı ve net TL likidite koşulları yaratarak güçlendirebilir.

 

Önümüzdeki dönemde Merkez'in rezerv yeterliliğini belirlemede uluslararası piyasalar ve özellikle AB'deki krizin gidişatı önemli oranda belirleyecektir. Dünyadaki türbülansın uzaması ve risk iştahının düşük olması, sermaye girişlerinin sınırlı olması döviz piyasası açısından sıkıntıyı arttırır. Türkiye'nin cari açığı sorun ama en az onun kadar bir sorun da küresel krizin, özellikle AB'nin sorunlarının uzaması olur diye düşünüyorum.

 

AB NORMALLEŞİRSE TÜRKİYE'YE PARA GELİR

 

Aslanoğlu, dünya ekonomisinin özellikle AB'nin normalleşmesi durumunda Türkiye'ye sermaye girişinin gerçekten olacağını ve TL’nin değerleneceğini de söyledi.

 

Bu noktada Merkez Bankası'na paralel bir yaklaşımı paylaşan Aslanoğlu, "Bu doğru, dünyada döviz bol ama bu kaynak şimdilik risk almak istemiyor. Pozitif senaryoda Türkiye yatırımcının adresi olmaya devam edebilir" dedi.

 

Ancak Aslanoğlu, olumsuz senaryonun gerçekleşme riskini de yüzde 40 düzeyinde gördüğünü ve bu durumda Türkiye'nin riskinin de artacağını belirtti.

 

Aslanoğlu şöyle konuştu:

 

"Risk tarafında ise AB ve dünya ekonomisinin toparlayamaması ve ikinci dip senaryosunun temel senaryo olmasıdır. Benim görüşüm de yüzde 50'nin biraz üzerinde bir ihtimal ile toparlanmanın yaşanacak olması yönünde. Fakat yüzde 40'larda olduğunu düşündüğüm riskli dünya ekonomisi senaryosunda TL üzerinde baskı artabilir. Bu nedenle de çözüm uzadıkça bizim riskimiz de artar".

 

https://twitter.com/emekkaplangil

 

ekaplangil@hurriyet.com.tr

 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı