Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'dan önemli mesajlar

AYSEL ALP/ANKARA
25.08.2012 - 14:03 | Son Güncelleme:

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, faiz indirimi bekleyen işadamlarına da ‘aşırı ihtiyatlı’ olmalarını eleştirenlere de yanıt verdi: “Hava uçuşa müsait değil. O nedenle piste indik. Bavullarınızı alın, artık yola karadan devam edeceğiz. Görevimiz gaza basmak değil. Sürüşü emniyetli bir şekilde sağlamak” dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve Para Politikası Kurulu Üyeleri, Ekonomi Muhabirleri Derneği ile sohbet toplantısında bir araya geldi.

İşadamlarının, Temmuz’dan itibaren ekonomide görülen yavaşlama sinyalleriyle birlikte faiz indirimi talepleri anımsatıldı. Başçı, “Yurtdışında hava uçuşa müsait değil. Artık yüzde 7-8 büyüme oranlarını, Çin dahil, kimse kolay kolay sağlayamaz. Bunun için Türkiye’nin 2012 ve 2013’te yeniden yüzde 7-8 büyümesi mümkün değil” dedi.

'TEMKİNLİ VE GÜVENLİ GİDELİM'

Başçı, sözlerine şöyle devam etti:

Artık piste indik, kemerleri çözmek için neyi bekliyoruz', diyenler olabilir. Çözelim ama 'bavullarınızı alın bundan sonra yolumuza karayolu ile/images/100/0x0/55eb4cdcf018fbb8f8b859a6 devam edelim', desem olur mu? Artık uçuş için elverişli şartlar yok. Merkez Bankası’nın görevi  gaza basmak olarak düşünülmemeli.

Emniyetli şekilde sürüşü sağlamaya çalışıyoruz. Bayram tatilinde İzmir’deydim. Yollar çok güzel olmuş ama yol kenarlarına radarlar, ortalara uyarı dedektörleri koymuşlar. Merkez Bankası da bu şekilde düşünülebilir. Gidelim ama dikkatli gidelim. Merkez Bankası’nın görevi gaza basmak değil, gaza basmak isteyen çok kişi var, özel sektör var. Ama biz mümkün olduğunca temkinli gidelim, güvenli gidelim” yanıtını verdi.

'AYAĞIMIZI FRENDEN ÇEKTİK'

Başkan Başçı, Yeni Borçlar Kanunu ve Ramazan ayının da etkisiyle ekonomide bir miktar yavaşlama göründüğünü ama bunun kalıcı bir yavaşlama olup olmadığının henüz netleşmediğini vurguladı. “Ağustos sinyalleri daha iyi gibi” diyen Başçı, “Henüz Merkez Bankası devreye girsin, bir şeyler yapsın noktasına gelmedik. Ilımlı toparlanma devam ediyor. Yumuşak inişi tamamladık. Hem krediler hem döviz kurunda arzu edilen büyüme noktasına geldik.1 yıldır ekonomiyi soğutma çabası içinde değiliz. Temmuz ayından beri de ayağımızı frenden çektik” dedi.

2013’TE YENİ BİR ŞOK OLUR MU?

Başkan Başçı, kriz kahini olarak bilinen Roubini’nin 2013’te 2008’den daha sert bir kırılma olacak, tahminleri anımsatılarak, 2013’ü nasıl gördükleri soruldu. Başçı, Lehman krizi benzeri büyük bir şok ihtimalini çok düşük gördüklerini söyledi. “O zaman akut bir problemdi. Şimdi süren kronik bir problem. Büyüme üzerindeki problemler de kronik. Ama merkez bankaları devrede, her an harekete geçmeye hazırlar. Bu tür bir şokun yaşanmasına izin vermezler, diye düşünüyorum. Bu sıfır bir ihtimal mi, tabii ki değil. Ama böyle bir durumda da Türkiye’nin hareket alanı pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeden daha fazla. Epey bir manevra alanını kendimize açmış durumdayız. Merkez Bankaları konunun ciddiyetinin farkında. İtfiayecilik görevimizi küçümsemeyin” dedi.

HERKESİ MEMNUN EDECEK FORMÜL BULUNABİLİR

Erdem Başçı’ya kıdem tazminatı fonu kurulması ile bankaların kart aidatları başta olmak üzere 31 işlem ücretinin kaldırılmasına ilişkin yasal düzenlemelere nasıl baktığı da soruldu. Başçı, bu iki konunun doğrudan kendi alanlarına girmediğini belirterek bir şey söylemek istemediğini vurguladı. Ancak bir iktisatçı olarak Pareto ilerlemesine atıfta bulunarak, “Öyle bir reform yaparsınız ki herkes mutlu olur. Kıdem tazminatıyla ilgili mevcut sistem en ideal sistem değil. Herkesin durumunu daha iyiye götürecek bir sistem kurmak mümkün olabilir” dedi.

CARİ AÇIK 1 MİLYAR DOLAR DAHA DÜŞECEK

Başkan Başçı, EMD üyeleriyle sohbetinden önce küresel ekonomideki gelişmeler ve Türkiye’ye yansımaları üzerine bir sunum yaptı. Türkiye’nin cari açık ve krediler konusunda alınması gereken tedbirleri aldığını, döviz kuru  ile ilgili de bir sorun görmediklerini söyledi. Alınan yapısal önlemler sayesinde cari açığın kademeli şekilde azalacağına dikkat çeken Başçı, “Ama şu anda tedirgin  edici, yüksek seviyedeki cari açıktan bir yerde kurtulmuş oluyoruz. Geçen yıl GSYH’nin yüzde 10’u seviyesinde gerçekleşen ve 78 milyar dolara kadar çıkan açık şuanda 65.4 milyar dolar seviyesinde. Yılı 63.5 milyon dolar seviyesinde, GSYH’nin yüzde 7-8  arasında bir yerde tamamlayacağı görünüyor” dedi.

Kamu borç yükünün Yunanistan gibi ülkelerde yüzde 100'ün üzerinde  olduğuna dikkat çeken Başçı, buralarla karşılaştırıldığında Türkiye'nin  durumunun iyi olduğunu, ancak gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında  ortalarda bir yerde bulunduğunu söyledi.

İHRACATTA ÇÖKÜŞ YOK

Euro bölgesindeki ithalat düşüşüne rağmen Türkiye’nin ihracatını artırmaya devam ettiğini belirten Başçı, bunun Pazar ve ürün çeşitlendirilmesiyle sağlandığını ifade etti.

Euro bölgesindeki ithalat düşüşüne karşın Afrika, Orta Doğu ve Rusya’da ithalatın artmaya devam ettiğini, Türk ihracatçısının da buralara yöneldiğini anımsattı.

Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatının yatay ve dalgalı olduğunu  belirten Başçı, “İhracatta aslında seviye olarak bir çöküş yok. Pay olarak da büyük kayıp yok. Türkiye'nin Avro Bölgesi'nin  ithalatındaki payı yüzde 1-1,5 arasında dalgalanıyor ve yatay bir seyir izliyor. Avrupa’da doğru kararlar alınıp işler iyi gitmeye başlarsa, ki böyle bir beklenti de var, Türkiye’nin Pazar payını kaybetmediği de görülecektir” dedi.

Başkanı Başçı, bankanın son aylarda uluslararası resmi rezervlerinin arttığını belirterek,  Türkiye'nin 2012 Haziran sonu itibariyle net uluslararası rezervlerinin 113,3  milyar dolar; altın rezervinin ise 15,5 milyar dolar olduğunu söyledi.

KISA VADELİ DIŞ BORÇ 118 MİLYAR DOLAR

Türkiye'nin, kısa vadeli dış borcunun da 144 milyar dolar olarak görünmekle birlikte gerçekte 118.3 milyar dolar olduğunu dikkat çeken Başçı, aradaki 25 milyar doların Türk Bankalarının yurtdışı şubelerinde bulunan kendi paraları olduğunu vurguladı. Başçı, son aylarda uluslararası resmi rezervleri artırıcı  adımlar atmaya başladıklarını anımsattı.

Türkiye'deki borçluluk seviyelerine de dikkat çeken Başçı, hane halkının Türk bankalarına olan borçlarının GSYH’ye oranının  yüzde 19 seviyesinde bulunduğunu, bu rakamın gelişmekte olan ülkelerin pek  çoğunun altında olduğunu söyledi.

Firma kredilerine bakıldığında ise Türkiye'nin  ortalarda bulunduğunu belirterek, burada da aşırı borçluluğun söz konusu  olmadığını vurguladı.Konut kredilerinin GSYH'ye oranının yüzde 6 civarında olduğunu kaydeden Başçı, “Problem var, denecek noktada değiliz” dedi.

ayalp@hurriyet.com.tr

 

 

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı