« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Mektebi var!

Fenerbahçe serbest atış kullanıyor. Sivok, topa vurulmadan önce barajın önüne atlayıp, bilerek, bilmeyerek topa elle temas ediyor. Yunus Yıldırım penaltı çalıp, sarı kart gösteriyor.

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

İşte bizim maçı birlikte izlediğimiz arkadaşlarla tartışmamız da burada başlıyor.

Benim doğrum en doğrudur, arkadaşlardan birisi ilginç bir tez atıyor ortaya: “Serbest atış kullanılmadan önce Sivok 9,15 kuralını ihlal etti. Sarı kart verilir, atış tekrarlanır. Elle oynamadan önce zaten oyun durmuş sayılır”

Gülşah Erkaya yazıyor

Aynı kafadan diğer bir arkadaş destekliyor, “Evet, bence de. Ne yani top eline değil de kafasına çarpıp taca gitseydi, oyunu taçla mı başlatacaktı?”

Ben erkek egemen bir oyunda, ortamdaki erkeklerin bilmediği bir kuralı biliyor olmanın keyfiyle sırıtarak cevap veriyorum ama tadını çıkararak. “Hayır, top dediğin gibi taca gitseydi, sarı kart gösterip, serbest atışı tekrarlatacaktı”

Bizim çokbilmişler atılıyor: “Bak gördün mü, sen de çifte standart uyguluyorsun. Olur mu öyle şey. Önce alan ihlali var, atış her koşulda tekrarlanır.”

Sırıtırken azalan ağız-kulak mesafemi biraz daha kısaltarak cevap veriyorum: “Hayır, aynı anda iki ihlal varsa, en ağır olanın cezası uygulanır. Açın kitabını okuyun”...

Bu tartışma maç bitene kadar ve hatta daha da ötesine kadar sürüyor. Bizim çok bilmişler maç sonrası yorumcuların bu konuya değinip, hakemin hata yaptığını söylemeleri için dualar eşliğinde yarım saat kadar maça verdiklerinden fazla dikkatle TV’ye bakıyorlar.

Bu sabah maillerime baktığımda aynı şahısların yarı kabul, yarı inkar maillerini okuyorum. “Evet, söylediğin kural doğru. İnternetten baktık. Ama yine de Sivok elle oynamadan önce (1-2 salise önce) alan ihlali yaptığı için, bizim tezimiz de doğru. Alan ihlali ile elle oynama aynı anda yapılmış ihlaller sayılmaz”...

Rahmetli Einshtein’a bir kez daha hak veriyorum. “Bir ön yargıyı yıkmak atomu parçalamaktan daha zor”, “Atomu parçalamak zor da olsa mümkün ama bir taraftarın önyargısını yıkmak imkansızdan da öte”...

Bu arkadaşlara söylenecek tek söz, lise yıllarımızdan kalma bir tezahürat “Mektebi var, mektebi var...”

Maça Gelelim mi?
Bence gelmeyelim. Maçta dikkatimi çeken en önemli husus Beşiktaş oyun kurgusu ve kadrosunda idi. Sağ ve sol kanatları her rakibi korkutacak kadar tehlikeli olan Kartal’da göze çarpan boş bir masa vardı. Sahanın tam ortasında, Tabata’ya ayrılan, ama bazı nedenlerle dolmayan Maestro Masası...

Beşiktaş tren kaçmadan ve bu güzel kadro sıkıntıya düşmeden önce, o masayı doldurmak zorunda. Gaziantep’te o masanın Tabata için yapılan rezervasyonunun iptal edilmediği, sadece ertelendiği kulağımıza geliyor. Kızıl başkan biri sağa, biri de forvete iki transfer daha yapıp, sonra da Tabata’yı kargoya verecekmiş, diye duyuyoruz. Sayın Kızıl bu duyumlarımızı ısrarla yalanlıyor. Ama durun bakalım daha 1 Eylül’e çok var. Bu köprünün altından çok sular akar...

Not: Belki biraz özel, biraz da ukalalık gibi görünebilir ama yine de yazmak istiyorum. Gaziantep’in en çok okunan yerel gazetelerinden “Gaziantep Pusula” gazetesinin imtiyaz sahibi Sayın Mehmet Demir’e okuyucuları ile paylaştığı yazılarım ve hurriyet.com.tr hakkındaki olumlu görüşleri ve övgüleri için teşekkür ederim.

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz