Memur baba kefil oldu ‘sinek ilacı’yla uçtu

Sadi ÖZDEMİR
06.08.2012 - 22:39 | Son Güncelleme:

Türkiye’nin en köklü ‘aeresol’ üreticilerinden Matsan Group’un kurucusu Atilla Öztürk, 1976’da ‘sinek ilacı’ üretmek için memur babasını kefil göstererek kredi aldı. 1997’de en büyük üreticilerden biriyken fabrikası yandı. Küllerinden yeniden doğan firma geçen yıl yüzde 60’ı ihracattan olmak üzere 12 milyon lira ciro yaptı.

Gebze’deki fabrikasında halen deodorant, parfüm, erkek bakım, ev bakım, oto bakım ürünleri, bazı medikal ürünler, haşere kontrol, oda spreyleri, havalandırıcılar ve saç şekillendiriciler üreten Matsan Group’un kurucusu Atilla Öztürk’ün girişimcilik öyküsü hem başarılarla hem de ibretlik mücadelelerle dolu. Türkiye’nin en köklü ‘aeresol’ üreticilerinden olan Atilla Öztürk aslında bir eczacı. Ancak eczacılık yaparken hep üretimi düşünmüş ve 1976’da ‘sinek ilacı’ üretmek için memur babasını kefil göstererek 35 bin lira kredi almış. Bu krediyle başladığı iş hayatından hızlı yükselerek sektörde hem kendi markalarıyla hem de fason üretici olarak hızlı bir yükseliş yakalamış. 1997’de en 2 saat 10 dakikada fabrikası kül olmuş. Sigortadan alabildiği para ile ve tüm nakit gücünü kullanarak yeniden küçük bir üretici olarak işe başlayan Öztürk, geçen yıl yüzde 60’ı ihracattan 12 milyon lira ciroya ulaştı. Öztürk şöyle anlatıyor öyküsünü:

8 yıl eczacılık

Babam üniversitede orta düzey bir devlet memuruydu. Artvinliyiz ve ben de serbest meslek hevesiyle eczacılık okudum. Okul bitince de babamın emeklilik parasıyla 1971’de eczane açtık ve 8 yıl kadar eczacılık yaptım. Eczacılık yaparken hep üretim düşündüm. Bazı ilaçların üretimini düşünüyordum. Meslek örgütlerinde arkadaşları bu konuda örgütlemeye çalıştım. Ancak sonunda tek başıma yola çıkmak zorunda kaldım. Eczacı olarak bir sinek ilacından çok şikayet almıştım ve ‘bu ürünü üretebilir miyim’ diye yola çıktım. 1976’da Bakanlığa başvurup ruhsatımı aldım.

Teneke için kredi

Sinek ilacı için teneke (ambalaj) gerekiyordu. İstanbul’da sadece 3 teneke fabrikası vardı ve ‘önce parayı getir sonra ürünü alırsın’ dediler. Hesap yaptım çok para lazım. Çalıştığım bankalara gittim ağır teminat istediler. Sonra küçük bir banka ‘baban ne iş yapıyor’ diye sordu. Memur olduğunu söyleyince ‘kefil olursa tamam’ dediler. 35 bin lira banka kredisi alıp tenekeciye verdim. Tenekeleri alıp fason üretim yapacak atölyeye teslim ettim. Bir taraftan da eczanemden telefonla eczaneleri arayarak pazarlama yaptım. 47 bin adetlik siparişi aldım ve ‘Mat76’ markasıyla ürettiğim sinek ilaçlarımı arabama koyup dağıttım. İkinci ayda bankaya bütün kredi borcumu kapattım. Banka da çok şaşırdı.

Büyümek için ortaklık

1978’de işi büyütmeye kalkıştım ve çocukluk arkadaşımla ortaklığa girdim. 200 metrekarelik bir yerde 4 kişilik kadroyla kendi üretimimize başladık. Ortağım satış ve pazarlamaya ben üretime odaklandık. Bu ortaklık 23 yıl sürdü ve sorunsuz dostça ayrıldık. Halen de eski ortağımın bazı markalarını biz üretiyoruz. Ortaklığımızın ilk yıllarından itibaren yeni ürünlere girdik. Deodorantlar, dizel araçlara eter spreyleri derken, 1979’da 1.200 metrekarelik bir yere taşındık. Başkalarına fason üretmeye de başladık ve 1982’de Kurtköy’de arsa alıp kendi fabrikamızı yapmaya başladık. 1986’da önce 2.500 metrekarelik, sonra da 6.500 metrekarelik kapalı alana yükseldik. İhracatlara başladık.

İhracatla büyüdük Ar-Ge’de iddialıyız

ATİLLA Öztürk, şu anda 75 kişilik istihdamla yola devam ettiklerini belirtiyor ve şu bilgileri aktarıyor: “2002’den 2010’a kadar ciromuzun yüzde 90’ını ihracattan sağladık. Bazı zincir mağazalar hariç iç piyasaya ürün vermedik. Ancak küresel krizle yeniden iç piyasaya yöneldik. Ciromuzun yüzde 60’ı ihracattan. 2011’de 4 milyon dolarlık ihracat yaptık. Ciromuz ise 12 milyon lira oldu. Bu yıl çok hızlı büyüyoruz. İlk 6 ayda geçen yılı aştık. Çünkü yeni markalarımızla ulusal zincirlere giriyoruz ve bu süreç devam ediyor. Hem kendi markalarımızın pazar gücünü geliştiriyoruz, hem de zincir marketlere private label (market markası) üretimler için anlaşmalar yapıyoruz. Ar-Ge’de iddialıyız, ürün yelpazemize sürekli yeni ürünler katıyoruz.Yanık spreyi, tüy dökücü köpük, ağız spreyi, yara bandı spreyi, pişik spreyi, bronzlaşma spreyi gibi ürünlerimizi de pazara sürdük.”

Fabrikamız yandı pes etmedik

MATSAN Group Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Öztürk, 1990’larda ciddi ihracatlara da başladıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “1997’de yangın geçirdik ve 2 saat 10 dakikada fabrikamız yandı. Can kaybı olmadı ama makinelerimiz ve ürünlerimiz yandı. Sigorta bir kısmını karşıladı. Pes etmedik ve geçici üretim için küçük bir yer tutup yola devam ettik. Piyasadaki kredibilitemizle yeniden işe koyulduk. Aynı yılın ağustos ayında daha küçük bir yer alıp yine kendi fabrikamızın inşaatına başladık. 1999 Ocağında yeni fabrikamızda iş başı yaptık. İnşaat 2002’de tamamlanabildi.”

Tekstili bıraktı ‘Denizli Kebapçısı’ açtı

1965’te MODER Örme San.ve  Tic. A.Ş.’yi kuran Adnan Kanbir, 2010 yılında bu makinalarını devretti ve yeni bir iş kurmak için arayışa girdi. Kanbir, memleketi Denizli’ye özgü Denizli Kebabı ve yöresel yemekleri İstanbul’a taşımak için Denizli Kebap 258’i açarak restoran işine girdi. Tekstil ve konfeksiyonda yıllarca Esprit, Next, George, Disney, Moremore gibi markalara tedarikçi olan Kanbir, Çin, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerin ucuz işçilik avanatjına yenik düştüğünü ve 2010 yılında tekstil imalatından çekilme kararı aldığını belirten Adnan Kanbir şunları söyledi: “Oğlum ve kızımla hayalimiz böyle bir restoran açmaktı. Tekstilde de birlikte çalışıyorduk, şimdi restoranımızda oğlumla devam ediyoruz. Ustalarımızı Denizli’den getirdik.”

Topaç ve fırıldak ihraç ediyor

AHŞAP oyuncaklar üreten Neva Toys, Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş oyuncaklarını yeniden canlandırdı ve Almanya dahil 4 ülkeye ihraç etmeye başladı. Topaç ve fırıldak gibi oyuncakları yeniden üreten Neva Toys, Türk kültürünün bazı masal kahramanlarını da çocuklarla buluşturacak. Ürün çeşidini 100’e çıkaran Neva Toys Yönetim Kurulu Başkanı Murat Etli, “Bakteri barındırmayan kayın ağacı ve doğal boya kullanılarak üretilen oyuncaklarımız zincir mağazalarda hatta organik mağazalarda satılmaya başlandı. Almanya, Cezayir, Irak ve Azerbaycan’a ihracat yapıyoruz. İngiltere, Fransa ve ABD ile ihracat görüşmelerimizde sona yaklaştık. Gerek zeka geliştirici oyuncaklarımız gerekse geleneksel oyuncaklardan oluşan serimiz büyük ilgi görüyor. 2011 yılında 500 bin dolarlık satış rakamına ulaştık. Bu yıl 1 milyon dolarlık hacme ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Hattat Traktör’e tasarım ödülü

