Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Merhumu nasıl bilirsiniz?

Oktay EKŞİ

Nutuklar vardır, içten bir düşünceyi ve inancı dile getirir. Nutuklar vardır, protokol zoruyla verilir. Bunları söyleyenlere ‘‘Sen sahiden öyle mi düşünüyorsun?’’ denmez. Çünkü o sözler kişinin değil, işgal ettiği pozisyonun görüşleridir.

Başbakan Mesut Yılmaz' ın önceki gün Turgut Özal hakkında söylediklerini okuyunca tereddüt ettik:

Yılmaz acaba o sözleri konumu gereği mi söyledi, inançlarını da dile getirmek için mi?

Yılmaz'a göre Turgut Özal, ‘‘hizmet ve eserleriyle millete mal olan abide bir isim’’miş. Turgut Özal, ülkeye ve millete sayısız hizmetler yapmış. ‘‘Türkiye'de din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve teşebbüs hürriyeti gibi çağımız dünyasının evrensel değerlerini yüceltmenin önderi’’ de meğer merhum imiş. Keza ‘‘millete ve vatana vefa borcunu, gerçekleştirdiği reformlarla ödemiş’’miş.

Yılmaz sahiden Özal'ın ‘‘abide isim’’ olduğuna inanıyorsa, hangi hizmet ve eserlerinin ona bu sözü söylettiğini de ilk fırsatta açıklamalıdır.

Acaba 12 Eylül'ün hataları sonucu bir miktar moral bulan irticayı destekleyip fiilen iktidara getirmiş olması mıdır, Özal'ı abide isim yapan?

Özal'ın Türkiye'nin ekonomik yapısının değişmesindeki rolü, cesaretle aldığı kararlar ve attığı adımlar kuşkusuz önemlidir. Onun adını ‘‘abide’’ konumuna getirmeye bunlar yeter mi, yetmez mi tartışılabilir ama, o politikalarıyla bugünümüze de damgasını vurduğu gerçektir. Bu gerçeği, ekonomiyi karaparanın egemenliği altına sokmuş olmasındaki büyük hatası bile unutturamaz.

Ama Özal, -bu sütunda, kendisi hayattayken de yazdığımız gibi- Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm değerlerini yıkmak gibi bir misyonla çalıştı. Devleti o çürüttü. Hukuku o hafife aldı. Laiklik karşıtı cereyanları o destekledi ve korudu. Ülke ve millet olarak bütünlüğümüzü ilk defa o ‘‘tartışılabilir kavramlar’’ kategorisine soktu.

Siyasi hayata girdiği zaman, toplumun geleceği ve demokratik sistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için ‘‘orta direk’’ dediği kesimin güçlendirilmesi gerektiğini o savundu. Dediği doğru idi. Ama orta direği o mahvetti.

Mesut Yılmaz'a sorarsanız Özal meğer ‘‘Türkiye'de din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve teşebbüs hürriyeti gibi çağımız dünyasının evrensel değerlerini yüceltmenin önderliğini’’ yapmışmış.

Sayın Yılmaz, Özal, Ceza Kanunu'nun meşhur 163'üncü maddesini kaldırmak dışında bu konuda ne yaptı da bizim haberimiz olmadı? Onu da ‘‘düşünce özgürlüğü’’ adına değil, şeriat özlemcilerinin önündeki barajı yıkmak için yaptı. Aynı yasanın 141 ve 142'nci maddelerini kaldırdığı iddiası ise, Terörle Mücadele Yasası'na koydurduğu 8'inci madde nedeniyle düpedüz yalandı.

Tamam, merhumu analım, ama gerçekleri tersine çevirmeyelim.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI