Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Merkez Bankası hidayete erdi (mi?)

HİDAYET “doğru yolu bulma” anlamına gelen İslami bir deyimdir. İzlenen yolun doğru veya yanlış olduğu nasıl bilinebilir?

İslam veya diğer dinler bunun için kutsal kitaplarda yazılanlarla, peygamberlerin söz ve eylemlerine bakmak gerektiğini söyler. Bizim gibi “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” düsturuna inananlar ise, bilimsel kaynaklara ve akıl yürütmeye inanır. Biraz derin düşünülürse, bilimsel ve dini kaynakların çoğu zaman aynı yolu gösterdiği anlaşılır. Ama bunun için kişi “hür düşünmeyi” (free thinking) öğrenmelidir.

* * *

Türkiye’ye hâkim olan iktisadi zihniyet tek bir varsayıma dayalıdır. O da “yurt dışından para gelmezse, Türk ekonomisi çalışmaz” dır. Hatta bunun için “döviz içeri-ekonomi yukarı; döviz dışarı-ekonomi aşağı” diye mekanik bir anlatım da kullanılır. Bunun bir de “sözde bilimsel” gerekçesi vardır. Efendim; ülkemizde tasarruf oranı düşüktür. Buna mukabil hızlı büyümek için yüksek yatırım gereklidir. Eh; tasarruf az, yatırım ihtiyacı çok olunca bu açığı kapamanın tek çaresi yabancıların tasarruflarını ülkeye çekmektir denir. Pek tabii, ülkemizde tasarruf oranının niçin düşük olduğu bir sırdır. Aynı hesabı “ulusal tüketim oranı niçin yüksektir?” şeklinde sorgulamak hiç akla gelmez. Ulusal tüketim oranının yüksekliği ile “değerli TL veya ucuz döviz” arasındaki nedensellik ilişkisi özellikle dikkatlerden kaçırılır.

* * *

Döviz gelmezse kalkınamayız, hatta aç kalırız bâtıl inancı yüzünden merkez bankamız hep, ülkeye döviz girişine ve döviz rezervine odaklanmıştır. “Kaç aylık ithalata yetecek dövizimiz var?” gibi aptal bir soru bunun en tipik göstergesidir. Bu şartlar altında para politikasını tasarlayanların tek hedefi ülkeyi dövizsiz bırakmamak olmaktadır. Onların çözümlemesine göre, yeterli döviz rezervi varsa, devalüasyon ve dolayısıyla devalüasyonla tetiklenen enflasyon tehlikesi de yoktur. Eh merkez bankasının yasal görevi de “fiyat istikrarını sağlamak” yani enflasyona izin vermemek olduğuna göre döviz girişlerini aksatmayacak faiz politikası da yasaya uygun “doğru yol” olur.

* * *

Kaderin cilvesiyle (yani ABD’nin dış açıkları sayesinde) uzun süredir dünyada döviz/dolar sıkıntısı kalmadı. Türkiye’nin de döviz sorunu ortadan kalktı. Yüksek faiz rüşveti vermeden döviz bulunur oldu. Pekiyi, hal böyle iken durmadan “faizleri yükseltmek” gereklidir diye Londra’dan davul çalmanın ne âlemi var? Türk ekonomisin derdi dövizsizlik değil ki! Geçmişteki döviz kıtlığı da sebep değil, sonuçtu. Güncel sorun: İç ve dış talebin cansızlığıdır. Amaç büyüme ve istihdam artışıdır. Bunları sağlamak için “faizler düşük, döviz fiyatları yüksek” olmalıdır. Asıl o zaman yatırımcı yabancı sermaye gelir. Sıcak para değil. Bunu kavramak bu kadar zor mu Allah aşkına?

Son Söz: Para politikası, iktisadi politikanın bir parçasıdır.

 

X