HATTAT Tarım’ın ürettiği, A 110 serisi traktör, Macaristan’da düzenlenen Szekkuttas Fuarı’nda “Yılın Traktörü ve Yılın Tasarım” ödülü aldı. 100 beygir gücündeki traktör, Avrupa’dan Latin Amerika’ya Asya’dan Ortadoğu’ya kadar 22 ülkeye ihraç ediliyor. 2010 yılında da Avrupa’da “Yılın Traktörü ve Yılın Tasarımı” ödülünü kazanan A110 Serisi Traktör, 2011 yılında ise İrlanda’da Pulluk Şampiyonu olmuştu. Hattat Tarım, Çerkezköy’deki fabrikasında Valtra ve Ferrari markaları ile de çiftçilere ulaşıyor. 200 bin metrekarelik tesislerde Türkiye’nin en büyük otomotiv yan sanayi fabrikası Hema Endüstri A.Ş ile traktör üretimi gerçekleştiren Hattat Tarım, 20 bin adet kapasiteli fabrikasında, 50 beygir gücünden 102 beygir gücüne kadar 209 model traktör üretiyor.

Kayısı çekirdeğini ayıklayan makine

MAKİNE mühendisi Mehmet Battal, 5 yıllık Ar-Ge çalışmaları neticesinde kayısının çekirdeğini çıkarmak üzere 45 işçinin işini yapan “Patik Mak” adlı makine geliştirdi.
TCDD ve Malatya Belediyesi gibi kurumlarda çalıştıktan sonra emekli olan Mehmet Battal, daha sonra özel sektörde de çalıştığını belirterek, “Battalgazi’de deneme testlerine tabi tutulan makinemiz Türk Patent Enstitüsü’nden 10 yıllık faydalı model belgesi de aldı. Makine imalatı yapan bir firmayla anlaştık. Günde 2.5 tonla 3 ton arasında kayısı çekirdeği çıkaracağını hesaplamıştık. Ancak makinede yapılan bazı değişikliklerden dolayı kapasite düştü. Onları da revize etmeyi düşünüyoruz” dedi.

Migreni rahatlatan terapi bandı çıktı

TEDAVİLERE yardımcı olan sağlık, hijyen ve kozmetik ürünlerini tüketicilerle buluşturan Interday, orucu bozmadığı onaylanmış olan soğuk terapi bandını piyasaya sundu. Migren ve baş ağrısı sorunu çeken yetişkinlerin rahatlamalarına yardımcı olan ve herhangi bir ilaç içermediği belirtilen bu bandın herhangi bir yan etkisi de bulunmadığı ifade ediliyor. Yapışkan ve kaymayan bir yapıya sahip olan soğuk terapi bandı, 5.5 ph değeri ile cilde dost ve anti-alerjik olma özelliğini taşıyor. Çıkarıldığında iz bırakmayan bant, baş ağrılarına karşı rahatlatıcı bir etkide bulunmaya yardımcı oluyor. Migren ve baş ağrıları ile spesifik çalışan Nöroloji Uzmanı Dr. Emel Gökmen, sıcak ve açlığın baş ağrısını, özellikle migreni tetikleyen ana nedenlerden olduğunu söyleyerek, şu bilgileri verdi: “Baş ağrısının temelinde ağrıyan bölgedeki damarlardaki genişleme (vazodilatasyon) yatar. Genişlemiş damarlar hem bası yapar, hem damar geçirgenliği arttığı için o bölgede bir çeşit inflamasyon yaratır. Soğuk uygulama damarların büzülmesine (vazokonstrüksiyon) ve inflamasyonun azalmasına neden olur. Bu nedenle baş ağrısı sırasında uygulanan soğuk kompres iyileşmeye yardımcı olacaktır. Ağrının hissedilen şiddetini azaltmaya destek olacaktır.” Soğuk terapi bandı tüm eczanelerde ve Migros, Macrocenter, Gratis, Rossmann, A101, Şok, Real mağazalarında satılıyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı