"Melis Alphan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melis Alphan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melis Alphan

Memleket yanıyor

Gazetelere göz gezdiriyor, haber bültenlerini izliyorsanız... Memleketin ormanlarının cayır cayır yandığı dikkatinizden kaçmamıştır.

Orman yangınları Akdeniz havzasındaki ülkeler için kaçınılmaz. Tarih boyunca, insanoğlu varken de, yokken de, bu coğrafyada orman yangınları olmuş.
Şimdi bir de başımızda insan nedenli iklim değişikliği belası var.
Bu bela, ani kuraklıklara neden olarak yangınları tetikliyor. En ufak bir kıvılcım, bir cam parçası veya düşen yıldırım yangını ateşliyor.
Ağustos en fena aydı. Sıcaklıklar tavan yaptı, nem en düşük seviyedeydi.
Ya büyük yangınlar çıktı ya da birçok küçük yangın...
Hakkını teslim edelim, yangına müdahalede Türkiye hiç fena değil. Hatta diğer ülkelerden ileride olduğumuz bile söylenebilir.
Müdahale ekiplerimiz, uçak ve helikopter sistemlerimiz var.
Esas cevap aramamız gereken soru şu: Bu yangınların çıkmasını nasıl engelleyeceğiz?
Ama önce orman yangınlarının nedenlerine bakalım.
4 neden sayabiliriz:
Kasıtlı. İhmal. Faili meçhul. Doğal.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın istatistiklerine göre...
1997’de doğal nedenlerle çıkan yangın sayısı 78 (37 hektar).
2010’da bu sayı 281’e (69 hektar) yükselmiş.
Milletçe ve devletçe iklim değişikliği konusunda acil önlemler almak gibi bir kaygımız olmadığına göre...
Bari, diğer konularda bir şeyler yapalım.
Bakın, 2010’da gerçekleşen 1861 yangının 146’sı kasıtlı çıkarılmış, 861’i ihmal sonucu çıkmış, 573’ünün de faili meçhul.
Yani, yüzde 15’inin sorumlusu doğa, geri kalanının müsebbibi insanların ihmali veya kötü niyeti.
Kasıtlı çıkarılan yangınların önemli bir nedeni, halk ile orman işletmelerinin ilişkilerinin iyi olmaması.
Orman yetkililerinin halkla diyaloğunun iyi olduğu yerlerde ise halkın ormana müdahalesi azalıyor. Buralarda, orman sınırında yaşayan halk yasal haklarını alıyor. Yıllık odun ihtiyaçları karşılanıyor, ormancılık faaliyetleri sırasında istihdam sağlanıyor. Yani, yörenin sosyo-ekonomik durumu iyileştiriliyor. Bir orman işletmesi bunu yapmadığında köylü kızıyor, gidip ormanı ateşe veriyor.
Yangınların önüne geçmek için sadece halkla orman işletmelerinin ilişkilerini iyileştirmek de yetmez.
İnsanları eğitmek, yasakları sertleştirmek gerek.
Ormanda ateşli piknik kültürünü azaltmak gerek; hatta tamamen yasaklamaktan başka çare yok.
Aslında birçok yerde yasak ama mesela pazar günleri Kemerburgaz veya Maslak yoluna bakın, pikniğe kapalı alanlarda ciddi bir insan yığını görürsünüz.
Ormanlarda denetim sıkılaştırılmalı. Kasıtlı çıkarılan yangınların motivasyonu bir nebze de 2B yasası.
Bu yasa en basitinden diyor ki: Bir yer orman vasfını yitirmişse orayı başka amaçla kullanabilirsin. Yani, imara açabilirsin.
En son 31 Aralık 1980’e kadar olan 2B diye ayrılmış alanların satışı gerçekleşti.
Bizim insanımız uyanık, biliyor ki vakti geldiğinde yasa yeniden işletilecek. Bu veya başka bir hükümet tarafından...
Gidiyor ormanları yakıyor, işgal ediyor, arazisi sınırındaki ormanlarda yer açıp arazisine katıyor.
2B yasası kaldırılmalı. Çünkü ancak o zaman bir yerin orman vasfı kaybettirilemeyecek. Olur da yine ormanı yakıp yıkan olursa arazi satışa çıkarılmayacak, ağaçlandırılacak.
Çıktığı günden beri, tüm partilerin, siyasetçilerin tam mutabakat sağladığı ender yasalardan 2B... Çünkü hepsi için oy demek.
Ama aynı zamanda orman yangınlarına bilet demek.

X