Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Meral Akşener... Çiller burjuva, ben köylü kızıyım

    Hürriyet Haber
    28 Şubat 2000 - 00:00Son Güncelleme : 28 Şubat 2000 - 00:01

    Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın İçişleri Bakanı. Akşener ismi hep Çiller'e sarsılmaz bağlılığı simgeledi çoğu kişi için. 28 Şubat Süreci'nde aktif rol oynadı. Çiller Ailesi için göğsünü siper etti. Çiller'in ve DYP'nin kendi deyimiyle şövalyesi oldu. DYP tabanında ‘‘Çiller'in tetikçisi’’ olarak anılmaya başlandı.

    Akşener, 18 Nisan seçimlerinden sonra Çiller'i ve parti politikalarını eleştirerek, Genel

    Başkan Yardımcılığı'ndan istifa etti ama DYP'den ayrılmadı. Çiller'i devirme harekatına destek vermek için muhalefet cephesine geçti. Başarılı olamadı. Ama mücadeleye devam edeceğini söyledi.

    Çiller'in muhalefet cephesinde en çok çekindiği isim oldu.

    Tartışılan yönleri ve siyasetteki pervasız tutumuyla dikkat çeken Akşener, suskunluğunu bozma kararı alarak, ilk kez Hürriyet'e konuştu. Akşener'in konuşmasıyla 28 Şubat Süreci'nde perde arkasında kalan bir çok olay da aydınlanmaya başlandı. 28 Şubat Kararları'nın Cumhurbaşkanı Demirel tarafından yumuşatıldığını ilk kez onun ağzından öğreniyoruz. Çiller'i ‘burjuva kızı’ olmakla suçlayan Akşener, kendisini ise köylü kızı olarak tanımladı ve ‘‘Ben gerekirse köyüme dönerim’’ dedi. Akşener, ilk kez Özer Çiller'in parti politikalarına yön verdiğini itiraf etti ve ekledi: ‘‘Özer Bey'den çok şey öğrendim.’’

    Soru-Bir dönem Çiller'in sağ koluydunuz ne oldu da terkettiniz?

    - Sayın genel başkanın sağ kolu demiyorum ama yakın çalışma arkadaşı oldum. 18 Nisan seçimlerine kadar da öyle devam etti. İsmail Karakuyu, Cihan Paçacı ve Nurhan Tekinel ile beraber görüşlerimizi, yanlış yapıldığını sayın genel başkana, yakın çevresine bildirmeye çalıştık. Seçimlerde çok kötü bir sonuç aldık. Bu sonucun çok ciddi tartışılması, nedenlerinin çok iyi irdelenmesi gerekiyordu. Toplantılarda zarfın irdelendiğini, mazrufla fazla ilgilenilmediğini gördüm. Hem genel başkanın, hem başkanlık divanı üyelerinin seçim sonuçlarına ilişkin bakış açısının çok daha kolaycı bir bakış açısı olduğunu gördüm. Tansu Hanım'ın yerine oynadığım iddiaları da ortaya attılar. Ben de paylaşmadığım kanaatlerin öne geçtiği bir kurulda görev yapmayı ahlaklı bulmadım. Onun için istifa ettim.

    Tansu Hanım, sizin onun yerine oynadığı konusundaki iddiaları ciddiye aldı mı?

    - Basın yazdı, bir danışmanının beni tehdit ettiği şeklinde. Beni hiç kimse tehdit edememiştir bugüne kadar. Çünkü eğer tehdit eder bir davranış biçimi olmuşsa hemen gereğini yaparım.

    Yani böyle bir tehdit olmadı mı?

    - Hayır, asla böyle bir şeyi kimseden görmedim. Yalnız danışmanlarından birisini, Sayın Karakuyu ile ikimiz hakkında çıkarılan dedikoduların doğru olup olmadığını araştırmak üzere bizimle görüştürdü. Fikirlerimizin değişip değişmediğini, muhalefet cephesine katılıp katılmadığımızı kontrol etti. Yani bu sayın danışmanın Tansu Hanım adına görevlendirilmesi, yani kontrol yapması, güven testinden geçirmesi bardağı taşırmıştır.

    ÇINAR AĞACI YANIYOR

    ‘‘Ben haklıysam DYP tasfiye olur’’ mu diyorsunuz?

    - DYP, 95 seçimlerinden başlayarak, genel başkandan il başkanına kadar bir silsile içerisinde çok ciddi bir özeleştiri yapmak mecburiyetindedir. Bunu yapmadığı takdirde herkesin ajandasından silinir. Bu iddia doğru değilse, o zaman benim siyasi öngörülerim yanlış olur ve benim tasfiye olmam gerekir. Ama ben haklıysam o zaman da DYP tasfiye olur. Ayvaz Gökdemir'in güzel bir sözü vardı; ‘Tansu Çiller bizim gülümüz onu yoldurmayız, soldurmayız.’ Evet, özellikle 97-99 döneminde sayın genel başkanı yoldurmadık, soldurmadık ama 18 Nisan seçimlerinin sonrasında gördük ki çınar ağacı yanıyor. Ve bu çınarın da tekrar sürgün vermesi, tekrar güçlendirilmesi çok ciddi tartışma ve özeleştiri konusu.

    TEST AYGITI GİBİ KULLANDILAR

    Size parti içinde tetikçi dendi...

    - DYP'de sayın genel başkanla birlikte basınla mücadele, güç odaklarıyla mücadele dönemi geçirdim. Bu mücadelede ben aktif görev aldım. Çünkü neydi DYP ve genel başkanının söylediği? Yitirmişin, horlanmışın hakkını aramaktı, kolay zengin olmanın önüne geçmekti! Sömürünün önüne geçmekti; birey hakları ve tam demokrasi mücadelesini vermekti. Bu fikirlerle yola çıktığınız zaman bunun bir bedeli olması gerektiğini bilen bir insandım; ama bu bedel ödenme noktasına gelindiğinde pek fazla arkadaşımızı ön saflarda bulamadık. Sonraları üzerinde düşündüğümde vardığım nokta şudur; Genel başkanın ve DYP'nin bir konuda atacağı adımları belirleyen bir test aygıtı konumunda olduğumu düşünüyorum. Mesela bakın sayın Kutan bir grup toplantısı yaptı; Genelkurmay bir cevap verdi; sayın Kutan tekrar bir cevap verdi. Şimdi bizde nasıl oluyordu bu? Hangi kurum olursa olsun basın toplantısını veya atılacak adımı Meral Akşener yapıyordu; gelen repliklere göre yürüyordu ya da ben yanlış yapmış oluyordum.

    Bu size ‘tetikçi’ diyenlerin haklı olduğunu göstermiyor mu?

    - Onların haklı olduğunu göstermez. Parti içindeki arkadaşlarımızın da ‘tetikçi’ dediğini biliyorum. Ben kendi başına hareket eden bir insan değildim. Parti hiyerarşisi içinde hareket edendim. Basın toplantısı yapılacaktır, eğer kritik konuysa genellikle Akşener'in üstüne kalmıştır.

    Çiller'in sizi kullandığını hiç düşündünüz mü?

    - Benimle ilgili böyle bir davranış biçimi olabilir. Hep özel bir konumdaydım. Kamuoyunun vereceği refleksleri test eden bir konumdaydım. Bir basın toplantısında ben yem olarak, kullanılmak amacıyla olmuş olabilir ama attığım adımlara inandım. Ha pişmanlıklarım var mı? Evet var. Kendimi daha iyi korumalıydım. Yapayalnız kaldığım zamanlar olmuştur. Fakat ben geriye adım atmadığım için sonuçta her olay benim kişisel meselem haline dönüştü. Halbuki başlangıç adımları her zaman partisel olmuştur.

    BEN BİR İBRET VESİKASIYIM

    Niçin test etmek için hep sizi kullandılar?

    - Ne sayın Genel Başkan'ın, ne de o zaman çalıştığım arkadaşlarımın benimle ilgili hiç düşünmediklerini görüyorum bugün. Yani, ‘Bu hanım ne yapmak istedi, bunları niçin yaptı?’ O zaman çalıştığım genel başkan yardımcısı arkadaşlarım ‘Sen bizim için ibret vesikasısın’ diyorlar bugün. Belki yeni seçilenler için de bir ibret vesikası olabilirim. Ama niçin sorusunun cevabını bulmaktır Meral Akşener'i anlamak.

    Ama tavırlarınızla Çiller'i savunan siyasi avukatı gibi göründünüz

    - Bizde şövalyelik ruhu var. Sayın genel başkanı çok yalnız buluyordum. Büyük bir mücadele veriyor, güç odaklarına ve oligarşiye karşı mücadele veriyor. Türkiye'yi yeniden değiştirecek, taşları yerinden oynatacak bir mücadeleydi bu. Ama bu mücadelenin içinde insan Nasreddin Hoca'nın fili gibi yapayalnız kalıyor. Tansu Hanım'a karşı da bir koruma içgüdüsü geliştirdiğim bir gerçektir.

    Sonra Tansu Hanım'ı eleştirmeye başladınız

    - Tansu Hanım'ın şahsına yönelik bir eleştirim yok. Türkiye'de sosyolojik temellerin, yani mensup olduğumuz sınıf sosyolojisinin insan kişiliği üzerinde etkili olduğuna inanıyorum. Tansu Hanım cumhuriyet bürokrasisinin, bir valinin kızıydı. Bir burjuva kızıydı. Ben ise köy kökenli bir ailenin kızıyım. Ama içimde bir eziklik yok. Kendi sınıfımın düzgün bir temsilcisi olduğuma inanıyorum. Bizim gibilerin önünde çok büyük bariyerler olmuştur. Her alanda olmuştur.

    Temsil ettiğiniz kitleyi, DYP genel başkanı temsil ediyor mu?

    - Onu söyledim başından, Tansu Hanım, 1950'lerden itibaren şekillenen ama 1980'den sonra netleşen büyük burjuva diyebileceğimiz ortamın kızı. Ama başlangıç noktası cumhuriyet bürokrasisi. Türkiye Cumhuriyeti bürokrasisini oluştururken de bir nevi aristokrasi oluşturmuş. Yani anlayış itibariyle.

    Çelişki var mı?

    - Çelişki var tabi.

    BENİMLE STRATEJİ KONUŞMADI

    Bu çelişki siyaset yapmanızı engelledi mi parti içinde?

    - Hayır engellemedi. Belki de benim başkalarının gözünde bu kadar hızlı yükselmemi sağlayan şey olmuştur. Temsil ettiğim kitlenin içinden çıkan insanların yarın yol bulabilmesi için kendimi bir model olarak gördüm. Ama ilginç olan şu; Ben akademisyenim, sosyal bilimciyim, hem de tarihçiyim. Yıllarca sağ entellektüel çevrelerle çok sıkı ilişkileri olan bir insanım. Ama Tansu Hanım'la stratejiden hiç konuşmadım. O da hiç sormadı. O anlamda belki bir engel oluşturmuştur.

    ÇİLLER SINIFINA İHANET ETTİ

    Çiller'in o dönemdeki mücadelesine inandınız mı?

    - Tansu Hanım'ın 1994-97 dönemindeki mücadelesinde inandığım şuydu; ‘‘Tansu Hanım kendi sınıfına ihanet etti ve bizi tercih etti! Ne yapmamız lazım? Onu dik tutmamız, bu kararından pişmanlık duymamasını sağlamamız lazım.’’ Hareket tarzımın arkasındaki anlayış buydu. Size veya başkasına göre bu yanlış, hatta çok aptalca olabilir. Ama benim için doğruydu. Ha? Bu bana ne getirdi? Yara-bere aldım, yüzüm-gözüm çizildi. Benim kaybedecek birşeyim yoktu. Sadece yürüdüğüm bu yolda partimi toplamak, mensup olduğum sınıfı iyi temsil etmek ve onlar adına birşeyler yapılabilmesini sağlamak için mücadele ettim. Gerekirse bir manivela, gerekirse bir malzeme, gerekirse bir kullanılan aygıt olmak benim için aşağılayıcı olmadı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı