Merkez bankacılarını dövmeyin

İNGİLİZCE bir makaleden aktaracağım aşağıdaki cümleyi (yazarın zihnindeki kabulleri deşifre etmeye çalışarak) okuyun:

Haberin Devamı

“Kuramsal olarak, merkez bankaları, piyasalarda oluşan şişkinlikleri, düzenleyici ve denetleyici önlemlerle ortadan kaldırmaya çalışır. Buna mukabil enflasyon ve işsizlik sorunlarını para politikasıyla çözümler.” Yazar kısaca “Bir ülkenin ekonomisini o ülkenin merkez bankası yönetir” diyor. Emlak, hisse senedi, kredi veya emtia borsalarında bir aşırılık mı var? Telaşlanmayın. Bunların gazını almak merkez bankasının görevidir. Bir ülkede enflasyon veya işsizlik tehlikesi mi var? Merak etmeyin! Merkez bankanız aslanlar gibi onun da üstesinden gelir. Makale bu cümleden sonra, gelişmiş ülkelerde süre giden krizi çözmede merkez bankalarının yetersiz kaldığını anlatıyor. Ben de şöyle diyorum: Merkez bankasının adı hıdır, elinden gelen budur. 

SİHİRBAZ MALİYECİ HJALMAR SCHACHT

Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup ve perişan bir şekilde çıkan Almanya, Hitler zamanında göz kamaştıran bir iktisadi gelişme göstermişti. Bu başarı, dönemin merkez bankası başkanı ve ekonomi bakanı “sihirbaz maliyeci” lakaplı Schacht’ın (1877-1970) eseridir deniyordu. Alman ekonomisi, bu muhteşem dirilişin bir benzerini II. Dünya Harbi sonrasında da göstermiştir. Bu dönemin sihirbazı da, daha sonra başbakan olan, ekonomi bakanı Ludwig Erhard (1897-1977) dır. Alman ekonomisinin küllerinden yeniden doğuşuna hayran kalan yabancılar (biz de ülkemizde aynı modeli uygulayabilir miyiz düşüncesiyle) yaratılan mucizenin “sırrını” bu sihirbazlara sormuştur. İkisi “Mucizenin sırrı Alman ulusudur” demiştir.

FİNANSAL EKONOMİ,REEL EKONOMİNİN AYNA SİMETRİĞİDİR

Merkez bankalarının para politikalarının, ulusal ekonomilerin sağlıklı işlemesindeki rolü inkâr edilemez. Ancak, merkez bankalarının, finansal istikrardan, enflasyona; büyümeden, işsizliğe kadar uzanan tüm makro ekonomik sorunları “müdebbir” (macroprudential) davranarak halletmesini beklemek yanlıştır. Ekonomi, para-maliye kararları olduğu kadar, bilim ve eğitim politikalarıdır, teknolojik gelişmedir, kültürdür, savaş ve barıştır, demokrasidir, Gezi Parkı’dır, Kürt açılımıdır, askeri ve sivil yönetimdir, uluslararası ilişkilerdir, komşuların
içişlerine karışmamaktır. Ama her şeyden daha önemlisi bireysel ve toplumsal ahlâktır.
Son Söz: Bitmeyen servet, millettir. 

Yazarın Tüm Yazıları