"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Memoş Dedemi kaybetmemizin 6. günü...

Nedense annanemdeki gibi parçalamadım kendimi.

Bilmiyorum niye? Belki de kendimi parçalama gibi bir lüksüm olmadığı için bastırıyorumdur duygularımı. Öyle ya, mastır tezimi tamamlamak için son haftalarım. Bir de genel direktörüm Amanda'nın karşısına çıkıp “Bu sefer de Memoş Dedemi kaybettim, bu karmaşık anılarla dolu duygularla tez yazmak inan bana çok zor!” demek yerine; “Amanda bırak beni “Kalite” yerine, Türkiye’deki şehir içi hız sınırını aşan otomobiller ve neden oldukları trafik kazaları üzerine tez yazayım! Bırak beni, son sürat gelip karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı adamı farketmeyip onun tüm kemiklerini kıran, ölümüne neden olan ve muhtemelen kısa bir süre sonra potansiyel katil olarak tekrar trafikte görebileceğimiz Antakyalı sürücü hakkında tezimi yazayım!” demeyi istemekteyim!

 

Annanemi çok çok severdim ama Memoş Dedem de çok özeldi benim için.

 

Nasıl mı hatırlıyorum onu; öncelikle babamdan sonra herkesi dövebilecek en güçlü adam olarak. Sonra, İstanbul Şaşkınbakkal’da otururken, bakkala gittiğimizde Bakkal Amca’ya: “Aiz şaşkın mısınız gerçekten?” diye sorduğumda, 5 yaşındaki torununa, bana, dakikalarca bunun bir yer ismi olduğunu anlatan; içinde Allah inancı olan, 5 vakit namazında, <ı style="mso-bidi-font-style: normal">(küçükken dedem namaz kılarken onun yanına geçer yaptığı hareketleri yapmaya çalışırdım; “Ayseeel, <ı style="mso-bidi-font-style: normal">al şu kızııı namazımı bozdu yine!” derdi...) düzenli orucunu tutan, tertemiz, yerinde duramayan, pembe yanaklı bir adamdı benim Memoş Dedem!

 

Küçükken onlara gittiğimizde: “Ben şimdi gidiyorum, gelirken sana ne getireyim?” diye sorunca, “Dede gitme oynayalım daha!” diye kıyamet koparırdım. O bana: “Yok çok işim var karşıya (Avrupa Yakası) geçecem bugün...” derdi, ben de karşı komşuya gidecek sanır, “Dede gitme karşı komşuyaaa burada kaaal!” diye ağlardım.Perdenin arkasına geçer, karşı eve bakardım dedem geri gelsin diye. Beklerdim.

 

Dede bana salam al derdim, Aysel siz bu çocuğa hiç salam yedir miyor musunuz Antakya’da diye kızardı. Başka bir şey daha iste derdi, hemen sayardım; topitop, bonibon, çokoprens...

 

Küçüklüğümde kutu kutu topitop, koli koli bisküvi; biraz daha büyüdüğümde güzel hediyeler, cep harçlığı en önemlisi ne zaman başım sıkışsa yanımda olan dedem... Beni dinleyen Dedem...

 

En son 7 Ocak’ta Skype’tan konuştuk. Nasıl da yaşlanmış eskisi kadar da görüşemiyoruz diye geçirmiştim aklımdan.

 

Her namazda bana dua eden dedem, artık yok.

 

Nedeni de bir trafik canavarı!

 

Ailemin tüm saklama çabalarına karşın, tesadüfen, Havaalanında çalışan bir arkadaşımdan aldım ölüm haberini!

 

Dedem İstanbul’da yaşıyordu.

 

Nereden bilebilirdik ki trafik canavarının onu kızını ziyaret etmeye geldiği Antakya’da yakalayacağını!

 

Kendi ayaklarıyla geldiği uçakta, tabut içinde döneceğini!

 

Annem nereden bilebilirdi ki her zaman güle oynaya gittiği Havaalanı’na, iki gözü iki çeşme, babasının cenazesini getireceğini!

 

Peki 35 yıllık tıp doktoru babam, nereden bilebilirdi ki bir gün babam dediği adamın kollarında can vereceğini, ona ilk müdahaleyi yapacağını, tüm müdahalelerine rağmen kurtaramayacağını!

 

Havaalanı’nda çalışan arkadaşım nereden bilebilirdi ki benim hiçbir şeyden habersiz İngiltere’de tezimi tamamlamaya çalıştığımı!

 

....

 

Bizim evimiz Antakya merkezde, çevresinde tam 4 tane okul olan bir bölgede. İnsanlar: “Neyse canım 87 yaşında yaşlı adam, Allah sıralı ölüm versin!” diye akıllarından geçiriyor olabilirler. Ama bence ha yaşlı adam, ha ilkokul birinci sınıfa giden bir çocuk. O kadar sürat olduğu sürece ölümlerin pek de sıralı olacağını düşünmüyorum. Evet, benim dedeme çarpan araba, Allah korusun ilkokula giden yeğenimi de biçebilirdi. Bütün bunlar aklıma geldikçe daha da huzursuzlaşıyorum.

 

Bitirme tezimle uğraşmaya çalışıyorum.

 

Merak ediyorum, Avrupa’daki 30km hız limiti Türkiye’de uygulanamaz mı?

 

Trilyonluk stad yaptırmakla, milletin içkisiyle, eğlencesiyle, kılık kıyafetiyle ilgili yasalarla daha çok ilgilenen politikacılarımızın; ülkesini daha yaşanılabilir hale getirecek yasalar üzerinde çalışması daha mantıklı, ve bizler için daha faydalı olmaz mı?

 

Bu kadar mı zor trafik yasaları çıkarıp, şehir içi hız limitlerini ayarlamak, okul bölgelerinde 30km hız sınırlaması getirmek, trafiğe çeki düzen vermek!

 

Yok değil. Ama amaç stad yaptırıpşov yapmaksa zaten gerekli cevabı da alıyorsun hayatta.

 

Spora, spor komplekslerine karşı değilim ama, komplekslerine kesinlikle karşı yapılacak hizmetlerin öncelik sırası, halka sağlayacağı fayda bazında sıraya konmalı diye düşünüyorum. Tabi gerçekten egolarından arınmış, halk için faydalı işler yapmak isteyen politikacılar için geçerli bu dediklerim.

 

NUR İÇİNDE YAT DEDECİM... 

 

Demet T.

<ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">Memoş Dedemi kaybetmemizin 6. günü...

<ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">Demet’in Dedesiyle Skype’dan son konuşma hatırası...

<ı style="mso-bidi-font-style: normal"> 

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">****

Ah Demet... mahvettin beni. Allah rahmet eylesin dedene... Sizin de başınız sağolsun. Trafik bu ülkede her gün kaç can alıyor bilmiyorum. Ama insanın ecelinin dışında, hele de trafik kazası yüzünden, meydana gelen her ölüme, başka türlü yanıyorum...

Trafikte suçlu olup insanların canına kasteden, ölümüne neden olan insanların cezasız kalmasınaysa çıldırıyorum!

Yonca

 

X