Merkez Bankası: Yatırımlar yüzde 40 azalacak

Hürriyet Haber
01 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 01 Aralık 2001 - 00:01

Merkez Bankası, yılın tamamında sabit sermaye yatırım harcamalarının yüzde 28 civarında azalacağını öngörürken, 2001 yılında toplam yatırımlarda yüzde 40`ın üzerinde gerileme bekliyor.Yıl sonunda tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) ve toptan eşya fiyatları endeksi (TEFE) artış oranlarının, sırasıyla, yüzde 65 ve yüzde 80 olarak gerçekleşmesi öngürülüyor. Merkez Bankası tarafından yayımlanan, ``Para Politikası Raporu`nun`` ``Genel Değerlendirme: Para Politikasına İleriye Dönük Bir Bakış`` bölümünde, Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler ele alındı. Rapora göre, Türkiye ekonomisi, 2000 yılının Kasım ve 2001 yılının Şubat aylarında yaşanan krizler sonucunda yılın ilk yarısında ciddi bir daralma sürecine girdi. Ekonomideki belirsizliklerin artması, Türk Lirası`nın aşırı değer kaybı, mali piyasalarda istikrarın yeterince sağlanamaması ve reel faiz oranlarının yüksek seviyelerde kalması, ekonomik aktivitede ciddi bir daralmaya neden oldu.Yılın ilk yarısında, turizm ve ihracat sektörlerinde yaşanan olumlu gelişmeler ekonomideki daralma sürecini yavaşlatmasına rağmen, dünya ekonomisinde yaşananan olumsuz gelişmeler yılın ikinci yarısında ihracat artışını negatif bir şekilde etkiledi. Özel tüketim harcamalarında yaşanan gerilemede, Türk Lirası`nın önemli ölçüde değer kaybetmesiyle birlikte yükselen enflasyon, faiz oranları ve beklentiler önemli rol oynadı. Reel faizlerdeki artış reel gelir seviyesinde düşüş ve bankacılık sektörünün kredi arzını daraltmasına paralel olarak tüketici kredilerinin reel olarak gerilemesi ve istihdamdaki azalma, özel tüketim harcamalarındaki daralmayı hızlandıran faktörler oldu. Yukarıda sayılan olumsuz gelişmelerin önemli ölçüde devam etmesi nedeniyle, özel tüketim harcamalarının 2001 yılında yüzde 7 civarında azalması bekleniyor. TOPLAM SABİT SERMAYE YATIRIM HARCAMALARIToplam sabit sermaye yatırım harcamaları 2001 yılının dokuz aylık döneminde (Ocak-Eylül) makine teçhizat yatırımlarındaki azalış nedeniyle yüzde 28,2 gibi yüksek oranda geriledi. Yatırım harcamalarının ağırlıklı olduğu yılın üçüncü çeyreğinde reel faizlerde önemli bir düşüş olmaması ve döviz kurlarında gözlenen hareketliliğin devam etmesi ve buna paralel olarak mali piyasalardaki belirsizliğin sürmesi nedeniyle, yılın tamamında sabit sermaye yatırımharcamalarının yüzde 28 civarında azalması bekleniyor. İç talepteki daralma nedeniyle firmalar stoklarını azaltma yoluna gitti. Bu nedenle, 2001 yılında toplam yatırımlarda yüzde 40`ın üzerinde gerileyeceği tahmin ediliyor. MAL VE HİZMET İHRACATIMal ve hizmet ihracatı, 2001 yılının dokuz aylık döneminde mal ihracatı ve turizm sektörü kaynaklı olarak artış gösterdi. Bu artışta, yaşanan kriz sonucu Türk Lirası`nın önemli ölçüde değer kaybetmesiyle elde edilen rekabet gücü önemli rol oynadı. İç talepte gerçekleşen hızlı daralmanın firmaları yılın son çeyreğinde de dış pazarlara yöneltmeye devam edeceği ve ihracatın artış eğilimini sürdüreceği tahmin edildi. Ancak, dış talepteki yavaşlama, finansman imkanlarındaki daralmanın sürmesi ve ABD`de yaşanan terör olaylarının yılın son çeyreğinde turizm sektörünü ve ihracatı olumsuz etkilemesi bekleniyor. Bu çerçevede, mal ve hizmet ihracatındaki artışın 2001 yılı başındaki beklentilerin altında yüzde 10 civarında gerçekleşeceği tahmininde bulunuldu. EKONOMİDE DARALMA2001 yılında gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) bir önceki yıla göre yüzde 6 oranında gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu daralmanın, hizmetler sektöründe yüzde 6,5, sanayi sektöründe ise yüzde 5,7 olacağı bekleniyor. Kuraklık nedeniyle tarım sektörü katma değerinde yüzde 5,8 oranında gerileme öngörülüyor. İşçi gelirlerindeki azalış ve faiz giderlerindeki artışın etkisiyle net dış alem faktör gelirlerindeki bozulmanın gayri safi milli hasılanın (GSMH) yüzde 8,5 oranında gerilemesine neden olması bekleniyor. YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİLERİYıl sonunda TÜFE ve TEFE artış oranlarının, sırasıyla, yüzde 65 veyüzde 80 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Merkez Bankası, tüketici fiyatları ile ilgili beklentileri, 2001 yılı Ağustos ayından bu yana uygulanan ve henüz deneme aşamasında olan, Enflasyon Beklenti Anketi`nden takip ediliyor. Anketin uygulanmaya başlandığı Ağustos ayı birinci döneminden Eylül ayının ikinci dönemine kadar enflasyon beklentileri yüzde 63-64 aralığında seyretti. Eylül ayının ikinci döneminde birinci döneme göre 0,9 puanlık yükselişle yüzde 64,8 olarak gerçekleşti. Bu gelişmede Eylül ayının ikinci döneminde döviz kurlarında gözlenen artış önemli bir rol oynadı. Döviz kurlarının yükselişini sürdürmesi, Ekim ayı enflasyonlarının piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde çıkması, Kasım`da beklentileri yükseltmiş ve yıl sonu enflasyon beklentileri yüzde 72`lik düzeye ulaştı. Tahminler arasında beklenen en yüksek enflasyon (TÜFE) oranı yüzde 85 ve en düşük enflasyon oranı yüzde 60 olarak göze çarptı. Raporda, 2002 Yılı Programı ve Bütçe Tasarısı tüketici fiyatlarında (TÜFE) yıl sonu itibariyle yüzde 35 oranında _ yıllık ortalama olarak yüzde 46,4`lük _ bir artış öngörüldüğü bildirildi. Enflasyon oranında beklenen bu gelişme, temel olarak sıkı para ve maliye politikaları ile iç talep baskısının kontrol edilmesi, kamu malve hizmet fiyatları ile gelirler politikasının öngörülen enflasyon hedefine gore belirlenmesi, aşırı değer kaybeden TL`nin gelecek yıl reel anlamda değer kazanması ve programda öngörülen dış finansmanın gerçekleşmesi varsayımları çerçevesinde belirlendi. 2002 yılında, 2001 yılında olduğu gibi işgücü piyasasındaki gelişmelerin enflasyon üzerinde bir baskı yaratmaması bekleniyor. ENFLASYON HEDEFİNDEKİ RİSKLERAncak, yıl sonu enflasyon hedefi ile ilgili bazı riskler de bulunuyor. Bunlar; 2001 yıl sonu enflasyonunun öngörülenin üzerinde gerçekleşmesi, tarımsal üretimdeki gerilemenin 2002 yılı ilk yarısında gıda fiyatlarını olumsuz etkilemesi, stokların eritilmesi nedeniyle üretim maliyetlerindeki artışın fiyatlara yansıtılma imkanının artması ve iç talepteki canlanma ile birlikte TÜFE hizmet grubu fiyatlarında görülebilecek hızlı artışlar.Esnek döviz kuru rejimine geçildiği 22 Şubat 2001 tarihinden itibaren, döviz kuru artık enflasyonist beklentileri hedeflenen enflasyon oranına yönelten bir politika aracı olma işlevini yitirdi. Bu durum, para politikasının ekonomide nominal çıpa görevini üstlenmesine ve ekonomik birimler tarafından yakın bir şekilde takip edilebilen para tabanının nominal çıpa olarak belirlenmesine neden oldu. MERKEZ BANKASI`NIN AMACIEsnek döviz kuru rejimi ve faiz oranlarının piyasalar tarafından serbest bir şekilde belirlendiği ülkelerde ki merkez bankaları gibi, Merkez Bankası - ana hedefi olan fiyat istikrarının sağlanması çerçevesinde _ piyasada fazla veya aşırı likidite yaratmama amacı doğrultusunda para politikasını uyguluyor. Bu bağlamda, Merkez Bankası bilançosunda yer alan net iç varlıkların (NİV) büyümesi üzerine, para tabanı talebine ait tahminler ve öngörülen net dış varlık değişimi temel alınarak bir üst limit (tavan) belirlendi.Burada altı çizilmesi gereken husus, para politikası uygulamasında Mayıs 2001 tarihinden itibaren NİV için belirlenen ve açıklanan miktarbir hedef değil sadece bir üst limit olarak öngörüldü. Buna göre, NİV varlıklar, ekonomide istikrarı _ genel makroekonomik çerçeve ile çelişmediği sürece _ daha hızlı bir şekilde sağlamak amacıyla, gerektiğinde belirlenen miktarın altında tutulabilecek. Para politikası uygulaması çerçevesinde para tabanının nominal çapa görevini etkinleştirmek ve para programını güçlendirmek amaçları doğrultusunda, önceki programda gösterge hedef olan para tabanı performans kriterine çevrilecek. PARA TABANIPara tabanı, tahmininin güçlüğü ve Merkez Bankası`nın tamamen kontrolü altında olmaması gibi genel kabul gören kısıtlamalarına rağmen, para programı için son derece etkili ve kolay izlenebilir bir büyüklük olma özelliğine sahip. Para programı, para tabanının reel büyüme ve enflasyon hedefine paralel bir artış göstermesi hedefleniyor. Para tabanının bu çerçevedeki artışı, güçlü mali politika ve yapısal reform önlemleri ile birlikte, ekonomik birimlerin enflasyon beklentilerini, hükümetin ekonomik programında öngörülen fiyat artışlarına yaklaştıracak. Para politikasının 2002 yılı temel sayısal parametreleri bu sene sonunda açıklanacak olmakla beraber, programın temeli esnek döviz kuru rejimi çerçevesinde para tabanının nominal çıpa olmaya devam etmesine dayanıyor. DÖVİZ KURUProgramın oluşturulmasında hiçbir şekilde farklı bir kur rejim uygulaması veya bir döviz kuru hedefi yer almıyor. Esnek döviz kuru uygulaması ile birlikte, reel döviz kuru iç ve dış şoklar karşısında piyasa güçlerinin gerekli gördüğü oranda yeni denge değerine doğru hareket edecek. Ekonomik birimler esnek döviz kuru altında yaşamaya alıştıkça ve rejimin nasıl çalıştığını daha iyi öğrendikçe, diğer ülkelerde de görüldüğü gibi Türkiye`de de döviz kurundaki değişimlerin fiyatlara yansıma hızı ve yoğunluğu da azalacak. Para politikasının uygulanmasında para tabanı için belirlenen hedefe ilave olarak, ücretlerde, uluslararası ekonomik gelişmelerde, enflasyonist beklentilerdeki, toplam arz ve talepte, döviz kurunda, kamu kontrolü altındaki mal ve hizmet fiyatlarında, ihracat, ithalat ve sermaye hareketlerinde gelişmelerin genel fiyatların trendi üzerinde ki etkileri değerlendirilerek para politikasında gerekli görülen değişikler yapılacak. ENFLASYON HEDEFLEMESİMerkez Bankası, bu yılın geri kalan kısmında ve 2002 yılında enflasyon hedeflemesi rejimine geçiş için gerekli alt yapı çalışmalarına devam edecek. Enflasyon hedeflemesine geçi dönemi olarak tanımlanabilecek bir dönem olan 2002 yılında, para politikasının etkinliğini ve şeffaflığını artırmak Merkez Bankası`nın ana hedefleri içerisinde yer alacak. Bu bağlamda, yeni Merkez Bankası Kanunu çerçevesinde Merkez Bankası`nın bağımsız denetime açıklığı, periyodik olarak hükümeti para politikası uygulamaları hakkında bilgilendirmesi, yeni kurulan Para Politikası Kurulu`nun kararlarını açıklanması ve kamuoyunu ve piyasaları dönemsel olarak çıkacağı raporlarla bilgillendirilmesi enflasyon hedeflemesine geçiş döneminin temel öğelerini oluşturacak. TARTIŞMALARMerkez Bankası`nın enflasyon hedeflemesine geçileceğini ve önümüzdeki dönemin bu uygulamaya ``geçiş periyodu`` olacağını açıklaması, bu politikanın, Türkiye`nin içinde bulunduğu koşullar göz önüne alındığında, uygun olup olmadığı tartışmalarını da beraberinde getirdi. Burada asıl üzerinde durulması gereken husus enflasyon hedeflemesinin Türkiye`nin koşullarına uygun olup olmadığı değil, esnek döviz kuru rejimi altında uygulanabilecek olan en iyi para politikasının tartışılmasıdır. Ülkemizde enflasyon hedeflemesine ait tartışmaların çoğu, genellikle, esnek döviz kuru rejimi altında uygulanabilecek bir başka alternatifi ortaya koymadan, bu uygulamanın Türkiye`de mali baskı ve yüksek dolarizasyon sebeplerinden dolayı başarılı bir şekilde uygulanamayacağını vurgulanmaktadır. Aslında mali baskının varlığı yalnız enflasyon hedeflemesi uygulaması için değil, her türlü para politikası rejimi için çok önemli bir engel teşkil ediyor. Özellikle borçların sürdürülebilirli ine dair endişelerin giderilebilmesi sadece enflasyon hedeflemesi rejimi için değil, düşünülebilecek tüm alternatif para politikası uygulamaları için geçerli. Diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye`de de yüksek oranda bir dolarizasyon olayı görülüyor. Kişi ve firmaların borçlarının büyük bir kısmının yabancı para cinsinden veya döviz kuruna endeksli olması ve döviz kurundaki değişimlerle fiyat arasında çok yakın bir ilişki olması, enflasyon hedeflemesinin Türkiye`de uygulanmasına karşı sıkça ortaya atılan diğer bir görüş olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomi literatüründe gelişmekte olan ülkelerde bu sebepten dolayı``dalgalı döviz kuru korkusu (fear of floating)`` olduğu ortaya atıldı. Aslında burada önemli olan husus dalgalı döviz kuru korkusunu genellikle önerildiği gibi para kurulu veya ülke parasından vazgeçip tamamen dolarizasyonu kabul ederek kurumsallaştırmak yerine, dalgalı döviz kuru korkusuna neden olan problemleri hafifletmektir. Bu problemlerin hafifletilmesi ve ortadan kaldırılması Merkez Bankası`nın enflasyon hedeflemesine geçiş süreci ve sonrasında fiyat istikrarının sağlanması ışığında ana amaçları arasında yer alıyor.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı